- Kategori
- Siyaset
Türkiye çıkmaz sokaktan çıkmalı!

Bir önceki hedef ülke: Türkiye yazımda ülkemizi bekleyen tehlikeleri arz etmiştim şimdi de Güneydoğu sorunu hakkındaki fikirlerimi ve çözüm önerilerimi sizlerle paylaşmak isterim.
Öncelikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerimizin bizler için yaşamsal önemde olduğunu ve buralarda kesinlikle yönetsel tavizler vermememiz gerektiğini ifade etmek isterim. Bu bölgelerdeki sorunu konuşurken hep demokrasi, kültürel haklar, oluşan fiil durumdan bahsediliyor ama gözden kaçan ya da unutulan bazı gerçekler var ki Türkiyemiz için yaşamsal öneme sahip.
Enerji konusunda bundan önce sizlere uzun uzun sayısal veriler vermiştim.Bakınız, Türkiye'nin Enerji Tüketimi %85'i genel itibarı ile Samsun-Ankara-Adana-Mersin hattının Batı'sında yapılır. Amma velakin enerji üretimimizin %40'a yakını ise bu hattın Doğu'sunda üretilir. Ayrıca GAP çerçevesinde daha yapılacak olan santralleri de hesaba kattığınızda bu oran %50'lerin üzerine çıkar. Tüm bunların üzerine Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattını ve Irak Boru Hattını ve Şahdeniz Boru hattını ve Hazar geçişli Türkmenistan Doğalgaz Boru Hattı projesini ve uzun yıllardır asıl olarak Batı illerimizden elde edilen vergilerle yapılmakta olan GAP projesini ve Urfa Tünelini ve Fıratı ve Dicleyi ve Keban ve Birecik ve Karakaya ve Afşin Elbistan ve Sivas Kangal ve adını burada sayamayacağım diğer santralleri koyduğumuzda hepimizin durup bazı şeyleri düşünmesi gerektiğine inanıyorum.
Amerikan Silahlı Kuvvetler dergisindeki haritaya baktığınızda Türkiye'den kopartılmak istenen topraklar üzerinde yukarıda saydığım projelerimiz var!!!
O haritaya neden itimat ediyorsun diyenlere tavsiyem haritayı önlerine alıp, Ortadoğuda olanları ve Irak'da yapılanları da göz önüne aldıktan sonra yorumda bulunmalarıdır. Tüm boru hatları bu topraklardan girip Batı'ya doğru uzanıyor. Neden ABD ve AB bizi parçalamak istesinki diyenlere bir de şu açıdan bakmalarını rica edeceğim. Önümüzdeki 30 yıl içerisinde AB'nin Hazar havzasından gelecek olan enerji kaynaklarına kesin olarak ihtiyacı var, yoksa yaşam duracak. Bütün sevkiyatta Türkiye üzerinden yapılacak! Güçlü bir Türkiye ileride bunu silah olarak kullanabilir. Bunu önlemenin en güzel yoluda Türkiye'yi kendilerine bağımlı kılmaktan geçer. Ekonomik olarak bunu yaptılar ve yapıyorlar. Fiziki olarak ise bu hatlar üzerinde ne kadar parçalı bir yapı olursa yönetmeleri de o kadar kolay olur. Türkiye'nin bölünmesi ve güzergah üzerinde çok parçalı bir yapı olması Batı'nın işine gelmez mi?
Şimdi açık açık soruyorum değişen dünya koşullarında ve de-facto durum çerçevesinde yeryüzündeki hangi Devlet bu bölgeyi ister yönetsel ister fiziki olarak bırakırdı?
İki sorum daha var daha sonra da çözüm hakkındaki fikrimi açıklayacağım.
Soruların ilki şu, eğer Türkiye bugün bu bölgelerimizde federatif veya adı ne konursa konsun yönetsel yetki devri yaparsa, ileride muhtemel diğer etnik veya dini köken taleplerine yol açmaz mı? O zamanda mı 20 yıldır bu sorunla eski yöntemlerle uğraşıyoruz artık buna bir çözüm bulmak lazım gelir denecek? İkinci sorum tu kaka ilan edilen milliyetçilik ve ulusalcılık üzerine! Bugün dünyadaki en milliyetçi, en ulusalcı devletleri sıralasanız ilk sıralara hangi devletleri koyardınız? Özellikle de kendi halkının çıkarlarının herşeyden üstün olduğunu açık açık söyleyenleri de hesaba katarak...
Çözüm önerime gelelim. Doğu ve Güneydoğu illerimizde dış kaynaklı olduğu apaçık belli olan ve kökeninde o yörede yaşayan halkımızın refahı ve mutluluğu gibi bir amacı olmayan terörü sıfır pazarlıkla kesin olarak bastırmak. Çünkü, terör bitmeden o yörelerimiz kesinlikle kalkınamaz. Sermaye tüm dünyada korkaktır, huzur, istikrar ve gelecek görmeden o yörelere uğramaz bile. O yüzden bu yörelerimize ancak devlet desteğinde yatırım yapılabilir ve yapılmakta... Özelleştirme şampiyonları Et-Balık Kurumunu yok ettikten sonra neden tekrar kuruyorlar dersiniz... Bu yörelerimizde hayvancılığı bitirdiler de ondan, şimdi de çıkış arıyorlar! Türkiye'nin nasıl Karadeniz yöresi çay-fındık, Akdeniz bölgesi meyve-sebze, Trakya bölgesi bağcılık, Orta Anadolu bölgesi hububat ihtiyacını karşılıyorsa, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde bağcılık (üzümün anavatanı Diyarbakır-Elazığ-Malatya arasıdır) ve hayvancılık üzerine kendisini geliştirecektir. Tabii GAP sayesinde tarımda ikinci bir Çukurova yaratacaktır. Bu şekilde halkın refahı artacaktır. Potansiyelin ne olduğunun farkına varılması için en iyi örnek Hollanda'dır. (1980'den bu yana tu kaka ilan edilen tarımdan yüzölçümü Konya kadar olan Hollanda bizim GSMH mız kadar gelir elde etmektedir!)
Misakı Milli sınırları içerisinde üniter yapımızdan taviz verilmemelidir.
Kuzey Irak'da hangi devlet kurulursa kurulsun ileride oradaki sınırlar yine değişecektir, tıpkı geçmişte ve bugün olduğu gibi... Bu arada isteyen olursa Kuzey Irak'da kurulan Kürdistan'a gidebilir... İsterseniz deneyelim açalım kapıları bakalım kaç kişi gidecek... Sakın hamasi bir söylemde olduğum sanılmasın ama her ülke kendi halkının çıkarlarını korur, buna ters davrananları da arasında barındırmak istemez... Tıpkı tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi...
Kuzey Irak'da kurdurulan Kürdistan ile de ekonomik ilişkilerimize devam ettirmekte bir sorun olmaz kanımca, zaten de Türk şirketleri ve devleti bunu yapmakta. Hem bence Kürdistan Türkiye olmadan oralarda yaşamını idame ettiremez...
Etnik köken tartışmalarının artık bitirilmesi gereklidir. Atatürk'ün dediği gibi Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran ve bu topraklar üzerinde yaşayan halka Türk ulusu denir. Hepimiz farklı farklı etnik kökenlerden gelebiliriz ama Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkıyız. Yok etnik kökendi yok dindi yok mezhepti yok tarikattı laflarını sürekli edersek parçalanmaya doğru adım adım gideriz. Aslında garip ama ABD'deki yapıda aynen bize benzemiyor mu? Hiç kimse de çıkıp Amerika'daki Alman halkı, İngiliz halkı, Meksika halkı, Polonya halkı demiyor? Acaba bir kişi çıkıp da bunu dese ABD yönetimi ne yapardı?