​ Türk Ironman Metin Aroyo / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '11

 
Kategori
Spor
 

Türk Ironman Metin Aroyo

Türk Ironman Metin Aroyo
 

Metin Aroyo


Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde “Türk Ironman” leri ile yaptığımız söyleşi yazı dizimizi, Oğuz Omur’ la başlatmıştık. İlk yazımızda dediğimiz gibi eğer tiratlon ve Ironman yarışlarına ilgi duyuyorsanız, “Metin Aroyo” ismini de mutlaka duymuş olmalısınız.

Metin Aroyo, ülkemizi yurtdışındaki Ironman’ lerde başarı ile temsil etmiş olan değerli bir sporcu. Bugüne kadar 4 kez tam Ironman yarışlarına katılmış. En son katıldığı 22 Kasım 2010’da koşulan Arizona Ironman’ de 45-49 yaş grubunda 10:51:05’lik derecesi ile 31.olan Aroyo, bu yıl da 24 Temmuz’ da Frankfurt’ ta gerçekleşecek olan “Frankfurt Sparkesse Ironman Avrupa Şampiyonası” na katılmak için yoğun bir hazırlık dönemi içinde bugünlerde.

Geçmişte, masa tenisinden, Padi dalış eğitmenliğine, Camel Trpohy’ den dağ bisikleti, doğa sporları ve macera yarışlarına kadar birçok farklı spor aktivitelerini gerçekleştirdikten sonra uluslararası maraton koşmaya başlıyor. Koşu antrenmanlarına destek amaçlı yüzme ve bisiklet yaparken yakın arkadaşı olan Oğuz Omur ve dünya çapındaki Ironman Rick Faluding sayesinde Ironman’ a başlangıç yapmış ve sonrasında gerisi gelmiş.

Bu yıl Temmuz ayındaki Ironman Avrupa Şampiyonasına yoğun bir şekilde odaklanmış olan Metin Aroyo, son yıllarda 6 ayda bir Ironman’ a katımış. Normal şartlarda uzun dayanıklılık yarışları için özel bir hazırlık programı uygulayan Aroyo, kısa triatlon yarışlarına pek katılmıyor. Geçmişte bir kere “Uluslarası Alanya Olimpik Triatlonu” na katılmış olan Aroyo’ ya sonbahardaki Alanya Olimpik Triatlonu ve Kıbrıs’taki özel Yarı Ironman yarışına katılıp katılmayacağını sorduğumda, Ironman Avrupa Şampiyonası’ ndan sonra bir değerlendirme yapacağını belirtti. Şimdilik kesin karar vermemiş olsa da verdiği cevapla böylesine değerli bir sporcuyu yukarıda adı geçen yarışlarda bir ihtimal aramızda görme şansımız olabileceğini düşündürdü bana…

Biraz ön bilgilendirmeden sonra şimdi sıra kendisini biraz daha yakından ve ayrıntılı bir şekilde tanımak için söyleşi notlarımızda.


Alpay Akhun: Bizlere kendinden ve spor geçmişinden bahseder misin? Spora ne zaman, nerede başladınız?

Metin Aroyo: 1962 İstanbul doğumluyum. Güzel Sanatlar Akademi’ sinden yüksek lisans düzeyinde mezun oldum. Öğrencilik yıllarında çalışma hayatına atıldım. Çok uluslu bazı reklam ajanslarında grafik tasarımı ve sanat yönetmenliği yaptıktan sonra, 24 gibi oldukça genç sayılabilecek bir yaşta kendi ajansım olan Piramit’ i kurdum. Halen bu işi yürütüyorum. Evliyim ve 4 buçuk yaşında biri kız, diğeri erkek ikizlerim var.


A.A: Bugüne kadar hangi sporları yaptınız?

M.A: Öğrencilik yıllarımda ciddi bir masa tenisi hayatım var. Bir süre de lisanslı olarak voleybol oynadım. 1995 yılında, dünyanın en büyük dalış eğitim organizasyonu PADI’ den, tüplü dalış ve ilk yardım eğitmenliği aldım. 300’ün üzerinde sertifikalı balıkadam yetiştirdim. 2000 yılında katıldığım “Camel Trophy” sonrası doğa sporları, macera yarışları ve dağ bisikletine ilgim başladı. Bir yandan da keyif için yaptığım koşular ciddileşmeye başlayınca, uzun zamandır hayalini kurduğum ilk maratonuma, 2003’te kayıt oldum ve sonrası da çorap söküğü gibi geldi.


A.A: İlk defa ne zaman Ironman’ e katıldınız ve Ironman' a başlama sebebiniz nedir? (Sizi bu spora iten neydi?)

M.A: 2003 ile 2006 yılları arasında her yıl bir maraton koştuktan sonra (Atina, New York, Berlin ve Chicago) işi biraz daha renklendirmek istedim. Maraton antrenmanları sırasında “cross training” amacıyla, çok kısa da olsa yüzüyor ve bisiklete biniyordum. O sıralarda samimi olmaya başladığım Oğuz’un da destek ve ısrarlarıyla, triatlon’ a kaydım. 2007’de, oldukça amatörce hazırlanarak 2 Half Ironman koştum. Ardından, Oguz’ un söyleşisinde de söz ettiği Rick ile tanışma ve onun kandırması (Onun deyimiyle, Tanrı vergisi bir dayanıklılığım varmış!) ile ilk Ironman kayıt süreci geliyor: “Ironman Switzerland”.

A.A: İlk Ironman yarışına katıldığınızda nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz?

M.A: 2008 Temmuz’unda koştuğum ilk Ironman için çalışmaya aynı yılın ilk günü başladım. Yaklaşık 25 hafta süren ve gittikçe yükselen bir tempo içeriyordu. İlk kez katılıyor olduğum için de tek hedefim bitirmekti ve bittirdim. Yarış sırasında, özellikle de koşuda lanet edip bir daha yapmayacağına ilişkin yeminler etsen de, bu bir yaşam biçimine dönüşüyor ve henüz bir hafta geçmeden sonrakini düşünmeye başlıyorsun. Bir çeşit “iyi alışkanlık” diyebiliriz.

A.A: Türk Ironman olarak bu ünvana eriştiğinizde, Türk basınının ve kendi çevrenizin ilgi düzeyi ve yorumları nasıldı?

M.A: Her ne kadar daha çok yaygınlaşmaya ve duyulmaya başlasa da triatlon ve bu sporun en uzun kategorisi Ironman, ülkemiz için oldukça marjinal bir spor. Çok az sayıda insan yapıyor ve aslında pek bilinmiyor. Mesafeler, süreler, hazırlık dönemi konusunda, cok yakınlarımızı bile inandırmakta zorlanıyoruz. Üç disiplinin, üc ayrı gün yapıldığını sanan ve buna rağmen çok zor bulan insanlar var. Bir yandan çok akıl almaz geliyor, bir yandan da bana bakıp (oldukça ufak tefeğim) yakıştıramıyorlar. “Demir Adam” unvanı, ancak bir Dev’e yakışıyor zihinlerde. Ironman deyince, dişleri ile kamyon çeken o iri kıyım adamlar geliyor insanların gözünün önüne.

Ülkemizde bu sporu bu kadar az sayıda atlet yapınca, ister istemez ayrıcalıklı bir konum sağlıyor size. Yurt dışında ise hçc böyle değil. Türk spor basını ise konudan bihaber… Biliyorsunuz onlar için varsa yoksa futbol, çünkü bir tek o prim yapıyor Turkiye’ de.

A.A: Ironman’ de asıl iddialı olduğunuz bölüm hangisi? Yüzme, bisiklet, koşu?

M.A: İddialı olmak gibi bir iddiam yok. Yarışları, yaş gruplarında genelde ilk %10 içinde tamamlıyorum. Yani yüzme ve bisikletim, ortalamanın hayli üzerinde. Ancak koşu kökenli olduğum için sıralamadaki yerim asıl koşu sırasında yükseliyor. Koşuda çok insan geçiyorum.

A.A: Ironman yarışı öncesi (off season, son 3 ay kala ve son hafta) beslenme planı nedir neler tavsiye ediyorsunuz?

M.A: çok özel bir tavsiyem yok. Dengeli beslenen, gerekli vitaminlerin hepsini doğal yollarla yiyeceklerden almaya özen gösteren biriyim. Kimyasal desteği ya minimumda kullanıyor ya da hiç kullanmıyorum. Yalnızca uzun antrenmanlar sırasında yediğim bar ve jel’ler var ki, son zamanlarda tavsiye edilen “metabolik verimlilik” öğretisi doğrultusunda, bunların alımını da azaltmaya ve vücuduma (pek olmasa da) yağ deposunu kullanmayı öğretmeye çalışıyorum. Bu hem yarış sırasında sonsuz bir kaynağın kullanımı, hem de hazımdan kaynaklanacak bir sindirim sistemi sorunu yaşamamak demek. Bol su içmek ise bir zorunluluk.

A.A: Herhangi bir sponsorunuz var mı, varsa size sağladıkları nelerdir?

M.A: Şaka yollu birkaç önerinin dışında hiç böyle bir teklif almadım zaten istemem de. Bu bana, gereksiz bir sorumluluk yükler. Oysa şimdi yalnızca kendime ve birlikte antrenman yaptığım arkadaşlarıma hesap veriyorum.

A.A: Yılda kaç yarışmaya katılıyorsunuz ve bu güne kadar geçmişte kaç yarışa katıldınız?

M.A: Yıl içinde farklı zorluk ve önem derecelerinde birkaç yarışa katılıyorum. Avrasya’ da 15K, Runtalya’ da yarı maraton olmazsa olmazlar. Ironman öncesi durumumu görmek amacıyla genelde bir half Ironman mesafesi koşmaya çalışıyorum. Örneğin bu yıl Abu Dhabi’ de, 111 serisi bir triatlon kostum. Yalnızca önceki yıl, 2009 Kasım ile 21 Kasım arasindaki 12 ayda ve 6 ay ara ile 3 full Ironman yaptım. Bu biraz fazla bence. Toplamda 4 maraton, 3 half, 1- 111 triatlon ve 4 Ironman tamamladım. Kısaları saymıyorum.

A.A: Hangi yarışlara katılacağınızı önceden nasıl ve neye göre belirliyorsunuz?

M.A: Duyumlar, okuduklarım, internet, dergiler, tavsiyeler, iş ve aile durumu, en belirleyici etkenler. Benim arkadaşlarımdan tek farkım, her yarış için mutlaka farklı bir lokasyon seçmem. Sonuçta bu işi keyif için yapıyoruz. Yarış bahanesiyle yeni yerler, yeni insanlar görüyör; yarış sonrasında da orada birkaç gün tatil yapıp yorgunluk atıyorum.

A.A: Yılda kaç zirve dönemi yapıyor?

M.A: Bugüne kadar hep 2 oldu.

A.A: Mesleği nedir? İş, aile ve antrenman üçgenini nasıl dengeye oturtuyorsunuz? Günde kaç saat antrenman yapıyorsunuz? Kaç saat uyuyorsunuz? Nasıl recover yapıyorsunuz? Buz küveti vb. size özel bir dinlenme stratejiniz var mı?

M.A: İşin yaratıcı ayağından gelen bir reklamcı ve ülkemizin hatırı sayılır ajanslarından birinin sahibiyim. Yıllarca geceli gündüzlü çalıştıktan sonra, oldukça deneyimli ve becerikli bir ekiple birlikte çalışma şansına eriştim. 50’ye yakın reklam profesyoneli ile hizmet veriyoruz. Bu yetkin topluluk sayesinde, eskisine oranla biraz daha geç gelip, biraz daha erken kaçabiliyorum. Dolayısıyla ile günde çift idmana zamanım oluyor. Hafta içi 3-3.5, hafta sonu 10 saatin üzerinde, toplamda da haftada 22-24 saat bir süre sporda geçiyor. Bu, oldukça ciddi bir zaman... Neredeyse ikinci bir iş gibi. Aile ve sosyal yasamdan çalınan süre ise bu isin en zor yani. Ironman dvd’ lerinde de söylediği gibi “Aile boyu fedakarlık” bu is. Düşünün, çocuklarınızın kalkıp yanınıza gelmek istediği hiçbir sabah yatağınızda değilsiniz, çünkü gün 6:30’ larda başlıyor.

Uyku, en az yiyecek kadar önemli yenilenme ve dinlenme için. Bu nedenle, 6-7 saat uyumaya çalışıyorum. Bu süre benim için oldukça kritik. Başka bir yöntemim de yok. Buz ise yalnızca bir sakatlık durumunda başvurduğum bir çözüm.

A.A: Ağır bir sakatlık geçirdiniz mi?

M.A: Yalnızca koştuğum yıllarda kasımğımdaki bir sakatlık nedeniyle 3 ay kadar koşamadim. O sayede bisiklet aşkı başladı. Onun dışında, 2009’da, oldukça hızlı sürerken yola fırlayan bir kediye çarparak yaşadığım bir bisiklet kazası sonucu, tüm omuz bağlarımı kopardım ve meşhur köprücük kemiğim çıktı. Zorlu bir ameliyat sonrasında iyileştim ve katılamadığım yarış sonrasındaki Ironman Florida da en iyi derecemi yaptım. Antrenmanların yoğunluğuna göre ufak tefek sorunlar çıkıyor ama spora ara vermemi gerektirecek başka bir sakatlık yaşamadım.

A.A: Bir Ironman antrenman programının genel hatları nasıl tanımlanabilir?

M.A: Daha önce de söylediğim gibi yaklaşık 20 haftalık bir süreç bu. Yurt dışında yasayan bir antrenörle çalışıyor ve bana özel tasarlanmış bir programla hazırlanıyorum. Dayanıklılığın arttırıldığı yaklaşık 10 haftalık bir sürecin ardından, hıza yönelik interval’ lerle zenginleştirilmiş 6-8 haftalık bir süreç geliyor. Son 2-3 hafta ise ‘taper’ adi verilen ve yoğunluk/sertlik ayn kalırken toplam sürelerin azaldığı dönem yarış ile sona eriyor. Bu genel yapı altında, belli testler sonucunda sizi tanıyan antrenörünüz, her disiplindeki zayıf ve güçlü yönlerinizi belirliyor ve buna yönelik bir program yazıyor... Siz de kayıtsız şartsız uyuyorsunuz.

A.A: En çok önemsediğiniz veya katılmayı istediğiniz olmazsa olmaz yarışlar hangileridir?

M.A: Çok büyük emek, zaman ve fedakarlıkla hazırlandığım için yarış ayırmıyorum. Ancak bu işin şampiyonlar ligi sayılabilecek “Hawaii Dunya Şampiyonası” elbette ki her triatlet için olduğu gibi benim için de en çekici havuç!

A.A: Favori atletleriniz kimler?

M.A: Craig Alexander, Chrissie Welington

A.A: Takip ettiğiniz internet siteleri?

M.A: cyclingtr.com, slowrwitch.com, ironman.com, cyclingnews.com, triathlon.competitor.com

A.A: Hobileriniz nelerdir?

M.A: Müzik. İyi bir klasik ve caz dinleyicisiyim. Sporun her türlüsünü izlemeyi de severim.

A.A: Ironman olmayı isteyen ama tereddütleri olanlara ne tavsiye edersiniz, nereden başlamalılar?

M.A: Aman uzak dursunlar diyecegim ama bunca yanıttan sonra yakışmayacak. Şaka bir yana, bu iş sabır işi. Gerçekten uzun yıllar suren kesintisiz yatırımla bir yerlere geliniyor. Adım adım gitmek, triatlonun üç disiplinine de emek harcamak, öncelikle kısa mesafelerde yarış deneyimi edinmek ve en son olarak Ironman’ a hazırlanmak gerek. Disiplin, tutarlılık, adamışlık, fedakarlık gibi özelliklerde kuşku varsa iki kez düşünmek, çabuk yılmak gibi bir alışkanlık varsa uzak durmak gerek. Ama bir kez de katılıp, o bitiş takından geçtinizmi mi, iste o anin benzeri ve bedeli yok!

A.A: Bunların dışında bizim atladığımız ancak sizin için "sorulsaydı iyi olur diyeceğiniz sorunuz ne olurdu? Bu sorunuzu da yanıtlarsanız çok seviniriz.

M.A: ”Mutlu musunuz?” diye sorulmasını isterdim.

“Evet, hem de Çok!”

A.A: Çok teşekkürler...

“Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” demiş Atalar. Tıpkı Oğuz Omur gibi Metin Aroyo da, beyefendi ve pozitif bir kişiliğe sahip. Kendisi ile görüşürken çok eski ve iyi bir dostunuzla görüşüyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Sıcak ve arkadaşça tavırlarından etkilenmemek mümkün değil. Gördüğüm kadarıyla amatör ruhunu kaybetmemiş profesyonellerin genel kişilik özelliği bu…

Siz sporseverlere son bir müjde vermek gerekirse önümüzdeki zamanlarda fırsat oldukça kendisinin tecrübe ve bilgilerinden yararlanma imkanı elde etme şansımız olacak. Konu başlıkları şimdilik süpriz ama emin olun dayanıklılık sporları yapanlar için çok faydalı olabilecek konular.

Öncelikle, "24 Temmuz Frankfurt Ironman Avrupa Şampiyonası" için kendisine gönülden başarılar diliyor, ardından böylesine kapsamlı bir röportaj ile bizleri aydınlattığı için Cyclingtr olarak çok teşekkür ediyoruz...

Daha fazla içerik, haber ve fotoğraf için cyclingtr' yi tıklayın 

 
Toplam blog
: 180
: 4439
Kayıt tarihi
: 01.08.08
 
 

Kısaca -Yaş Grubu Türkiye Triatlon Şampiyonu, Vegan Triatlet, Türkiye Triatlon Federasyonu Eski B..