- Kategori
- Dil Eğitimi
Türkçe Gelişirken
uzun soluk
Dağlarca’ya
türkçenin büyük oğlu
bir anıt
oku okuyabildiğince
sayfaları açılmış betik
ayağının biri taş üstünde
sol eli cebinde
boylu boyunca öteki
duruyor yüksekçe
birkaç adım ötede
iki kadın
“sizsiniz bu değil mi”
“benziyor ya öyle”
duyacak çocuk seslerini
bu park
sonra bir genç kız
utanır gibi
“neden hep arı dil”
yok olur sesinde utanç
yayılır bir ışık
sevgi
emeğin yüreğine
usuna düşünenlerin
söylenir kuşaklar boyu
doğacak çocuklarını düşledi genç kız
konuşunca anıtla
Dağlarca da Yaşar Kemal gibi dilimize çokça sözcük kazandırmıştır. Örneğin, “süre” sözcüğünü “zaman” sözcüğü yerine kullanmıştır şiirlerinde. Ancak, ozanın sözcük türetmesi yetmiyor o Türkçe kökenli sözcükleri topluma kazandırmalıyız.
Türkçe'nin toplumumuzda soluk bulması, tüm yurttaşlarımızın kullanması bir ulusal görev, Türkçe'de bir ulusdil. Toplumumuzun tüm bireylerinin anlaşabileceği bir ortak dil. Dil bilinci olunca toplumumuzda dirlik ve birlik gerçekleşir. Bunu yasalarla sağlamak yerine Türkçe'nin toplumuzda yaygınlaşmasıyla, öğretilmesiyle başarabiliriz. Okullarımızda ilköğretimden başlayarak Türkçe metinlerle çocuklarımızın belleğini bezemeliyiz. Bu bir ulusal görevdir.