​ TRT'de, bir canlı yayının ardından... / Basın Yayın / Medya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '08

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

TRT'de, bir canlı yayının ardından...

TRT'de, bir canlı yayının ardından...
 

Canlı canlı...çok heyecanlı ..:))


Ramazan Bayramı'nın ikinci gününde, unutamadığım güzel anılarımda yer alacak olan saatler yaşamıştım...

Bir taşla iki kuş vurmuştum...İstanbul'umuzu doyasıya gezmiş; kalemim elverdikçe bu şehri yazmış ve güncelerimi resimlerle süslemiştim..

Ramazan Bayramı'nı,en güzel duygularla yaşadığım güneşli bir gün, TRT İstanbul Radyosu'na ''Edebiyatımız ve Bayramlarımız'' konulu, canlı yayınla konuk olmuştum...

İstanbul'da olmak,o güzelim şehrin havasını yaşamak ayrı bir lezzetti benim için...Ankara'da Ramazan Ayının lezzetini ve rehavetini yaşarken, şirin İzmir'e dönüşüm ve arkasından yeni evli oğlumun bayramı birlikte geçirme arzusu üzerine İstanbul'a hareket edişimiz, ''Leyleği havada görmenin '' dayanılmaz seyahat zevkini vermişti bana...

Otuz gün içinde, üç büyük şehrimizin ayrı ayrı Ramazan havasını solumuştum...Yahya Kemal'in: ''Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü severim.'' şeklindeki söyleminin bir ironik yaklaşım olduğunu kabullenmişimdir...

Ankara'nın huzur veren dinginliğini, plânlı bir şehir oluşunu;İzmir'in Tanrı vergisi güzellikleriyle Ege'nin bir incisi oluşunu ve bu şehirlerde yaşamanın ayrı bir şans olduğunu hep düşünmüşümdür...

Bir hazine olan ülkemizin ,güzel olmayan bir yöresi var mıdır ki !..Her tarafımız kendine özgü pırlantalarla dolu...

Onun için değil midir ki yedi düvel ''devenin '' gözü üzerimizde !..
.........

MB'den tanıdığımız sevgili arkadaşımız,TRT Prodüktörü Gülnâme Hanım'ın (Vakayinüvis) nâzik davetiyle, kendimi ikinci kez, TRT İstanbul Radyosu'nun sevimli stüdyosunda, yine bir '' canlı yayınında'' bulmuştum...

Birinci canlı yayınım, 1 Eylül 'de, İzmir'deki evimden katıldığım: '' Okullarımızda Yaratıcı Drama ve Uygulanışı '' konusundaydı...

Okullar açılmasına rağmen, hâlen önemi ve gereği anlaşılamamış olan, Yaratıcı Drama'nın çocuklarımız için ne denli lüzumlu bir eğitim yöntemi olduğunu anlatmıştım...

İkinci canlı yayınım,TRT'nin Harbiye'deki muhteşem tarihi mimarisiyle, beni çok etkileyen İstanbul Radyoevi'nde gerçekleşmişti...Gülnâme Hanım'ın, radyoya 50 km.uzakta olan , Beylikdüzü'ne resmi araç göndererek beni evimden aldırması ve proğram sonrasında ,yine aynı nezâket ve saygınlıkla evimize yolcu etmesi,unutulmayan bir güzel anıydı...

Radyoya geldiğimde, beni güler yüzle ve bir dost sıcaklığıyla karşılayan ve arkadaşım olmasından dolayı onur duyduğum, Gülnâme Kurtgöz Hanımefendi'ye...

Proğram süresince gözlerinin içi gülen, insanı evindeymiş gibi rahatlatan tavırlarıyla, spiker- sunuculuk mesleğinin tüm inceliğini ve ustalığını sergileyen güzeller güzeli,Tülây Tüzün Hanımefendiye...

Konukseverliğinden ve desteklerinden dolayı proğram yapımcılığında görevli sevgili, Özlem Demir Hanımefendi'ye ve saygıdeğer,tüm yayın ekibine teşekkürlerimi sunarım...

Canlı yayınımızda, eski İstanbul saray bayramlarını, Nevruz ve Hıdrellez'in edebiyatımızdaki yerini,yabancı yazarların kaleminden dinî bayramlarımızı dile getirmiştim...

Edebiyat Tarihi'mize geçen ve ünlü romancılarımızın, şâirlerimizin bayram konulu esrlerinden kısa örnekler sunmuştum...Ramazan Bayramı'na, neden Şeker Bayramı da denildiğinin tarihsel öyküsünü anlatmıştım...

Fuzûli'den, Nedim'e...Karacaoğlan'dan ,Yahya Kemal'den ,Cahit Sıtkı'ya kadar ünlü şâir ve ozanlarımızdan dizeler ''dillendirmeye'' çalışmıştım...

Gülnâme Hanım'ın güzel bir sürpriz yaparak proğramın tam ortasında, konumuz içinde yer alan,Tatyan türündeki, meşhur Erzurum Bayram türküsünü çaldırması çok anlamlı olmuştu...

''Dün gece yâr hânesinde,

Yastığım bir taş idi...

Altım çamur,üstüm yağmur,

Gene gönlüm hoş idi...''

........

Böylece gönlümüz gerçekten çok hoş olmuştu...

Güzel bir Bayram gününde, tadı damağımda kalan canlı bir yayın yapmanın ve TRT -İstanbul'da olmanın onurunu duymuş;ayrıca zevkini tatmıştım...

''Bayram ve Edebiyat '' konulu ayrı bir blogla, bilgilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum...

TRT'deki canlı yayınımın ses kaydını da gelecek yazıma konuşlandırabilirim...

Yayını ,''Kaçırdım '' diyen dostlar dinlesin ve üzerinde konuşalım,yazışalım diye...

Ülkemizin üzerinde dolaşan kara bulutlar dağılsın; kötü günler geride kalsın,bayramlı günler gelecekteki çocuklarımızın olsun istiyorum...

Bu yazımı bir Bektaşi fıkrasıyla bitireyim...

Bektaşinin de bulunduğu bir ortamda erenlerden biri cemaatten, genç bir adama sorar:

''-Bre muhterem, bu Ramazan'da kaç gün oruç tuttun ?..'' Genç adam süklüm püklüm fısıldamış:

''-Bir gün oruç tuttum efendim ...'' Deyince Bektaşi, oradan atılmış :

'' Benden bir gün fazla oruç tutmuş muhterem !..'' demiş...
.........

Mesut SELEK-2008.







 
Toplam blog
: 1521
: 1639
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..