- Kategori
- Güncel
Trafikte Cam Silme Bahanesiyle...

Sabah simitlerimizi almış eve gidiyordum. Karşıdan gelen gençten, zayıf, çelimsiz, kötü giyimli biri, mahcup ve çekingen bir tavırla “abi, bi ekmek parası…” dedi, hiç düşünmeden elimdeki bozuklukları avucuna bıraktım… Teşekkür edip yoluna devam etti.
O çocuğun peşinden gelmekte olan ve olanları gören iyi giyimli, orta yaş üstü, iyi eğitimli olduğu her halinden belli bey, nazik, ancak ses tonu itibariyle tepeden bir tavırla, “…neden para verdin ona, genç adam, gitsin çalışsın, alıştırıyorsunuz, herkesin başına bela oluyorlar…” dedi.
“Ekmek parası istedi…” diyecek oldum, “yalan söylüyor” dedi.
“Tanıyor musunuz?” dedim, “hayır ama bunlar hep böyle, çoğu da milyoner olmuş, dilenciliği geçim yolu yapmışlar, bunlara para vermemeniz lazım…” diye uzattı.
“sizce bu dilencilerin içinde bir ekmek parasına muhtaç tek bir kişi bile gerçekten yok mudur” dedim, “binde birdir” dedi. “Bu kişiyi tanımadığınızı söylediniz, bunun o binde bir olmadığını bilmediğinize göre bana bu söylevi çekme hakkını kendinizde nasıl görebiliyorsunuz? Ben dilencilği geçim yolu yapmış bin kişinin arasından gerçekten muhtaç o tek kişi olmadığından emin olmadan benden istediği bir tek ekmek parasını vermemiş olmaktansa yanılıp diğerlerinden birine fazladan bu parayı vermiş olmayı tercih ederim…” dedim, yoluma devam ettim.
Zaten çoklardı, 4 milyon da Suriyeli geldi, her taraf bu türden insanlarla doldu. Ve şükür, sokakta açlıktan ölme vak’aları öyle sık görülmüyor.
Önümüz kış. Dilerim aralarından hiç biri soğuktan ve açlıktan yaşamlarını yitirme tehkikesiyle karşı karşıya kalmasın.
Bu durumdakiler içinde bir grup var ki onlara dair bir kaç küçük tespitimi paylaşmadan geçemeyeceğim.
Trafik ışıklarında cam silenler…
En işlek kavşaklarda, herkesin gözü önünde, duran trafikte, ön camın ortalarına uzanabilme numarasıyla, arabaların ön kaputlarının üzerine abanıp silecekten tutunarak ve para verme hazırlığında olduğunuzu görmeden, trafik açılsa bile yakanızı bırakma niyetinde olmadığını da tüm kararlılığıyla belli ederek sözüm ona camınızı silenler…
Bunların mevcudiyetleri de vak’a.
Böylelerinden bazılarının para vermeyen sürücülerin araçlarına zarar verdikleri, para vermek isteyenlerin cüzdanlarını veya çantalarını kapıp kaçabildikleri, verilen parayı azımsayıp sürücülere saldırabildikleri de vaka-i adiden olmuş.
İşi bu raddeye getirmemekle beraber, istemiyorum dediğiniz halde işi fiili saldırı boyutuna çıkarmayan ancak yakanızı da bırakmayan daha masum gibi duranların da aslında diğerlerinden bir farkları olmuyor.
İnsanları korkutuyorlar. Yakalarını bırakmamalarıyla korkutuyorlar. Sebep olacakları kazalara dahil etmekle korkutuyorlar, bakışlarıyla, sözleriyle korkutuyorlar…
Bu kişilerin, tacizleriyle, baskılarıyla, karşılarındakini istemeden de olsa para vermek zorunda bırakmaları ceza kanunumuzun 148. ve izleyen maddeleri anlamında yağma ve gasp suçu oluşturuyor.
Buna rağmen bu kişiler herkesin, örneğin kavşaktaki trafik polislerinin, araçlarındaki savcıların, hakimlerin, belediye zabıtalarının, vergi memurlarının, siyasetçilerin… yani hepimizin gözleri önünde, bu faaliyetlerini sürdürüyorlar.
“Devlet, toplasın bunları, izin vermesin bu şekilde terör estirmelerine…” diyecek oluyorum, biraz daha düşününce vazgeçiyorum.
“O kişi, gecenin karanlığında sokakta yolumu kesip gasp yapacağına, burada bu şekilde yapsın, daha iyi…” diyorum, vazgeçiyorum.
“Onu böyle davranmaya zorlayan sebeplerin tek suçlusu o mu?” sorusu aklıma geliyor, yine vazgeçiyorum.
Teknoloji geliştikçe işsizlik artıyor, haliyle yoksulluk artıyor, bu durumdaki insanların sayısı artıyor.
Sabıkalısı var, eğitimsizi var, engellisi var, madde bağımlısı var, türlü çeşitli sebeplerle muhtaç olmuşu var, yardım vakıflarına ulaşamayanı var, yardım vakıflarının ulaşamadıkları var… Bir de bu lanet savaşlar, terör, hele de sömürü düzeninin acımasızlığı, dilenmesin de, dileniyor gibi yapmasın da ne yapsın diyorum.
Elinde çekçek, aracımın camını silecekmiş gibi yaparak benden bozuk para isteyen o çocuğa bakıyorum, gasp suçu işliyor olsa da yakınmaktan vazgeçiyorum, herhangi bir saldırı ihtimaline karşı olabildiğince dikkatli olmaya çalışarak istediği tekliği uzatıp sevindirmenin şimdilik çıkar yol olduğuna karar veriyorum.
Bu bir sosyal yara. Sarılmalı. Bunda da hepimizin sorumluluğu var.
Kendimce sorunu kafamda bu şekilde çözüyor, yoluma devam ediyorum,
Kenan IŞIK