​ Türban yine yeniden / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '10

 
Kategori
Siyaset
 

Türban yine yeniden

Unutulmaya, toplumsal uzlaşıyla çözülme sürecine giren türban sorunu Referandum kampanyası sırasında birkez daha hayatımıza girdi. Nitekim sorunun ilk ortaya çıktığı günlerdeki hassasiyet yerini mutedil bir havaya bırakmıştı. Üniversite yönetimleri konuyu görmezden geliyordu.

27 Şubat sürecinin topluma kazandırdığı sorun, siyasilerin kaşıma eğilimleri sebebiyle birkez daha gündeme taşındı. Türbanın dini bir emir olup olmadığı konusu din bilimciler tarafından tartışıladursun kişisel fikrim isteyenin inancının gereğini yaşayabilmesidir. Ancak şu anki gerçekler başörtüsünün şekilcilik olduğunu düşündürmektedir. Çünkü hiç kimse İslam'ın farzlarını yerine getirip getirmediğini sorgulamazken kaynağını nereden aldığı belli olmayan ayrıntıya takılmış durumda.

Konunun iyi kavranabilmesi için tarihi sürecin çok önemli olduğu kanısındayım. Üniversite personeli olmam nedeni ile süreci gözlemleyen bir kişiyim. 1993 yılında işe başladığımda öğrencilerimiz derslere istedikleri gibi girmektelerdi ve zaten türbanlı öğrenci sayısı da çok değildi. Belki de sayının farkında değildik. Derken Erbakan'ın başbakanlığı, ölçüsüz söylemleri ( şeriat gelecek ama kanlı mı kansız mı gelecek) Başbakanlık konutunda cemaat liderlerine iftar yemeği vermeler vs. Sonra Sincan olayları. Kural gerçekleşti ve etki tepki doğurdu. 27 Şubat patladı. Yasaklar hayatımıza girdi, bu kez karşı kamptan tepkiler geldi türban yasağı insan hakları ihlalidir vs. Türbanlı öğrencilerimiz kampüs girişinde ağaç arkalarında, duvar diplerinde başörtülerini çıkararak giriyorlardı. Onlar adına gerçekten aşağılayıcı bir durumdu. Personel arkadaşımız vardı yıllarca birlikte görev yaptık. Bir gün saçındaki değişikliği farkettim. Abla saçını mı boyattın dedim. Verdiği cevap "sen benim saçımı bugüne kadar ne zaman gördün" oldu. Farkında değildik, hiç kimse bir diğerinin baş örtüsüyle, namazıyla, orucuyla ilgilenmezdi çünkü. Konunun muhataplarının sorunu aslında kimlerin ne için çıkardıklarını anlamaları için güzel örnekler olduğunu düşünüyorum. Siyaset kurumları kendi oy çıkarları uğruna önce sorun yarattılar sonrada çözmek için biledikleri kutuplardan oy istediler ve istiyorlar.

Bu ülkede hiç bir kurumda personelin ibadeti sorun olmadı isteyen görevli Cuma namazına da gider vakit namazını da kılar. İsteyen orucunu tutar istemeyen tutmaz. Namaz kılmayan oruç tutmayan kişilerden kılan ve tutanlara herhani bir baskı, kınama gelmezken tam tersinin yaşandığı da bir gerçek.

Şimdilerde çözüm diye, bağlama şekilleri gibi saçma sapan şeyler ortaya atılmakta bu sorunu çözmek değil tam tersine çözümsüzlüğe itmek ve yine siyasi tarafların birbirlerini suçlayarak oy avlama çabasından öte bir anlam taşımıyor.

En iyi çözüm toplumun zaman içinde kendi uygulamaları ile çözemesidir. Ve iddia ediyorum üç beş yıl sonra başörtüsü siyasi simge olmaktan çıkacak ve başörtülü bayan sayısı ciddi oranda düşecektir.

 
Toplam blog
: 7
: 772
Kayıt tarihi
: 25.09.07
 
 

1970 doğumluyum Anadolu Üniversitesi mezunuyum. Kamu görevlisiyim...