- Kategori
- Güncel
Trafik sigortası ile çevreyi sigortalamak!

canakkale.bel.tr'den
Eski araçların “trafik sigorta ücretleri” yükseltilecekmiş!
Hem de şimdikinin birkaç katı olacak şekilde!
Mümkün mü?
Milyonlarca kişiyi ilgilendiren, kalabalıkların canını acıtacak bir değişiklik yapılabilir mi?
Önümüzde seçim olduğu için biraz zor!
İşin orasında değilim... İşin gerekçesindeyim:
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu değişikliğe “çevre kirliliğini” gerekçe gösteriyor...
“Eski araçlar çok yaktığı, zehiri daha az filtre ettiği için çevreyi çok kirletiyor”muş!
Hal böyle olunca, “çevreyi kirleten bedeli ödemeli”ymiş!
“Gelecek kuşaklarımıza daha yaşanılabilir bir çevre bırakmakla sorumlu”ymuşuz!
Tabii aynı zamanda, çok kirleten eski araçlar caydırıcı, yeni araçlar cazip olsun diye de yeni düzenlemeye gidiliyor!
Gerekçeler pek makûl!
Çevrecilerin yıllardır söylediği, savunduğu hususlar...
Tabii yeni araçları teşvik hariç... Çünkü yeni araç demek, daha çok kaynağın harcanması demek! Çok tüketimden dolayı çocuklarımıza bir şey bırakamamaktan kaygılıyız.
Bununla beraber, Bakan’ın gerekçeleri, “çevre duyarlılığı” ziyade ilgi çekici!
Şaşrtıcı!
Elbette bu “çevre ilgisi” bir hükümet politikasının yansıması! Yani iktidar çevre konusunda hassas! Gelecek nesillere temiz bir çevre bırakmakta kararlı gözüküyor!
Tabiatıyla, insan buna seviniyor...
Sevincimizin sahici ve sürekli olmasını umuyor, iktidarın şimdiye kadarki “çevre karşıtı” icraatlarının sona ermesini bekliyoruz...
Toprağı, suyu ve havayı kirleten,
Milyonlarca ağacın kesilmesine sebep olan,
Tarihî-antik kalıntıların sular altında kalmasına yol açan,
Küresel ısınmayı tetikleyen, doğayı tahrip eden birkaç yatırımı dikkatlere sunmak istiyoruz:
1. Turgutlu’daki ÇALDAĞ nikel işletmeciliği...
2. Bergama’daki antik kent Allianoi’yi sular altında bırakacak baraj projesi...
3. Çanakkale-Kazdağları’ndaki altın madeni işletmeciliği...
4. İzmir-Efemçukuru’ndaki altın madeni işletmeciliği...
Bunların doğayı tahrip etmesinin, çevreyi kirletmesinin, bugünkü ve gelecek kuşakları zehirlemesinin önleneceğini umut edebilir miyiz?
Eğer hakikaten çevre umurunuzdaysa bu işletmelere ve projelere hemem dur demeniz lâzım!
Bunlara hiçbir şey yapmadan, sadece “trafik sigortası” ücretlerini, çevre gerekçesiyle yükseltmeniz kimseye inandırıcı gelmeyecektir!
x x x
KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Güney yarım kürede şu sıralar yaz mevsimi yaşanıyor.
Avustralya’da son “bir ayda 4 sel felaketi” olmuş...
Haber, yaz aylarında Türkiye’de meydana gelen sel felaketlerini hatırlatıyor...
Ayrıca, yaz mevsiminin aşırı sıcak geçtiğini, kışların yumuşadığını da hatırlatalım.
Yerküre, “güney”iyle, “kuzey”iyle feryat ediyor, “ben ölüyorum” diyor ama insanoğlu kulaklarını tıkıyor...
En büyük meselemiz bu; havanın, suyun, toprağın hızla kirlenmesi ve ısınması...
Şaşırtıcı olan, kirlenmeye en az sebep olan kırsalda uyanma var da, şehirlerde tık yok...
x x x
GÖZDEN KAÇANLAR
“Mart’ın 5’inde gazeteciler, Başbakana, Selahattin Demirtaş’ın ‘Biz etle tırnak falan değiliz. Biz onurlu iki eşit halk olacağız’ sözleri hakkındaki düşüncesini sordular. Başbakan aynen şöyle cevap verdi: ‘Öncelikle Sayın Demirtaş’ın bir şeyi öğrenmesi lazım. ’Bu ülkede iki eşit halk’diye bir tespit yaparsanız bu ayrımcılıktır. Et tırnak gibi dediğiniz zaman bu gönüllerin, tüm 76 milyonun birbiriyle kaynaşmasıdır. Bunu kime sorarsanız sorun bu ideal olanıdır ama bunlar ’iki eşit halk gibi’dediğiniz zaman kantara çıkarıyor. Kantar tutmayabilir. Bu yanlış tespittir...’ (Star, 5 Mart 2013, saat 19.41).
Başbakan birçok konuşmasında ‘Türk, Kürt, Laz, Çerkez...’ diye sayıp ‘Türk’ ü üst kimlik konumundan indirerek diğerleriyle eşitlemiyor muydu? Şimdi neye itiraz ettiğini anlayan var mı? Hem ‘kantar tutmayabilir’ ne demek? Yani birisi ağır mı çeker? O zaman Birgül Ayman Güler’e niye kükreyip durdunuz?”
Ahmet B. ERCİLASUN, Yeniçağ, 10 Mart