- Kategori
- Sosyoloji
Türkiye artık baskılı bir mahalle!

SUSMAMALIYIM; SUSARSAM SIRA BANA GELECEK !
Kendimizi kandırmayalım. Mahalle baskısını küçültüp birkaç sokak olayıyla tanımlamak devekuşluğunun daniskası !
İzmit’ ten öteye de çevirelim gözlerimizi…
Bursa’ sı, Kayseri ‘si, Maraş’ı, Urfa” sı; önümüzde duruyor hiç yüzleşmeye yanaşmadığımız külahlarımız gibi ılımlı İslamlığı çoktan kabul etmiş bir Türkiye haritası !
Büyük kentlerdeki mahallelerde birkaç uyarı bakışı, belki birkaç sözle ifade edilebilecek baskı küçük kentlerde, kasabalarda baskıdan öte yaptırım gücü kazanmıştır…
Sanatı azgınlaşmış cinsel duygularının etkisiyle “mundar “kabul eden bir kitle her gün biraz daha çoğalmaktadır.
Lüleburgaz” daki bir rölyefi parçalayanların vahşi saldırıları bir gün gelecek mermer ve insan ayrımı tanımayacaktır.
Yıllarca önce Bektaşi fıkralarında mizah unsuru olan bu baskı, şimdi toplumsal bir boyut kazanmıştır.
Bektaşi hoca efendiye yenilmiştir ! Hafızamızın hoş görülü ortamlarında demlenmektedir…
Eğer inanmıyorsanız gidip herhangi bir Anadolu kentinde iftardan bir saat önce ağzınıza bir şeyler atın bakalım…
Ya da bir restaurantta yemek ısmarlayın !
Hiçbir şey olmayabilir !
Ama olabilir de…
Bizim korkmamız, önlem almamız nokta da bu olabilirliğin varlığıdır…
Olabilirlik bir süre sonra tahmin boyutunu aşar; olgu aşamasına gelir !
Olabilirlik en büyük tehlikedir !
Sizi savunmasız yakalar, toplumunuza duyduğunuz güveni büyük ölçüde yaralar ve korkaklar sürüsüne bir kişi daha eklenir.
1930 larda Yahudi halkı bu olabilirliği çok küçümsediği için kendini toplama kamplarında buldu …
Hitler’le görüşmeye giden İngiliz başbakanı Mr. Chamberlain olabilirliği hesaba katmadığı için Londra istasyonunda gazetecilere barış müjdesi verdi…
Bir yıl sonra Alman tankları Polonya'yı ezdi geçti !
Şimdi olmaz, bizde olmaz hesaplarına girmek, tarihi inkar etmektir.
Tarih ondan ders almayanlar olduğu sürece tıpkı inatçı bir öğretmen gibi derslerini tekrar edecektir !
Başka ülkeler sınıf geçerken sizin bütünlüğünüz bütünleme sınavlarında tehlikeye girecektir.
Ama tarihten ders almak öncelikle tarih bilgisi yani kültürü gerektirir.
Ülkemiz halkı PEK ÇOK ŞEYİ unutmak istediği için değil, burnunun dibindeki yakın tarihle bile ilgilenmediği için bilmez artık !
Tarih bazen gözlerimizin önünde de bize yararlanabileceğimiz bilgiler sunar.
Çoğumuz İran’ ın tepetaklak şeriata yuvarlanışının tanığıyız.