- Kategori
- Haber
Türkiye aydınlarını andı...

Madımak
Türkiye taihinin kara sayfalarından biri; 2 Temmuz 1993’da Sivas’ta otuz yedi aydının devlet gözetiminde yakıldığı gün…
Devletin polisin, askerin seyrettiği katliamın geleceği günler öncesinden belliydi.
Yerel basında kışkırtıcı yayınların yapıldığı, çevre illerden getirilen gerici faşistlerin günler öncesinden kendi kontrollerindeki yurtlara yerleştirildiği devlet katında bilinmez değildir. Müslüman kamuoyuna başlıklı bildirilerin elden ele dolaştırıldığı da bilinmez değildir. Çevre illerden toplanan şeriatçı kalabalıklar camilerde toplantılar yaparlar. Tıpkı Maraş katliamında olduğu gibi hazırlanan bildiriler elden ele dolaşır; “Bismillahirrahmanirrahim. Peygamber, müminlere kendi canlarından ileridir. Onun hanımları da müminlerin analarıdır.”(Ahzâb:6) Mü’minlere öz canlarından daha ileri olan Allah Resulü ((S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ın beytine (Kâbe’ye) ve Kitab’ı Kur’ana alçakça küfredilmekte ve müminlerin izzet ve namuslarına saldırılmaktadır. Dünya’nın bazı bölgelerinde şeytran ve onun yandaşları olan emperyalist kafirler, dinimize ve mukaddes değerlerimize dil uzatmaktadır. Bunun başını ise satılmış, mürted Salman Rüşdi köpeği çekmektedir.
Bu şeytanî oyunlara karşı, izzetli ve duyarlı Müslümanlar yiğitçe mücadele ortaya koyarak, bu uğurda canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir. Bu iğrenç oyunların bir uzantısı olarak ülkemizde de; Aydınlık gazetesi denilen paçavrada, melun Rüşdi’nin figüranlığına soyunan dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kuran’ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber(S.A.V.)’in aile hayatını(hâşâ)…
Bu olay, dünyanın değişik yerlerinde kâfir devletler tarafından dahi kabul görmezken, basımına müsaade edilmezken, ne yazıkki laik ve iki yüzlü T.C Devleti tarafından yayımlanmasına izin verilmiş, ayrıca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarması tarafından coplanmış, kurşunlanmış, bir kısmı da hapishanelere atılmıştır. Salman Rüşdi köpeği Müslümanların çok az olduğu kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar ile alay edercesine gezebilmektedir…”
Pir Sultan Abdal Şenliği başlamadan belediye otelin yakınlarına kaldırımların yeniden yapılacağı gerekçesiyle kamyonlarla kaldırım taşlarını yığmıştır.
Devlet gözetiminde her türlü hazırlık tamamlanmıştır.
Vali Ahmet Karabilgen’in dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar’a söylediği şu sözler dehşet verici, Vali; ”Bana ve devlete oyun oynadılar!”
“Önce Emniyet Müdürü halk ile polisi karşı karşıya getirmeyelim.” dedi.. ”Kalabalıklar artınca biz bu topluluğa karşı koyamayız.” dedi. “Jandarma komutanına talimat verdim, Otelin önündekileri dağıtın.” diye. ”Askerlerim acemi.” dedi. Vali’nin şu tespiti yaşananlardaki sorumlulukları olanları işaret ediyor; “İlginçtir, İnsanlar öldükten sonra aynı askerlerle kalabalık dağıtıldı.”
Bu gün Madımak’ta yakılan aydınları on altı yıl sonra anarken geldiğimiz nokta sadece kebapçı dükkânının taşınmış olması.
Bu gün 2 Temmuz, devlet gözetiminde 37 aydının yakıldığı gün.