- Kategori
- Güncel
Türk Milliyetçiliği faşistlikse, Kürt Milliyetçiliği ne?

Şöyle bir soruyla başlasak nasıl olur?
Türk milliyetçiliği, ulusalcılık faşistlik olurken, Kürt milliyetçiliği niye faşistlik olmuyor?
Türkiye’nin geleceğini iktidar ile birlikte yön veren Sayın(!) Abdullah Öcalan, kendisini ziyaret eden BDP’nin barış elçilerine(!) ne diyor?
“Ne ev hapsi, hepimiz özgür olacağız. Yeni bir düzen kurulacak, bu düzen kurulurken biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz! Türk milliyetçiliği, ulusalcılık faşistliktir! Biz ikinci Cumhuriyeti kuracağız!” gibi ipe sapa gelmez cümleleri kullanıyor.
Bu sözleri söyleyen terörist başı dışarıda olsa ve siyaset yapsa, Türkiye çapında yüzde kaç oy alır?
Soruyu şöyle biraz daha açacak olursak; Sayın(!)Abdullah Öcalan BDP’den fazla mı oy alır?
Ben BDP kadar bile oy alacağını sanmıyorum.
BDP hangi kesimlerden oy alıyor?
1 – Kürt milliyetçilerinden, yani kafatasçılardan,
2- Belgedeki feodal yapıdan. Yani aşiret reislerinin işaret ettiğine oy veren yığınlardan, toprak ağalarının marabalarından,
3- Bölgedeki etkin şeyhlerden, şıhlardan…
BDP ideolojik olarak ülke bütünlüğü, ekonomisi, demokrasi için ne öneriyor?
Herhangi bir öneri yok!
Varsa yoksa Kürt milliyetçiliği, sözde barış, demokrasi…
Parti içinde demokrasi var mı?
O da yok…
İmralı süreci içinde İmralı’ya kimler gitti?
İlk gidenlerden birisi Ahmet Türk değil mi?
Peki, Ahmet Türk kim?
3 bin marabası bulunan bir toprak ağası!
Ahmet Türk ve benzerleri batıdan oy alabilir mi?
Veya Ahmet Türk aday olmasa, marabalarını özgür bıraksa kime oy verirler?
Gelelim asıl meseleye:
Asıl mesele ne biliyor musunuz? Basına sızan tutanakların içeriği!
Ancak tutanakların içeriğini kimse tartışmıyor. Varsa yoksa tutanakları basına kim sızdırdı?
Kimin sızdırdığı bu kadar önemli mi?
Bu soruya çok önemli diyenler çıkabilir. Çünkü bu tutanakların basına sızması ile sözde barış süreci yara aldı diyenler olabilir.
Hangi barış süreci?
Abdullah Öcalan ile AKP arasındaki menfaat pazarlığı!
Gördüğünüz gibi ülkenin kurtuluşuna ve kuruluşuna katkı yapmayanlar, ülke paylaşımında nasıl da bir araya geliyorlar. Yani emek vermeden kazanılan topraklar, kolayca birbirleri arasında pay ediliyor.
Bu şartlarda ülkeye sözde barış gelir mi?
Bence gelmez!
Çünkü 40 bin kişinin ölümünden sorumlu olan bir kişi, ülkeyi dizayn etmeye çalışıyor. Bir adım daha ileri gidip, AKP’yi kendisinin iktidara getirdiğini, kendisi sayesinde AKP’nin on yıldan beri iktidarda kaldığını söylüyor.
Bu sözler yenilir yutulur sözler değil. Ancak birileri koltuktan kalkmamak için sesini çıkarmıyor.
Bu arada, yerlerde sürünen bir kurumumuzdan, barış(!) süreci ile ilgili ses seda çıkmıyor. Oysa bu kurumumuz Kurtuluş Savaşında verdiği kadar şehit veren bir kurum!
Netice?
Bu ülke Kurtuluş Savaşında 10 bin şehit vererek ülkeyi düşmandan temizledi. Bu gün gelinen noktada, ülkenin bir bölümünü korumak için 40 bin insanını kaybetti.
Bunca kayba rağmen, teröre boyun eğip, terörist başı ile pazarlık masasına oturdu.
Fazla söze hiç gerek yok. Bu böyle gitmez, gidemez…