- Kategori
- Dil Eğitimi
Türkçe anlatım

Türkçe anlatım,
metin,
bölümce,
tümce,
sözcük
birimleriyle gerçekleşir.
Anlatımda tümcenin alt birimi olan
belirtme öbekleri
de önem taşır.
Belirtme öbekleri
biçimsel olarak şöyle adlandırılır:
iyelik,
niteleme,
çekim,
bağlaç,
ünlem,
ikileme.
Bunlar yargısız anlatımlardır.
Örneklersek,
benim evim,
bebeğin sesi,
kırmızı halı,
birkaç kişi,
papatyadan beyaz,
denize karşı,
o ve ben,
ey çocuk,
siyah beyaz,
beyaz beyaz,
ev mev… vb.
Cahit Külebinin şiirine kulak verelim mi?
Bir mavi balon mudur bu yaz?
İçi sevi dolu yolculuk
Kurtar beni ey çocuk
Dişleri papatyadan beyaz
Örneklediğimiz belirtme öbeklerine ozan şiirinde yer vermiş.
Türkçede bu anlatım birimleri iç içe gelişir.
Metin
tüm anlatım birimlerini kapsar.
Metin
en büyük kümedir.
Bu bakımdan
Türkçe
matematiksel anlatımlı
bir dildir.
Matematikte kümeler konusu işlenirken
A ) B,
A kümesi kapsar B kümesini;
B ( A,
B kümesi alt kümesidir A’nın açıklaması Türkçe için de geçerlidir.
Örneğin,
metin ( bölümce ( tümce ( sözcük
sıralaması bir önceki sonrakini kapsar anlamındadır.
Bu adlandırmayı tersinden okursak
sözcük tümceyi, tümce bölümceyi, bölümcelerin metni
oluşturduğunu anlarız.
Bu durum matematik ile Türkçe ilişkisini göstermektedir.
Matematik Türkçe ilişkisini başka örneklerle çoğaltabiliriz.
Örneğin,
“üç yüz” niteleme öbeğinde yer alan önad tamlamasıdır.
Bu öbek
(3.100 = 300) bir çarpma işlemidir.
Bu örneği tersinden okursak,
“yüz üç”
niteleme öbeğinde yer alan
sayı öbeğidir.
Bu öbeğin de (100+3 = 103) bir toplama işlemi olduğu görülmektedir.
Türkçenin matematiksel anlatımını tümce bilgisinde de görüyoruz.
Örneğin,
“ Oya işini başarıyor.
Bu tümcede yargı gerçekleşmiş,
olumlu tümce.
“Oya işini başaramıyor değil.”
Tümce biçimce olumsuz anlamca olumlu, sonuç olumlu, yani başarıyor anlamında.Bu tümcede iki olumsuz öğe (başaramıyor, değil) olduğu için yargı olumlu oluyor.Bu matematikte (-.- = +) olduğu gibi.
Örneğimizi şöyle yazarsak,
“Oya başarıyor değil.”
tümcesi olumsuzluk bildirir.Yani,
“başaramıyor”
anlamını içermektedir.
Bunun böyle olması tümcede bir olumlu (başarıyor), bir de olumsuz (değil) yargısının bulunmasıdır.
Matematikte (+.- = -) olduğu gibi.
Türkçede en küçük anlatım birimi
sözcük,
anlamı ya da görevi olup dil içinde tek başına, söz öbekleri kurarak kullanılan
sesbirlikleridir.
Sözcük
duyumsal yönü (gösteren),
iç yönü (gösterilen)
olarak iki yönlüdür.
Örneğin,
y.a.p.r.a.k
ses dizileri gösteren,
sözcüğün karşıladığı kavram ise gösterilendir.
Sözcükle nesne arasında sesçe bağıntı yoktur.Her dil aynı kavramı değişik seslerle karşılar
.Ancak bir sözcüğün duyumsal yönüyle kavramsal yönü arasında köklü bir bağ vardır.
Örneğin,
elma
sözcüğünü duyunca zihinde nesnenin tasarımı olan kavram oluşur.
Bunun tersi de olabilir.Doğada elma nesnesini görünce göstergesi olan elmanın
gösteren
öğesini anımsarız.
Böylece göstergenin iki öğesi olan
gösteren,
gösterilen
arasında sıkı bir bağ olduğunu anlarız.
Dilde
somut kavramlar soyut kavramlardan,
özel kavramlar genel kavramlardan
önce gelir.
Örneğin,
“meyve”, “ elma, armut, üzüm...vb.”
varlıkların ortak adıdır.
Özel kavramlar var olmadan genel kavram oluşmaz.
Aynı zamanda genel kavramlar soyut,
özel kavramlar somuttur.
İşte kavramların önceliği
özel-somut-genel-soyut
sıralamasına dayanır.
Aynı zamanda
Türkçe ekonomik anlatımlı bir dildir.
Örneğin,
“Ankara’ya gitmemeliydiniz.”
yargısını
Fransızcada sekiz sözcükle anlatmak zorundasınız.
Vous n’ariez pas dû alle a Ankara