Türk dizilerinin pornografik karakteri / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '09

 
Kategori
Haber
 

Türk dizilerinin pornografik karakteri

Sinema televizyon dünyasında, yapımların izleyici üzerindeki etkisi çok tartışılır.

TV eğiticilik mi içerir, yoksa eğlence aracı mıdır? Halka izlediğini değil de izlemesi gerektiğini mi vermelidir? Raytingler, halkın tercihini mi gösterir, yoksa aslında onlara dikte edilenden başka bir şey değil midir? Halka bir yaşam tarzı ve modeli mi belletmektedir, özendirmektedir? Halkın, pasif niteliği izleyici olarak, kullanılmakta mıdır? Pek çok ayrım yapılabilir daha.

Televizyon yayıncılığının da bir trendi var. Bu trend, yapımcıların da farkında olmadığı pek çok dip dalgayı gösterebileceği gibi, daha yüzeydeki dalgaların yansıması da olabilir. Ekonomik, sosyal oluşlar, halkın etkileşim ve bilinç dünyası bunu belirler.

Son zamanlarda Türk televizyoncuğunda iki şey dikkat çekiyor.

Bol miktarda Türk yapımı dizi film, ve bu filmlerde ön plana çıkan temalar. Bu temalardan birisi ise şiddet. Mafya babaları, suç işleyen adamlar, tabancalar, silahlar, tabanca ve silah olmasa bile, bir tür onurlu olma durumu gibi sunulan, şiddete yönelik karakter taşıyan insan tipolojileri, adamlığını ötekine saldırmakta, onu altetmekte bulan insanlar. Ve yapımların belki de hiçbirinde, insani durumları, doğallığı içinde yakalayan, onları irdeleyen, farklı yanlarını, oluşumlarını ve sonuçlarını gösterme yok. Sürekli, bir kavga gürültü, üstün gelme yenme, arkadan dolap çevirme, altetme, birbiriyle mücadele eden insanların yer aldığı yapımlar.

Bol sayıdaki türk yapımı film ile bu filmlerdeki geniş anlamıyla kavga ve şiddet topluma aktarılıyor.

Filmlerin film olarak kalitesi burada konu değil, ancak, bunların hiçbirinin de başarılı olduğu söylenemez. Ne senaryosu iyidir, ne yönetimi, ne de oyunculuk. Teknik olarak başarısız olması, başka bir sorunu gündeme getiriyor. O da, kavga, gürültü ve şiddet, anlatımı bozuk, amacı ve bir insani meselesi olmayan bu yapımlarda, bunların fetişleştirilmesini yaratıyor. Örneğin, filmin anlatımı açısından gereği olmadığı halde, bir oyuncu, silahını alıp parlatabilir, ona övgüler yapabilir bir sahnede, Bu aslında bir tür pornodur. Porno film erotizmin ötesindedir, Eğer amaç erotik film çekmekken, işiniz pornoya kayıyorsa orada hata var demektir. Aynısı bu filmler için de geçerlidir, siz bir bir şekilde bir insani oluşu anlatırken, bu tür aşırılıklara kaçıyorsanız, yaptığınız pornolaşır.

Bu yüzden, sadece filmde konu gereği araç olarak kullanılacak keskin uçlar pornoloşarak, amaçlaşır. İzleyicinin gözüne sokulur. Bunun filmdeki artniyetli amacı, bu tür kontrastlar, keskin uçlar, gündelik yaşamda olmayan aşırılıklar yaratarak, ilgi çekmektir.

Türk filmleri, büyüklerin çizgi filmi gibidir de. Nasıl ki çizgi filmlerde, her türlü gerçek üstücülük, mantıksızlık, çelişki vs. varsa, bunların benzerleri türk yapımı filmlerde de var.

Türk filmlerinde, araçların amaç olmasından kaynaklanan, şiddet, kavga fetişizmi, bunların daha ötesini anlatamama kütlüğü, bunların yoğun olarak var olması, kanalların ticari amaç için bu yapımlardaki oyuncuları, gazetelerinde televizyonlarında ön plana çıkartması, izleyiciye bunların bombardımanı yapması, izleyicide bunlardan müteşekkil bir bilinç dünyası yaratıyor. Ünlü deyince akla bu filmlerdeki adamlar geliyor, sanat deyince bu yapımlar hatırlanıyor.

Böyle bir dünyanın pasif kahramanı olan izleyici kendini burada sunulan yaşam ile özdeşleştiriyor. Bu yapımdaki doğruları, değerleri, yanlışları, ahlaklı ve etik olanları, kazanma hırsını tonla, sosyal yaşantı kriteri ile kendini şekillendiriyor.

Burada, aynı etkilenmenin yabancı filmler için de olup olmadığı sorulabilir, bunun cevabı hayırdır. Çünkü yabancı filmlerdeki özdeşleşme, Türk filmlerindekine göre çok daha uzak ve zordur. Bunun nedeni ise, oradaki yaşantının, mekanların, konuların vs. başka kültürlere ait olmasıdır. İnsan orada olanlarla kendini özleştiremez. Çünkü o resme ait değildir kendisi. Ama türk yapımı filmlerde bunu çok rahat yapar, mekanları tanır, tipleri tanır, onların giysilerini tanır, sözlerini tanır, her şeyini tanır. O nedenle, kendini çok daha kolayca özdeşleştirir. Türk filmindeki şiddet, yabancı filmde de şiddet var diyerek, kendini meşrulaştıramaz.

Özdeşleşme, yabancı yapım ile yerli yapım arasında çok farklı çalışır. Bir amacı, bir problemi olmayan şişirilimiş, ve gerçek olmayan olaylar, olay ilişkileri, tipolojiler ve fetişizmler, bunları komik bulacak alternatif bilinçlenme kaynaklarına sahip olmadığı için olumsuz etkiler yaratır. Oysa sanatın özündeki amacı, bir tür katharsistir, bunu ta 2500 yıl önce görmüş adamlar var, ama biz, şu anda, sanatı arınmak için değil kirlenmek için işlevselleştiriyoruz.

Yapılacak olan şu an için fazla bir şey yok, her kirlenme kendi temizliğini zaman içinde yaratacaktır. Ama nasıl? Orasını, varsa, allah bilir.

 
Toplam blog
: 467
: 1012
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..