- Kategori
- Sağlık
Tüm diyabet hastaları diyabetik retinopatiye karşı göz taramasından geçirilmeli

Diyabet Retinopati
Diyabet en önemli körlük nedenlerinden birisidir!
Diyabetik-retinopatiDiyabet (Şeker hastalığı) tüm dünyada en önemli körlük nedenlerinden birisi olarak gösterilmektedir. Diyabet hastalığı uzun dönemde katarakt, glokom, görme keskinliğinde değişimler ve diyabetik retinopati gibi göz sağlığı sorunlarına neden olmaktadır. Sistemik bir hastalık olan diyabet kalp damar hastalığı, böbrek hasarı ve iyileşmeyen yaralar gibi çok sayıda yan hastalığa da neden olmaktadır. Bunlardan birisi olan diyabetik retinopati (Diyabetik Retinopati) en önemli kalıcı körlük nedenlerindendir. Yavaş gelişen bir komplikasyon olan Diyabetik Retinopati diyabet hastalarında çok yaygın görülmekte ve uzun dönemde gözlerde ciddi tahribatlara neden olabilmektedir. Bu nedenle tüm diyabet hastalarının başta Diyabetik Retinopati olmak üzere görme ile ilgili düzenli aralıklarla kontrolden geçmeleri şiddetle önerilmektedir.
Diyabet hastalarının ortalama %25’inin herhangi bir evrede Diyabetik Retinopati’ye sahip olduğu düşünülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünya genelinde 45 milyon kayıtlı kör birey bulunmakta ve bu körlüklerin önemli bir bölümünün Diyabetik Retinopati’ye bağlı olduğu ifade edilmektedir. Tip 1 Diyabeti olan hastaların on dört yıl boyunca takip edildiği bir çalışmada diyabet hastalarının %96’sında retinopati geliştiği saptanmıştır. Bir başka çalışmada ise ilk kontrollerinde retinopatisi olmayan tip 2 diyabet hastalarının 6 yıllık takipleri sonunda %41’inde retinopati geliştiği saptanmıştır.
Diyabetik retinopati nedir?
Retinopati retinanızı (gözünüzün arka kısmında ışığın üzerine düştüğü dokular) besleyen ince kan damarlarının zarar görmesi sonucunda gelişen ve körlüğe neden olan önemli bir hastalıktır. Diyabet nedeniyle göz damarlarının zarar görmesi kan sızıntısına (hemoraji) neden olabilir. Diyabetik Retinopati’nin bir başka özelliği de retina yüzeyinde yeni kan damarlarının oluşmasına neden olabilmesidir. Bu yeni damarlar kolayca kanar. Çeşitli biyokimyasal mekanizmalar glukoz metabolizmasını değiştirerek Diyabetik Retinopati’nin gelişmesine ve ilerlemesine sebep olmaktadır. Bu değişiklikler ve diyabette kan viskozitesindeki (yoğunluk) artış sonucunda retinada tıkanıklıklar ile damarlarda geçirgenlikte artış ile sızıntılar ortaya çıkar.
Üç tür diyabetik retinopati vardır. Arka tarafta meydana gelen retinopati görüşünüzü etkileme açısından en az ciddi olandır. Pre-proliferatif retinopatide, retina şişer ve kan sızdırarak görüşünüzü engellemeye başlar. Bir diğer tür olan proliferatif retinopati ise genellikle aniden görme kaybına neden olabilen şiddetli kanama nedeniyle oluşur ve kişinin görüşü bulanıklaşmaya başlar.
Diyabetik retinopati belirtileri
Bulanık, perdeli ve çift görme
Gözde yanıp sönen ışıklar ve renksiz noktalar
Gözde koyu renkli, uçuşan noktalar
Tek ya da her iki gözde ağrı ve basınç hissi
Gözlerinizin dış kenarlarında kalan yerleri görmede zorlanma
Diyabet nedeniyle retinada sorunlar ilerledikçe, göz dibinde yeni küçük damarlar oluşmaya başlar. Bu yeni damarlar zayıf ve düzensizdir, kolaylıkla kanayıp ışığın retinaya ulaşmasına engel olurlar. Bu gibi durumlarda uçuşan noktalar nedeniyle kişinin görme miktarı hızla azalır. Bu kan bazen kendi kendine temizlenebilir, bazen de cerrahi müdahale yapılması gerekebilir. Zamanla, şiş ve zayıf damarlar yeni bir doku yaratır ve bu doku retinanın yırtılmasına yol açabilir. Retina yırtıldığında kişi yanıp sönen ışıklar ve uçuşan noktalar görmeye başlar, gözünün üstüne bir perde inmiş gibi hisseder. Retina yırtıkları tedavi edilmezse bir süre sonra artan görme kayıplarına ve devamında kalıcı körlüğe neden olabilirler.
Diyabetik Retinopati’nin diğer belirtileri arasında küçük benekler, çizgiler, bulanık görme, gece iyi görememe ve parlak ya da loş ışığa uyum sağlamakta güçlük çekme sayılabilir. Vitröz jel içine doğru meydana gelen şiddetli kanama yeni kan damarlarının ve fibröz liflerin meydana gelmesine neden olabilir. Bu çok ciddi bir durumdur çünkü bu fibröz lifler büzülerek retinayı yerinden çıkarabilir – bu da düzeltmesi oldukça zor bir retina deformasyonu türüdür. Tedavi bazen hasarı engelleyebilmekle birlikte, gecikilmiş durumlarda körlük kalıcı olabilir.
Diyabetik retinopatinin nedenleri?
Diyabetik Retinopati’nin en önemli nedeni kontrolsüz diyabettir. Bu nedenle diyabet hastalarının kan şekeri düzeylerini ve genel sağlık durumlarını korumaları çok önemlidir. Düzenli kontrol olmayan ve kan değerleri bozulan kişilerde uzun dönemde görme kayıpları ve Diyabetik Retinopati gelişmesi kaçınılmazdır. Kan şekerinizin yüksek olması veya yüksek tansiyon sorununuz olması kan akışınızın artmasına neden olabilir. Bu da gözünüzdeki bir membranın kalınlaşmasına neden olur ve dolayısıyla gerekli sıvıların retinanızın içine ve dışına girip çıkabilmesi engellenir. Bunun ardından hasarlı hücreler yeni kan damarlarının oluşmasını sağlayan özel kimyasallar salgılamaya başlar. Bu yeni kan damarları daha fazla sıvı sızdırma eğilimindedir. Bu durum tedavi edilmezse, büyüyen kan damarları görüşü engellemeye başlar ve hatta gözün içinde komplikasyonlara neden olabilir. Ayrıca kolesterol seviyesi de yüksekse veya gebelik söz konusu ise Diyabetik Retinopati riski daha da artacaktır.
Diyabet ne zaman gözleri etkilemeye başlar?
Diyabet süresi göz komplikasyonları ile direkt ilişkilidir. Diyabetin başlangıcından 20 yıl sonra Tip I diyabetli hastaların neredeyse tümü, Tip II diyabetli hastaların ise %60’ından fazlasında çeşitli oranlarda retinopati gelişmektedir. Diyabetin görme kaybına yol açan en önemli komplikasyonu Diyabetik Retinopati olarak tanımlanmıştır. Buna bağlı olarak gelişen maküla ödemi, retina ve vitreus içine olan kanamalar, neovasküler glokom, körlüğe götüren sonuçlardır. Diyabetin kendisi sorbitolün yol açtığı patolojik değişimler sonucu katarakta yol açabildiği gibi, normal yaşlılığa bağlı kataraktı da hızlandırır. Diyabet göz kapakları, konjonktiva, kornea, ekstraoküler kaslar, iris, lens ve retina olmak üzere hemen hemen gözle ilgili tüm yapılarda sorunlara neden olmakla beraber, sorunların %84’ü retina ile ilgilidir.
Diyabetik retinopatiye neden olan en önemli risk faktörleri nelerdir?
Diyabeti olan her birey Diyabetik Retinopati gelişimi açısından risk altındadır. Diyabetin süresi, Diyabetik Retinopati’ye yakalanmada belirleyici faktördür olarak gösterilmektedir. Erken yaşlarda diyabet olan bireylerde daha erken dönemde Diyabetik Retinopati gelişme olasılığı artar. Diyabetik Retinopati gelişiminin nedenleri açısından en önemli risk faktörü glisemik kontroldür. Bunu kan basıncı ve kan lipid düzeylerinin kontrolü takip eder. HbA1c düzeyinin düşürülmesi, Diyabetik Retinopati gelişimini ve ilerlemesini engelleyebilir. Diyabet olan bireylerde hedef HbA1c düzeyi %7’nin altında olmalıdır. Kan basıncının düşürülmesi ve normal sınırlar içinde olması Diyabetik Retinopati gelişimi ve ilerlemesini engelleyebilir. Normal kan lipid düzeyleri de, özellikle diyabetik maküla ödemi gelişimini azaltabilir.
Diyabetik Retinopati gelişimi açısından diğer risk faktörleri; renal bozukluk, gebelik, sigara kullanımı ve bazı sorumlu genlerin varlığı sayılabilir. Diyabetik retinopatisi olan bireylerde 5 yıl içerisinde nefropati gelişme riski %50, 12 yıl sonunda ise %75’tir. Mikroalbüminüri varlığı ise yakın zamanda retinopati gelişebileceğinin habercisidir. Diyabet olup gebelik başlangıcında retinopatisi olmayanlar veya minimal düzeyde lezyonları olan gebelerin %12’sinde retinopatinin ortaya çıktığı veya ilerlediği saptanmıştır.
Diyabetik retinopatiye nasıl tanı konulur?
Diyabeti olan her bireyde belirli aralıklarla rutin göz muayenesi yapılmalıdır. Bu rutin göz muayenesi görme keskinliği değerlendirmesi, biyomikroskopik muayene, göz içi basınçları ölçümü ve pupilla dilatasyonu sonrası göz dibi incelemesi (oftalmoskopi) ile yapılmaktadır. Bunun yanın da ek yardımcı tanı yöntemleri de vardır. Görme keskinliğinin derecesi ile retinopati hakkında sağlıklı bilgi edinilemez.
Diyabetik retinopatinin tedavisi
En önemli tedavi kan şekeri ve diğer metabolik sendrom bileşenlerinin kontrol altında tutulmasıdır. Diyabetik Retinopati tedavisi hastalığın hangi tip olduğuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Arka kısımdaki retinopati için herhangi bir tedavi gerekmez. Ancak yine de hastalığın ilerlemesi halinde erken fark edilebilmesi için düzenli olarak göz muayenesinden geçmeniz gerekir. Eğer pre-proliferatif retinopatiniz varsa, yine tedavi olmama ihtimaliniz vardır. Ancak sızıntı görüşünüzü tehdit etmeye başlamışsa, lazer tedavisi bir seçenek olabilir.
Proliferatif retinopati varlığında, anormal kan damarlarının daha fazla büyümelerini engellemek üzere lazer tedavisi kullanılabilir. Lazer tedavisi kan damarlarını doğrudan hedef almaz, retinanın etrafında oksijensiz kalmış olan damarları yakar. Görüş kaybı varsa bunu iyileştiremez ancak görüşün daha da kötüleşmesini engelleyebilir. Nadir olgularda, gözde şiddetli kanama olması halinde ameliyat yapılabilir. Bu durum proliferatif retinopatiye geç dönemde tanı konması halinde meydana gelebilir.
Diyabetik retinopatinin tedavisinde neler kullanılır?
Diyabetik retinopati tedavisinde en yaygın olarak kullanılan tedavi lazer tedavisidir. Lazer tedavisi etkin olmadığında, olguların yaklaşık 1/3'inde ameliyat (vitreo-retinal cerrahi) gerekmektedir. Neovasküler glokomun geliştiği olgularda ise vitreo-retinal cerrahi ile birlikte tüp implantasyonları ve krio uygulamaları gerekli olabilir.
Glokom ile diyabetik retinopati arasında bir ilişki var mıdır?
Göz içi basıncı yüksekliği diyabetiklerde normal popülasyona göre yaklaşık iki kat daha sık görülür. Diyabetli bireylerde optik sinir dolaşımının etkilendiği ve bu nedenle bu hastaların göz içi basıncı yükselmelerine karşı daha hassas olduğu bildirilmektedir.
Diyabetik hastalar hangi sıklıkla göz muayenesinden geçmelidirler?
Görmeyi tehdit eden retinopati Tip I olgularda başlangıçtan sonraki ilk 5-6 yıllık dönemde nadiren görülür. Tip II olgularda ise diyabet tanısı konulduğu anda dahi retinopati görülebilir. Hatta Diyabetik Retinopati diyabetin ilk bulgusu olarak da ortaya çıkabilir. Diyabet tanısı konduğu anda yapılan göz kontrolünde hastaların %3’ünde Diyabetik Retinopati tespit edilmiştir. Bu oran ülkemizde çok daha yüksektir. Diyabetiklerde fundusta diy¬abete ait bulgu yok ise yıllık kontrolleri yeterlidir. NDR’li olgular 6 ay, PDR’lı olgular ise 2-3 ay aralar ile kontrol edilmelidirler.
Ailesinde diyabetli hasta bulunanların göz kontrolleri ne zaman yapılmalıdır?
Bu olguların diğer sağlıklı kişilerden farkları yoktur. Ancak herkes 40 ya¬şından sonra özellikle glokom açısından muayene edilmelidir. Yine bilinmelidir ki pek çok kişi şeker hastası olduğunu göz problemleri nedeniyle başvurduğu göz doktorunun yönlendirmesi nedeniyle öğrenebilmektedir. Dolayısı ile diyabet hastalarının mutlaka göz kontrolüne gitmesi ve görme sorunları yaşayan kişilerin de mutlaka diyabet riskine karşı kontrole gitmeleri önerilmektedir.
Diyabetik retinopatiden korunmak için ne yapmak gerekir?
Diyabetik retinopatiden korunmak veya ilerleyişini yavaşlatmak için, hastaların yaşam tarzında risk yaratan unsurları değiştirmeleri önemlidir. Kan şekerinin olabildiğince normale yakın tutulması tedavinin kilit bileşenidir. Ayrıca sağlıklı beslenmek ve kilo kontrolü de çok önemli faktörlerdir. Diyabetlilerin mutlaka sigarayı bırakması ve alkol tüketimini azaltması veya sonlandırması da önerilmektedir.