- Kategori
- Güncel
Türk adaletine ne oluyor..?
Türk adaletine ne oluyor..?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9ncu maddesi ‘’Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.’’ şeklinde.
11nci madde ‘’Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.’’ hükmü ile Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğünü vurguluyor.
Yine Anayasanın 138nci maddesi ‘’Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiyede bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz , görüşme yapılamaz veya bir beyanda bulunulamaz.
Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.’’ hükmünü ifade etmekte.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, Anayasada Yüksek Mahkemeler olarak nitelendirilmiş ve 146-153ncü maddelerde Anayasa Mahkemesinin; 154-155nci maddelerde Yargıtayın görev, yetki ve işleyişleri açıklanmış.
Her iki Yüksek Mahkemenin kuruluş ve işleyişleri ayrıca kendi kanunlarında belirtilmiş.
Gündeme oturan Yargıtay Başkanlar Kurulu açıklaması, Anayasa, temel hukuk ve kuruluş kanunları incelendiğinde:
- ‘’Yargıtay Türk Milleti adına konuşamaz…’’
- ‘’Siyasi bir açıklama, Yargıtayın böyle bir yetkisi yok…’’
- ‘’Yargıtay bu açıklaması ile yargıyı etkilemektedir…’’
- ‘’Yargıtay haddini aşmıştır…’’ denebilir mi..?
Türk Milleti adına karar verme görev ve yetkisini taşıyan Yargıçların, Türk Milleti adına konuşamayacakları düşünülebilir mi..?
Kimilerinin ifade ettiği gibi, yargı erkinin kullanılmasına ipotek konabilir mi..?
Yukarıda yazılı ve benzeri ifadeleri kullananların bilgi eksikliğini mi, niyetlerini mi sorgulamalı..?
Yoksa başka bir çok kişi ve Yargıtay Başkanlarının ifade ettikleri gibi maksatlı bir davranış biçimi olarak mı yorumlamalı...?
Yargı siyasallaşıyor mu, siyasallaştırılmaya mı çalışılıyor..?
Ya da yargı kendini savunmak zorunda mı bırakılmıştır..?
Yüce Meclis’in bile devam eden bir dava ile ilgili açıklama yetkisinin bulunmadığı bir durumda bu kadar sorumsuzca hareket etmek hakkını kimler kimden alıyorlar...?
İnanıyoruz ki bilim ve hukuk bize doğruyu gösterecektir. Yeter ki tarafsız ve iyi niyetli olarak bilimden ve evrensel hukuk ilkelerinden yaralanalım.
Vatandaş olarak bilimin aydınlatıcı yol göstericiliğine ihtiyacımız var.
Ve tabii, devletin Anayasada belirtilen temel ilke ve niteliklerine sahip çıkmaya…