​ Türkçe etnik miras değildir / Blog yazarları tartışıyor! / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

Türkçe etnik miras değildir

Dil en temelde salt bir iletişim aracıdır.

Ancak dil öte yandan siyasal bir kavram haline gelmiştir. Örneğin bir milleti millet yapan özellikler sıralanırken, dil de söylenir.

Bu nedenle dil salt bir iletişim aracı olmasının ötesinde işlevlere de sahiptir.

Bir ülkede bir dil üzerinde konuşurken onun bu iki özelliğini ayırt ederek düşünmek gerekir.

Salt bir iletişim aracı olarak baktığımızda ortak bir dilin olması, her bireyin o dili bilmesi, en iyi bilmesi, çok iyi bir şeydir. Düşünsenize, dünyada herkes aynı dili konuşabilseydi ne güzel olmaz mıydı, istediğimiz herkesle her şeyi en iyi şekilde konuşabilirdik.

Ancak dünyanın bir gerçeği var. Herkes aynı dili konuşmuyor. Tonlarca ölü ya da yaşayan dil var. Eğer birileri, ortak dilin dışında, kendi özel dilini konuşmak istiyorsa, o dili, 'ortak dil var, buna gerek yok diye, ' yok etmeye çalışamayız. Çünkü insan kültür varlığıdır, tin varlığıdır, bu imkanlarını elinden almamalısınız.

Bunun tersi de doğrudur: Tekil grupların kendi özel dilleri var diye, ortak dilin olmaması gerektiği savunulamaz, çünkü bu zaten dilin iç mantığı ile çelişkilidir.

Salt dil olarak baktığımızda, ortak bir dili ve özel dilleri ayrı ayrı korumak gerekir.

Dile siyasal açıdan baktığımızda ise durum biraz farklılaşır. Dil bir milleti millet yapan asli özellik olarak tanımlandığında, özel dillerin, milleti millet yapan dile karşı ikincil kalması gerekir. Aksi takdirde, o toplum millet olma niteliğini kaybeder. Şu an anadilde eğitime karşı gelenlerin dayandığı nokta budur.

Bu nedenle onlar, anadilde eğitim yerine anadil eğitimi hakkının verilmesini savunmak noktasındalar. Bu da aslında kötü bir nokta değildir, çünkü geçmişte özel diller yasaklanmıştı galiba.

Ama ideal olan ne olmalı?

Öncelikle şunu da ayırmak lazım. Anadil dediğimiz, anasının babasının bildiği dil değildir. Ana dil çocuğun öğrendiği ilk dildir.

Mesela, bir Türk, diyelim Fransa'da ilk dili öğreniyorsa onun ana dili Fransızca'dır, Türkçe değil.

Ama mesela ailesiyle birlikte yaşıyorsa ve aynı zamanda Türkçeyi'de öğreniyorsa, bu tür kimselere iki anadilli deniyor.

Burada teknik bir sorun olabilir aslında. Mesela, bir insan ilk dilinin dışında, çocuk yaşta, ikinci bir dili anadili kadar öğrenemez mi?

Sanki, öğrenemez gibi bir kabul var. Çünkü, eğer biz özel bir dilde eğitim hakkını, milliyetçi güdülerle istemiyorsak, bir insanın diyelim 6 yaşına kadar öğrendiği dilin dışında başka bir dili, asla tam olarak öğrenemeyeceğini kabul etmemiz gerek.

Çünkü bunu kabul ettiğimiz zaman, bir kimsenin ilk dili dışında ikinci bir dilde eğitim alırsa bunun eksik kalacağı, bu nedenle, ilk dilinde eğitim alması gerektiğini savunmak gerekir. Eğer ikinci dilde, erken bir yaşta eğitim almaya başladığında, o dilde de en yetkin noktalara ulaşabileceği kabul ediliyorsa durum farklılaşır. Anadilde eğitim hakkı talebi güç kaybeder.

Çünkü, ortak dil, aslında kimsenin atasının malı dili değildir. Herkesin katkısının olduğu bir dildir. Pekala bir çocuk eğitimi başlamasıyla birlikte bu ortak dili öğrenmeye başlayarak ilk dili haline getirebilir.

Burada yaşanacak olan sorun, çocuğun geçiş dönemidir. Toplumun devletin bu konuda ekstra önlemler alması gerekir.

Ama, eğer bir insan 6 yaşına kadar bile olsa, bir ilk dilin dışında bir dilde eğitime geçtiği takdirde, asla o dilde yetkin olamayacaksa, toplumda herkesin ortak dilinin ilk dil olmasını sağlayacak toplumsal gelişim sağlanana kadar, herkesin anadilde eğitim hakkını savunmak gerekir.

Dili ister işlevsel olarak isterse siyasal olarak alalım her ikisinin ortak zemininde, özel dillerin desteklenmesi ve korunması gerektiği kesindir.

Dil konusunda milliyetçi güdülerle hareket etmemek gerekir. Siz ortak dili, salt dil olmasının ötesinde siyasal olarak korumaya çalışırsanız, özel dillere haksızlık olur. Özel dillerde eğitim hakkını savunmayı siyasal olarak istemiyorsanız, ortak dil zaten herkesin ortak malı olarak görmeniz ve onu güçlendirmeniz gerekir, kendi özel dilinizin bir dil olarak yasaklanmak yerine, korunmasını savunmalısınız.

Türkçe dediğimiz dil, etnik köken olarak Türklerin dili değildir. Toplumda etnik olarak kim Türk ki? Bunu kim ölçüyor ve biliyor ki? Türkçe, Türkiye'de yaşayanların büyütüp geliştirdiği ortak bir iletişim aracından ibarettir. Kimsenin mülkiyeti, etnik mirası değildir.

Peki sadece özel bir dili ilk dili olarak bilen ve ortak dili bilmeyen ya da çocuğuna öğretmek istemeyen ve siyasetten de linguistictten de anlamayan ve anlamak da istemeyen bir insanın ya da insanların talebini ne yapacağız?

Bu biraz imkanlarla ilgili bir durum. Çünkü, kötülük, saçmalık ya da yanlışlık (bu üçünün kriteri nedir sorusu da güzel bir sorudur) içermeyen hiçbir talep reddedilemez. Gerekliliği, yerindeliği makul şekilde temellendirildiğinde yerine getirilmesi gerekir. Ancak bu durum, ortak dil ve özel diller hakkında söylediklerimizin alternatifi olamaz, eğer alternatifi olarak dile geliyorsa, zaten makuliyetini yitirir. Yok eğer alternatif olarak görülmeden isteniyorsa, zaten yukarda söylenenlerle aynı noktaya gelinir.

 
Toplam blog
: 467
: 1012
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..