- Kategori
- Trafik
Trafik kültürümüz

Yazılı trafik kuralları var. Uymayanlara trafik polisi ceza yazar. Ama bir de yazılı olmayan kurallar vardır. Toplumlar zaman içinde, kendi trafik kültürlerini oluşturuyor. Bu kültür yazılı olmayan gayri resmi kurallar gibidir.. Asıl sorun trafik kültürümüzden kaynaklanıyor. Ülkemizde trafik kültürü oluşumu bölgesel farklılıklarda göstermektedir.
Adana’da araba kullanmakla, Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Diyarbakır’da araba kullanmanın farklı olduğunu görebilirsiniz.
Adanalılar kızmasın ama hepsinin sanki bir acelesi var gibi..
Hele dolmuş sürücüleri müşteri kapmak, istediği yerde bindirmek indirmek alışkanlıklarıyla trafiği altüst ediyorlar.
Yolculara da çevreye de saygıları yok En başlarda toplumun tepkili olduğu bayan sürücülere toplum yavaş yavaş alışmakta.
Bu konuda yaşanmış, bir olayı kısaca anlatmak istiyorum.
Türk vatandaşlarımızın Avrupa kapılarına işçi olarak gittiği ilk dönemler.
Vatandaşlarımız tatil için Türkiye’ye dönecekler. O zamanlar şimdiki gibi, uçaklar yaygın değil.
Bir otobüs firmasına giderek anlaşırlar.
Otobüsün hareket saati gelince herkes otobüste yerini alır.
Otobüs harekete hazırdır.
Vatandaşlarımız, direksiyonun başında sarışın bir bayanın oturduğunu görünce, önce birbirlerine bakarlar, sonra teker teker otobüsten inerler.
Şirkete, bayan sürücüyü kabul etmediklerini, erkek sürücü istediklerini bildirirler..
Şirket yetkilileri , uzun yol için en iyi sürücülerini görevlendirdiklerini, en iyisinin de sarışın bayan olduğunu bildirirler.
Vatandaşlarımız zorla ikna edilir.
Yolculuk başlar ve başarıyla sona erer, Türkler bayan sürücüye teşekkür ederler.
Avrupa ülkelerinde toplu taşım araçlarını kullananların çoğunluğu bayan.
Bu yazıları yazarken, ülkemizde kaç uzun yol bayan sürücü veya belediye otobüslerimizde kaç bayan sürücü var merak ediyorum.
Varsa bile bu sayı çok azdır diye düşünüyorum.
Ülkemizde trafik kültürünü erkeklerin tek başına oluşturmuş olması olumsuzlukların başlangıç noktasıdır.
Maço kültürümüzde, trafik kültürümüzü etkilemiştir.
Bisikletin ülkemize ilk girişinde şeytan arabası diye tepki gösteren zihniyet, şimdi en çok bu aracı kullanıyor.
Bu da bir zihniyet gelişimidir.
Kurallara pek aldırmayan,
kendi kurallarımızı koyan bir toplumuz.
Kimse yolda kalmasın diye, kırk kişilik araca altmış kişi binen bir toplumuz.
Dolmuş kültürü, bize özgüdür. Bunun yan ürünü olarakta dolmuş müziği oluşmuştur.
Kamyonlara, dolmuşlara yazılan yazılar, trafik kültürümüzün yazıya geçmiş halleridir!
Trafikte yazılı olmayan çok önemli hususlar vardır.
Bunun en başında saygı sevgi ve hoş görü gelmektedir.
Hata yapan sürücüyü kurtarmak, onun yanlışlarını kapatmak önemli bir harekettir.
Yanlış sollama yaparak, bir araç karşımızdan geliyorsa hızımızı kesip, hafif sağa kaçmak herkesi kurtarabilir.
Yayaların öncelikli olduğunu bilmeliyiz.
Karşıdan karşıya geçmeye çalışan insanlar yaşlı, görme özürlü, engelli olabilir.
Sabırlı olmalıyız. Her şeyin temelinde insan vardır.
Yerleşim alanında hızımız her zaman düşük olmalıdır.
Her sokaktan küçük bir çocuk, köpek çıkabilir.
Trafikte insanlar, cinsiyet ayrımı gözetmeden birbirine yardımcı ve anlayışlı olmalıdırlar.
Korna ancak zorunlu durumlarda kullanılmalıdır.
Işıkta beklerken, öndeki aracı kornayla uyarmak, hem çok saygısız hem de çok tehlikeli bir harekettir.
Önde bizim göremediğimiz bilemediğimiz bir durum olabilir.
Korna çalmak öndeki sürücüye kaza yaptırabilir.
Araç sürerken telefonla konuşmak kadar tehlikeli ve görgüsüz bir durum olamaz.
Müziği sonuna kadar açarak yerleşim alanlarından geçmek kadar görgüsüz bir durum olamaz
Her an herkesin hata yapabileceğini düşünmeliyiz.
Başka sürücülerin yapacağı hataları yanlışları kapatmak için gayret göstermeliyiz.
Kavşaklara yaklaştığımızda ışık olsun olmasın mutlaka hız kesilmeli veya durulmalıdır.
Dalgın birinin kırmızı ışıkta geçebileceğini, göz ardı etmemeliyiz.
Böylece hata yapanın hatasını düzeltmiş oluruz, Bize de zarar verecek olan kazadan herkes kurtulmuş olur.
Trafik kültürümüzün gelişmesinde olumlu davranışlar geliştirmeliyiz.
Gurbetçilerimizin ülkemize gelişlerinde bir çok kaza yapmalarının nedenleri üzerinde bilimsel bir çalışma var mıdır bilmiyorum ama bana göre göz ardı edilen bir durum var.
Ülkemizde maalesef kuralsızlık hakim olduğundan, kurallara uymakta kaza yaptırabiliyor.
Gurbetçilerimiz kurallara uyduğu için, kurallara uymayanlar tarafından trafik kazalarına bulaştırılmaktadır.
Bencil. Hoş görüsüz davranışlardan kaçınmalıyız.
Trafikle Avrupa ülkelerine göre geç tanışmış olmanın, erkek egemen bir toplum olmamız ve kaderci anlayışımız, “Trafik Kültürümüzü” olumsuz yönden etkilemiştir.
Eğitimle, zamanla bu konuda epey yol alacağımızı umuyoruz
Yazılı trafik kuralları kadar önemli olan trafik kültürümüzün gelişimi, eğitimimizle, anlayışımızla, zihniyet değişimimizle, birlikte zaman içinde iyi bir yere gelmesini umuyoruz..


