​ Türkçe süreci / Dil Eğitimi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '14

 
Kategori
Dil Eğitimi
 

Türkçe süreci

Türkçe, toplumsal gelişmeye koşut olarak gelişmiş ve değişmiştir. Türkçenin On birinci yüzyıldan başlayarak Arapça ve Farsçanın etkisine girdiğini metin taramalarında görüyoruz.  Yazınımızda dinsel etkinin ilk yansıdığı Kutadgu Bilig buna başlangıç oluşturmaktadır.   Kitap içerik ve dil olarak topluma yeni ve yabancı öğelerle seslenir. Toplumdaki dinsel değişim, bu değişimin dayattığı dil  Kutadgu Bilig’le somutlaşmıştır. Kısaca, Türklerin Ortaasya’daki inançları değişmiş, değişen inançların yerini alan dinin getirdiği dil yazın dünyamıza girmiş 11. -  20. yüzyıllar arasında etkili olmuştur.

Bu açıklamalar Türkçeye dönüşümüzün çok eskiye dayanmadığını gösteriyor. Ulusal bir kimliği olmayan Osmanlı Devletinin Türkçe sorunu olmamıştır. Bu dönemde yazınımız iki başlı olarak  sürmüştür. Altı yüz yıllık sürede  ortaya konan yazın ürünleri anlaşılmaz bir dille yazılır olmuştur. Bu  dönemin seçkin ozanlarından Fuzuli, Türkçeyle şiir yazmanın zorluğunu dile getirmiş; bu nedenle şiirlerini Arapça ve Farsçanın karışımı olan Osmanlıcayla  vermiştir.

Osmanlı döneminin açmazlarına bu dönemde karşı çıkanlar olmamış değil. Örneğin, 15. yüzyılda Ali Şir Nevai Muhakemetül Lugateyn adlı sözlüğüyle Türkçeyi savunmuş, bu yapıtıyla Türkçenin Farsçadan üstün bir dil olduğunu göstermiştir. Yine  15. yüzyılda yaşamış olan Divan ozanlarından Ahmet Paşa :

                                     
  Demişsin ki yolumda ölmez Ahmed
  Bir öldüm bir de sen öldürürsün 

dizeleriyle Türkçeden yana olduğunu göstermektedir. 

         Gerilere gittiğimizde Kaşgarlı Mahmut adlı bir  Türkçe sevdalısı aynı zamanda bir dilci olarak 11. yüzyılda Türkçeyi büyük bir coğrafyada varsıl bir dil olarak bulmuş,  Türkçenin Arapça ve Farsçadan üstün olduğunu Divan –ü Lügat’it Türk  adlı yapıtıyla Türkçe karşıtlarına kanıtlamıştır.
13 .yüzyılda yaşamış olan  Halk Yazını’nın seçkin bilge kişisi  Yunus Emre  Türkçe  dizeler  bırakarak Türkçeyi unutulur olmaktan kurtarmıştır.
  

  Ben yürürüm ilden ile           Bir garip ölmüş diyeler
  Şeyh anarım dilden dile         Üç günden sonra duyalar
  Gurbette halim kim bile        Soğuk su ile yuyalar
  Gel gör beni aşk neyledi       Şöyle garip bencileyin                          

 

          Yunus’tan bize kalan bu dizeler Türkçe ağırlıklı ancak; gurbet, aşk , şeyh, garip sözcüklerinin de dilimize girdiğini gözlüyoruz. Bunu   inanç değişmesinin dile yansıması olarak değerlendirebiliriz.

 

 

 
Toplam blog
: 1064
: 732
Kayıt tarihi
: 24.03.12
 
 

Türkay KORKMAZ, umuda yolculuğu ertelemez. Mermeri delenin damlanın sürekliliği olduğunu bilir. Y..