​ Tüm insanlarımıza mesajımdır / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '07

 
Kategori
Sosyoloji
 

Tüm insanlarımıza mesajımdır

Hafızalar: Havuzlar

Tarih bilincine hak ettiği değeri verememiş, popülist ve art niyetli sübjektif fikirlerin cazibesine kapılmış; geçmişi görmediği için günü de idrak edemeyen, geleceği de göremeyen insanlarımıza mesajımdır:

İnsanlığın hafızası tarih, olguların hafızası ise süreçleridir.

Hafızalar, içinde geçmişe ve güne dair bilgilerin yer aldığı sıvı havuzları gibidir. Bu havuzdaki sıvının yoğunluğu, bilginin yoğunluğu ile ölçülür.

Çocuk ve genç beyinler, içinde berrak suları barındırmaya namzet havuzlar gibidir. Aynı zamanda, her türlü (kirli-temiz) sıvıyla dolmaya da namzettir. Berrak bilgilerle geliştirip yoğunlaştırmaya da, sübjektif, kirli ve ham verilerle kirletmeye de açıktır.

İnsanlığın hafızası, tarihin ve pozitif bilimlerin saflığı ile yoğunlaştırılmayıp popülist, sübjektif, dogmatik, yararsız düşünce ve verilerle doldurulmuş ise... İşte bu Cehalettir.

Güne dair veriler (bilgiler değil) ise içinde her şeyi; temizliği de kirliliği de beraberinde getiren sıvılar gibidir. Kirlerin bir kısmı mevcut sıvıya göre daha yoğundur; havuzun dibine çökelir. Havuzda meydana gelen her dalgalanmadan etkilenir, bulandırıcıdır. Mevcut sıvı ne kadar yoğunsa, dibe çökelebilecek ve havuzu bulandırabilecek sıvı da o kadar az olur. Bu yoğunluğa bağlı olarak; bir kısım kirler de çok hafif kalır ve yüzeye çıkartılır; üst savaktan dışarı atılacaktır. Kalan bölümü ise havuz sıvısına kabul edilir; akıl ve bilim süzgecinden geçirilmiştir... İşte bu Bilgidir.

Bilgi yoğunlaşması, dediğimiz gibi önce insanlığın hafızası ve tüm pozitif bilimlerin atası tarih ile başlar. Tarih bilinci, iyiyi-kötüyü, güzeli-çirkini birbirinden ayıran filtre gibidir. Bilimsel idrakin yeşermesine ve gelişimini sürdürmesine uygun ortam hazırlar. Havuzun, tek kaynaktan değil, tüm kaynaklardan beslenmesi için gerekli motivasyonları da sağlar. İnsanı tek düzelikten, tek kaynaklılıktan; bağımlılıktan korur; bağımsızlaştırır. Bilimsel idrakin gelişmesini ve bilimsel ahlaka ulaşmayı temin eder. Dolayısıyla insanın özgürleşmesine kapılar açar.

Bilimsel ahlâk, objektiftir; tüm sübjektifliklerden arınmıştır. Eleştireldir, ayıklayıcıdır, temizleyicidir; sürekli kendini yeniler ve geliştirir. Hiç de kolay olmayan bilimsel ahlâk, bu yolda kazanılır. İşte bu Özgür İradedir.

Bir de... günlük verilerle dolup taşan fakat, bilgileri süzüp bünyesine katabilecek, buna karşılık çerçöpü dışarı atabilecek yoğunluğa erişememiş havuzlar vardır. Bu havuzlar, her gelen suyla bulanmaya ve kirlenmeye daima açık olacaktır.

Bu durum; objektiflikten yoksun algılamalar ve yaklaşımlar; kuru yaprak misali oradan oraya sürüklenmeler; bildiğini sanma, özgün fikirler üretememe; ömrünü taklit ve kopya ederek geçirme; kölelik derecesinde bağlar yaratma; istismar etme ve istismar edilmeye rıza gösterme… kısaca; Özgür İrade Geliştirememe halidir.

Özgür irade geliştirememiş insanların çoğunlukta olduğu toplumlarda görülen gelgitler, sosyal sapmalar ve çatışmalar bundandır. İşte Özgürsüzlük budur.

Bekir Ali

 
Toplam blog
: 141
: 926
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..