- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Türkiye'de aile başına düşen gelir ve yoksul kesim...

Bu günlerde barışla yatıp, milliyetçiliği ayaklar altına almış olarak uyanıyoruz.
Böyle bir uyanışı hak ettiğimizi düşünmesem de, birileri öyle düşünüyor.
Her konuda yaşanan değişim, başkalaşım sadece bir alanda değişmiyor.
O da halkın geçim sıkıntısı!
Bu konudaki gerçekleri şöyle sıralamak mümkün:
Türkiye’de 18 milyon aile var…
Ailelerin yüzde 1.2’sinin aylık geliri 5600 TL ve üzeri…
Ailelerin yüzde 3.8’inin aylık geliri 3.200-5,500 TL arası...
Ailelerin yüzde 16.5’inin aylık geliri 1.900-3.000 TL arası…
Ailelerin yüzde 16.9’unun aylık geliri 1.250- 1870 TL arası…
Ailelerin yüzde 23.1’inin aylık geliri 815-1.200 TL arası…
Ailelerin yüzde 32.1’inin aylık geliri 450-810 TL arası...
Ailelerin yüzde 6.4’ünün aylık geliri 430 TL civarında…
Bu verilerin merkezine gelince; Aileden sorumlu bakanlığın yaptırdığı; “Türkiye’de Aile Yapısı Araştırması 2011”
Bu verileri yorumlayacak olursak:
Bu araştırmaya göre; ailelerin yüzde 6.4’ü aylık 430 TL gelirle; “bir lokmaya muhtaç” haldeler…
Yani durumları içler acısı...
Ailelerin yüzde 32.1 gibi büyük bir bölümünü oluşturanların aylık geliri ise 450-810 TL arasında, yani “iki yakası bir araya gelmez” haldeler.
Ailelerin yüzde 23.1’i ise 815- 1.200 TL aylık gelirle “borç bağımlısı-kredi kartı esiri olmuş” haldeler.
Yani acınacak durumdalar.
Ağalanacak-perişan-acınacak durumdaki bu üç aile tipi Türkiye’deki toplam ailelerin yüzde 60’ını oluşturuyor.
Her 100 aileden 60’ı; geçinemez halde...
Hani ekonomi iyiydi?
Hani Türk Halkının yüzde 77’si halinden memnun, mutlu bir yaşam sürüyordu?
Ekonomi iyi ise!
Bu nasıl bir tablo?
Bu tabloyu; “Cari açığı azalttık. Turizm gelirlerini kâğıt üstünde çoğalttık. Böylece cari açığımız milli gelirin yüzde 5.8 seviyesine indi. Kredi notumuz artacak…” diye açıklamak mümkün mü?
Hal böyleyken şöyle gazetelere bir bakalım:
“İmralı sorunu çözecek, barış getirecek!”
“Kandil, İmralı’yı dinleyecek!”
“İmralı’ya şu gidecek, bu gidecek!”
“İmralı BDP’lilere ne diyecek?”
“İmralı’ya hangi BDP’liler gidecek?”
“İmralı şunu önerecek!..”
“Ya barış ya ölüm!”
“Milliyetçi sözlerle barış gelmez!”
“Milliyetçilik ayaklar altında, bir daha belini doğrultamaz!”
Böylesi manşetleri atanlar, yukarıdaki ekonomik tabloyu görmezden geliyorlar.
Barış’a gelince; akan kanın durması, barışın gelmesi kim istemez?
Türk toplumu olarak hepimizin ortak özlemi bu değil mi?
Barış iyi güzel de neyin karşılığında?
Yani “İmralı”ya ne verilecek veya verildi?
Vatandaş olarak bu sorunun cevabını bilmek hakkımız değil mi?
Türk halkı, giden geminin kendisinden ve ülkesinden neler alıp götürdüğünü merak ediyor!