​ Türkiye' de Eşcinsel hakları / Hukuk / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '14

     
    Kategori
    Hukuk
     

    Türkiye' de Eşcinsel hakları

    Türkiye' de maalesef eşcinsel kelimesi telaffuz edildiğinde bile herkesin aklına olumsuz kavramlar gelmekle birlikte bu durum hayatın bir gerçeği olup, rahatlıkla kabul edilebilmesi, toplumsal farklılıklara saygı duyulabilmesi, gerekli tıbbi, sosyal ve hukuki düzenlemelerin yapılması, uygulanması ve insan hakları ihlallerinin en kısa zamanda son bulması büyük önem arz etmektedir.

    Türkiye' de 10 milyona yakın eşcinselin yaşamakta olduğu düşünülmektedir. Bu azımsanacak bir sayı değildir. Aşağıda eşcinsellerin Türkiye' deki, özellikle hukuki durumlarına ilişkin saptamalar ve son gelişmeler özetlenmeye çalışılmıştır.

    Türkiye' de uzun yıllardır yok sayılan, sosyal anlamda dışlanan ve gruplaşmaya itilen eşcinseller, yalnız olmamanın verdiği güçle bir çok konuda toplumsal müdahalelerde bulunarak gidişatı değiştirmeyi başarmaktadırlar.

    Ülkemizde hala varlığını güçlü bir biçimde sürdüren eşcinselliğin hastalık olduğuna dair kanı yanlış bilgilerden ve önyargılardan kaynaklanmaktadır. Eşcinsel gruplarının dayanışması ve müdahalesi sonucu uzun yıllardır, modern tıp, psikiyatri ve psikoloji bilimlerinin en yüksek otoriteleri eşcinselliğin bir hastalık olmadığını açıkça ifade etmektedirler. Amerikan Psikiyatri Birliği 1973 yılında aldığı kararla eşcinselliği Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’ndan çıkarmıştır. Psikiyatri Birliği’nin kararını Amerikan Psikoloji Birliği’nin 1975 yılında aldığı karar izlemiştir. Dünya Sağlık Örgütü ise 1990 yılından itibaren eşcinselliği, Hastalıkların Uluslararası Sınıflamasından tamamen çıkarmıştır. 2001 yılında ise Çin Halk Cumhuriyeti’nde de eşcinsellik "Mental Bozuklukların Ulusal Sınıflaması" ndan çıkarılmıştır. Türkiye Psikiyatri Derneği, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, Türk Psikologlar Derneği ve Türk Tabipleri Birliği ise 2010 yılından beri eşcinselliğin bir hastalık olarak nitelendirilemeyeceğini açık olarak beyan etmişlerdir. Bu durumun tam anlamıyla kabul edilmesi hukuki işlemler anlamında da eşcinsellerin mental yönden hastalıklı bireyler olarak görülmelerini engelleyecektir. 

    Bu konuda azimle çalışmalar yapmakta olan SPoD ( Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Derneği ) eşcinsellikle ilgili bir çok davaya müdahil olmakta,  eşcinsel hakları konusunda kararlı mücadelesini sürdürmektedir. Kamuoyunun da büyük ilgisini uyandıran Roşin Çiçek davasında, önce müdahil olan daha sonra müdahilliği kaldırılan SPoD' un duruşmalar sırasında yaptığı müdahaleler karara ışık tutup bir ilkin oluşmasına katkı sağladı.

    Öyle ki; Bir çok eşcinsel cinayetinde sanıklar "Haksız Tahrik" nedeniyle indirim alırken, Roşin davasında mahkeme buna izin vermedi. Sanıklardan babaya ağırlaştırılmış müebbet hapis, iki amcaya müebbet hapis cezası verildi ve hiçbir indirim yapılmadı.

    Mahkeme tarafından kullanılan dil de dikkat çekiciydi. Daha önce mahkemelerde "Cinsel Tercih" ibaresi kullanılırken SPoD' un çabalarıyla "Cinsel Yönelim" ibaresi de hukuki anlatıma girmiş oldu.

    Ayrıca Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bu karar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesi' ne ilişkin eylem planına göre TCK' na eklenen "Nefret ve Ayrımcılık Suçu" tanımlaması açısından da büyük önem arz etmektedir. Çünkü TCK 122 madde "Nefret Suçları" nın kapsamını daraltmakta ve ispatı zorlaştırmaktadır.Maddede "Cinsel Yönelim ve Etnik Kimlik" yer almamakla birlikte Roşin Çiçek davasındaki gibi kararlar "Nefret Suçu" nun tanımlamasını yapıcı, bu anlamda mahkemelere yol gösterici emsal kararlar niteliğini taşımaktadırlar.  

    Tüm dünyada "Cinsel Yönelimler" in kabul edilmesi ve ayrımcılığa bir son verilmesi yönünde  gerekli tedbirler alınmakta ve çalışmalar hızla sürmekte iken ülkemizin de bu gelişmelerin gerisinde kalması zarar doğuracaktır.

    Birleşmiş Milletler 2011 yılında aldığı kararla "İnsanların cinsel eğilimleri ve cinsel yönelimleri nedeniyle maruz kaldıkları şiddet eylemleri ve ayrımcılıktan endişe duyduğunu, üye devletlerin bu konuda gerekli tedbirleri almalarını öngördüğünü" hatırlatmıştır. Netice olarak "Cinsel Yönelim" hususunda ülkemizde çok daha fazla aşama kaydedilmesi gerektiği açık olmakla beraber, bu yönde yapılan çalışmalar umut vaadetmektedir.

     

     
    Toplam blog
    : 1
    : 236
    Kayıt tarihi
    : 25.02.14
     
     

    Melis Ayazli Hukuk eğitimini Ankara Universitesi Hukuk Fakultesinde tamamlamis olup Istanbul Baro..