- Kategori
- Sinema
Türk sineması

Çocukluğumuzda, Amerikan filmleri Türk filmlerine göre daha popülerdi. Dev bütçeli Amerikan filmleri salonları doldurmaktaydı. Özellikle macera ve bilim kurgu yapımlar tercih ediliyordu. Tek tek saymaya gerek yok. Türk Sineması ise o yıllarda ( 70 lerin sonu 80 lerin başı ) içine düştüğü girdaptan kurtulmaya çalışıyordu. Arabesk tarzı filmler, zengin kız fakir erkek ( veya tam tersi ) aşk filmleri, seks-komedi filmleri Türk sinemasını nasıl tekrar ayağıya kaldıracaktı. Açıkcası birçok kişinin umudu yoktu. Amerikan film piyasasıyla dünya bile başa çıkamıyordu. Bir Fransız veya İtalyan filmi bile pek ender sinemalarda yer alıyordu.
Ne olduysa 90 ların ortasında oldu. Önce Eşkiya adında bir film çevrildi. Gişe hasılatları bu yolda çok daha iyi sonuçların alınacağını gösteriyordu. TV lerdeki özgün ve nitelikli dizilerin de etkisiyle ivme giderek artı ve Babam ve Oğlum, GORA, Vizontele, Kurtlar Vadisi gibi filmler sinema salonlarını kapladı. Ve bizim filmler Amerikan filmlerini sollayarak öne geçti. Bir Türk filmine girebilmek için kuyruğa girileceğini 20 yıl önce söyleselerdi kim inanırdı bilemiyorum.
Aklıma 2002 yılındaki Dünya Futbol Şampiyonasında 3. olmamız geldi. Bu, Türkiye'nin konumunu iyi görmesi şahsiyetli, akıllı ve kendine güvenen bir duruşla dünyaya bakmasıyla oluyor. İnanmak ve günümüz teknolojisiyle, geçmiş kültürümüzü bir araya getirdiğimizde birşeyleri başarabiliyoruz. Dünya, sizin bu tutumunuza dikkat ediyor ve sizi dinliyor ve izliyor. En son en iyi dalda senaryo ödülü aldığımız Cannes film festivali bunun en iyi örneği ( Yaşamın Kıyısında).
Bu projeler, iyi para getirecek. İyi paraların da daha iyi filmleri getireceğine inanıyorum.
Son olarak, siyasi yaşantımızda da aynı çizgiyi yakalamamızı umuyorum.
Sevgilerle....


