​ Türkiye, geleceğini geçmişinde bulacak! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '09

 
Kategori
Siyaset
 

Türkiye, geleceğini geçmişinde bulacak!

Türkiye, geleceğini geçmişinde bulacak!
 

Tanrıyla ve tarihle savaşılmaz. Her ikisi de güçlerini göstermezler; ama bir gün hatalarını yüzünüze bir şamar gibi çarpıverirler.

Türkiye, Osmanlı'nın çöküş yıllarından itibaren hem Tanrı'ya hem tarihe karşı duran bir "aydın" nesil yetiştirdi. Bu aydınlar ülkenin idaresini ele aldıklarında, Tanrılarına kem gözlerle bakmayı, tarihlerine de dürbünün tersinden bakmayı marifet bellediler.

Bu "yabani duruş" günümüze kadar sürdü geldi. Allah adına (ila-yı kelimetullah) inşa edilmiş bin yıllık bir geçmiş, Allahsız algılamalarla yargılandı. İçinden geldiğimiz tarih, dürbünün tersinden baktığımız için bize en yakınken bile en uzak gözüktü.

Sandık ki, Allah'ın mülkünde, onun iradesini hiçe sayarak gezip tozabliriz..Sandık ki, bize "bizliğimizi" veren tarihimizi bağrımızdan koparıp atabiliriz. Kendine yabancılaşmış aydın modelinin son iki yüz yıldır yapmaya çalıştığı genel olarak bu olmuştur.

Ama ne Tanrı ve ne tarih insanı başıboş bırakmaz. Siz ne kadar kaçarsanız kaçın, hangi "kertenkele deliğine" girmeye çalışırsanız çalışın, Tanrı da tarih de sizi orada bulur.

Türkiye insanı, bu "akılsız kaçış" ın acısını fazlasıyla yaşadı. Hem dışardan gelen belalarla, hem kendi içinde ürettiği belalarla yaşamak zorunda kaldı.

Ama, gün geldi ve Tanrısına da tarihine de toplumuna da sahip çıkan aydın modeli ülkesinin kaderini devraldı. Bu ülke için bugünden sonrası, kendi geçmişine dönüş ve geleceğe bu geçmişin doneleriyle yürüyüş olacaktır.

Başbakan Erdoğan'ın partisinin 3.Kongresindeki şu sözlerini bu anlamda okumak gerekir:


“Bu ülkenin tarihinde Yesevi’yi Pir Sultan’ı çıkartmaya kalkarsanız, onları görmezden gelirseniz, yok sayarsanız, bu ülke öksüz kalır, yetim, köksüz ve dayanaksız kalır. Yunus Emre’siz bir Türkiye dilsiz kalır. Mevlana’sız bir ülke ruhsuz kalır. Sabahat Akkiraz’ı dinlemeyen Türkiye türküsüz kalır. Tatyos Efendi’nin besteleri yarım kalır. Cem Karaca bu ülkenin hasretini çektiği kadar, bu ülke de Cem Karaca’nın hasretini çekti. ‘Hoşçakalın iki gözüm’ diyen Ahmet Kaya’ya vefa göstemeyen Türkiye’nin şarkıları eksik kalır. Nasıl Mehmet Akif’siz bir Türkiye tahayyül edilemezse, onun ruh dünyasındaki anlayış bizim için ne denli saygınsa, bizler bütün edebiyat dünyamızdan gelen geçenlere aynı saygıyı duymalıyız. Onun için Nâzım Hikmet’siz bir Türkiye de eksik sayılır. Seversiniz sevmezsiniz, görüşlerini kabul edersiniz etmezsiniz, ama Ahmed-i Hani’siz, Bitlisli Said-i Nursi’siz bir Türkiye’nin maneviyatı noksan kalır.”

Dışardakilerin, "böl, parçala ve yut..." politikalarınıyla zorlu bir mücadele vererek Kurtuluş Savaşı yapmış bir millet, içerdekilerin " böl, parçala ve yönet..." politikalarını da yenmiştir bugün...

Türkiye, geleceğini geçmişinde bulmak üzere yola çıkmış bulunuyor!...

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..