​ Türk Sinemasının başlangıç filmi; Eşkıya / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '10

 
Kategori
Sinema
 

Türk Sinemasının başlangıç filmi; Eşkıya

Türk Sinemasının başlangıç filmi; Eşkıya
 

.


İlk yirmi listeme devam ediyorum ama numaralandırma yapmıycam. Arşivlik film listemde diğer biletin sahibi Eşkıya filmi.

Türk sinema sektörünün en iyi işi bana göre bu film olmuştur. Hem seyirci hem de üretim konusunda büyük bir çöküş yaşayan Türk sinemasında yönetmenliğini Yavuz Turgul’un yaptığı ve Şener Şen’in başrol oynadığı 1996 yapımı Eşkıya adlı film dönüm noktası olmuştur. 1996 yılına kadar durgun seyreden Türk sineması bu film’le adeta yeniden başlangıç yapmıştır. Bu filmi 2, 5 milyon kişi tarafından izlenmesi Türk sinemasına tekrar yeniden başlangıç için bir fırsat sundu. Gişe rekoru kırdı. Eşkıya’dan sonra çekilen filmlerde rekor kırdı ardı ardına. Türk sinemasının yükselişi bence bu filmle başladı. Yada nefes alması dersek daha doğru olur. Bu filmi izledikçe keşke bu zamanda da böyle filmler gösterime girse diye düşünmeden edemiyorum. Şener Şen’in oyunculuğuyla devleşen bir yapıt. Şener Şen’in Türk sinema tarihinin en iyi oyuncusu olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır ki zaten benim gözümde Türk sinemasının en büyük şansıdır.

Ve Filmdeki Fırat ağıtı dinlerken gözyaşlarınıza engel olamıyorsunuz. Aşk ve fedakarlığı bu kadar güzel anlatan bir film varmıdır bilmiyorum. Neredeyse filmdeki bütün karakterler aşkları uğruna birşeyleri feda eder.

Konusuna değinirsek;

35 yıl önce Cudi dağlarında bir grup eşkıya jandarma tarafından yakalanır. 35 yıl içinde eşkıyaların hepsiya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü can vermiştir. Biri dışında ;Baran (Şener Şen). Baran 35 yıl sonra hapisten çıkınca ilk işi köyüne dönmek olur .Ama doğduğu topraklar şimdi baraj suları altındadır. Geçmişin izlerini sürmeye başlayan Eşkıya, yıllardır bilmediği bir gerçeği öğrenir. Hapse düşmesine en yakın arkadaşı Berfo’nun (Kamran Usluer) ihaneti neden olmuştur. Berfo Eşkıya’nın çocukluk aşkı Keje’yi (Sermin Hürmeniç) satın alarak İstanbul’a kaçmıştır. Eşkıya ne İstanbul’u nede Berfo’nun adresini bilmemektedir. Trende Beyoğlu’nun arka sokaklarında büyümüş, pavyon, kumarhane, uyuşturucu muhabbetinin içinde yaşayan genç bir adamla; Cumali (Uğur Yücel) ile tanışır.

**

Son sahnesindeki dialog sizi yerle bir eder, yerinizde kalırsınız adeta.

(Cumali vurulmuştur. Kaldıkları otelin çatısına kadar gitmeyi başarır. Ve ölüm anını beklemeye başlar, o esnada olayı haber alan baran koşarak gelir)

-Ayaklarımda, ayaklar ımda bir sıcaklık var, yukarı doğru çıkıyor.Ne bu?Sen çok vuruldun bilirsin eşkıya, ben ölecek miyim? Hiç yoktan üvey annem geldi aklıma.. Kendini damdan aşağıya attı, beyaz elbiseleri ile.Kuş gibi uçacak zannettim, taş gibi yere çakıldı.Sonra, Emel geldi aklıma... Onu vuracağımı hiç düşünmemişti, ben de düşünmedim, her şey birdenbire oldu.
Ben şimdi cehenneme gideceğim değil mi?
-Kimin nere gittiğini kim bilir...
-Hani senin memlekete gidecektik? Hani dağlara çıkacaktık? Çok korkuyorum eşkıya, beni bırakma, çok korkuyorum, çok...
-Korkma... Sadece toprağa gideceksin, sonra toprak olacaksın, sonra, sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin, oradan özüne ulaşacaksın, çiçeğin özüne bir arı konacak, belki o arı ben olacağım...

 
Toplam blog
: 125
: 885
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

Tıbbi sekreterim aynı zamanda edebiyatla meşgulüm ..