Turgut Özal'ı siz öldürmüş olabilir misiniz? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '13

 
Kategori
Güncel
 

Turgut Özal'ı siz öldürmüş olabilir misiniz?

Turgut Özal'ı siz öldürmüş olabilir misiniz?
 

 

"8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın zehirlenmek suretiyle öldürülmesi suçuna iştirak ettiğiniz sonucuna varılmıştır. Bu suçlama ile ilgili ifade veriniz"
 
Bu tebliğ Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin tarafından, Ergenekon davasının sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'e gönderilmiştir.
 
Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin’in iddiasında, Cumhurbaşkanı’nın köşkte rahatsızlandığını, kendisine müdahale edecek doktorun bulunmadığının ileri sürüldüğünü, "Merhum Cumhurbaşkanının belirtilen tarihte Cumhurbaşkanlığı Köşkünde rahatsızlanarak vefat etmesi sürecindeki olaylar ve temel konularda ifadeler arasındaki çelişkiler gözetildiğinde merhum Cumhurbaşkanı' nın organize bir şekilde işlenen cinayeti kurban gittiği yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır" ifadeleri yer almıştır. 
 
Ersöz’e yöneltilen ifade tutanağında,  Ergenekon davasında hükümeti yıkmaya teşebbüs suçlamasıyla yargılandığı hatırlatılarak, "İçerisinde faaliyet gösterdiğiniz yasadışı silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında 17 Nisan 1993 tarihinde Türkiye'nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın zehirlenmek suretiyle öldürülmesi suçuna iştirak ettiğiniz sonucunu varılmıştır. Bu suçlama ile ilgili ifade veriniz? Suçlaması yöneltilmiştir. Kendisine yöneltilen iddiaları kabul etmeyen Ersöz’ün üç saat süren ifadesi tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilmiştir.
 
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Adli tıp, “Turgut Özal’ın zehirlendiğine dair her hangi net bir bulguya rastlamadığını, eğer bir zehirlenme varsa bile aradan geçen 20 yılda yok olabileceğini, bunun delillerinin de net bir şekilde ortaya konulamayacağını” açıklamıştı! Ancak yine de bu konuda uzun uzun tartışmış, kesin ölüm sebebini açıklayamamıştı! 
 
Şimdi hep birlikte tekrar edelim, “Özal eceliyle mi öldü, yoksa zehirlendi mi!”  Bu sorunun cevabını Adli Tıp bile veremediğine göre bizim tek bildiğimiz gerçek ölüm nedeninin onunla birlikte toprağa gömüldüğüdür! Zira aradan geçen yirmi yılda eğer zehirlendiyse bile vücuda normal dışı bir zehirlenme oranına rastlanamamış olduğudur! 
 
Peki buna şaşırmalı mıyız? Bence kesinlikle hayır. Zira asıl şaşırmamız gereken, Turgut Özal’ın ölümünden sonra yapılan bir otopsinin olmadığıdır? Daha da şaşırmamız gereken, Özal’ın köşkte rahatsızlanması esnasında kendisine acil müdahalede bulunacak bir doktorun olup olmadığı iddiasıdır. Zira bildiğimiz üzere Özal’ın bir dizi rahatsızlıkları vardı!  İşte bu yüzden tüm bunların birer açıklaması olsa bile, gerçek olan Özal’ın öldürüldüğüne dair kamuoyunda yaygın bir düşünce ve kanının hâkim olduğudur! Bu kanıyı hiç birimiz, internet rating çılgınlarının  "Kıvanç Tatlıtuğ öldü" ya da, "Esat öldürüldü” tadında ortalığa saçtıkları asparagas haberlerle açıklayamayız! Hatta bu iddianın toplumlar üzerindeki paronoya etkisi ile de anlatılamaz.   Zira başta merhum cumhurbaşkanının oğlu Ahmet Özal olmak üzere, siyasiler ve toplumun pek çok kesimi Özal’ın öldürüldüğü kanısında. 
 
Bazılarına göreyse,  bu bir gündem değiştirme taktiği! Ya da bundan sonra atılacak adımlara zemin olacak başka bir başlangıç! Zira bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Başbakan için de bir dizi suikast senaryoları gündeme gelmişti. Yoksa bu tezler Nasrettin hocanın testi kırılmadan önce tokatı çocuğa bocalaması tadında bir dizi önlem senaryosu muydu?
 
Diğer yandan, Adli Tıp kurumunun aksi yönde ya da net olmayan raporuna rağmen, Ankara Cumhuriyet Savcısının konun üzerine gitmesi psikolojik harekâtın bir sonucu olabilir mi? Ya da devletin böylesine üst seviyede gerçekleştirildiği düşünülen bir suikast karşında kendini kayıtsız kalmamak zorunda hissetmesinin bir sonucu olabilir mi?
 
Belki de bu,  Emniyet güçlerinin gerçek katilin/katillerin rahat hareket etmesi ve kendini ele vermesi amacıyla bir dizi senaryoyu yayın organlarına sunduğu , “filancanın katili bulundu”  provoke haberlerinde olduğu gibi bir şeydir!  Zira gerçek katiller rahatladıkları anda her zaman cinayet mahalline geri dönerler!  Her zaman da onları orada bekleyen bir savcı ya da kolluk kuvveti bulunur.
 
Sonuç olarak Özal gerçekten öldürüldüyse; Katil ya da katiller zokayı yedi mi, cinayet mahalline dönüp ortalığı kolaçan ettiler mi?  Savcı hâlihazırda kolluk kuvvetleriyle birlikte katilin tepesine çöktü mü! Hep birlikte göreceğiz. Zira adli tıp raporuna rağmen savcının olayın üzerine gitmesi medyanın , “bak hele savcıya bilme bile inanmıyor “ diye ortalığa kopyala/yapıştır tadında saçtığı haberleriyle açıklanamaz ve  açıklanmamalı! 
 
Kutay Bilgehan
 
Toplam blog
: 35
: 4626
Kayıt tarihi
: 15.01.13
 
 

İzmir doğumluyum, İstanbul'da yaşıyorum. Şirketlere, ' insan kaynakları ve bilişim teknolojileri'..