- Kategori
- Okullar
Türkiye'deki okullarda spor eğitimi

Çöp adam jimnastik
Yaşı 20 ile 35 arası tüm gençlere sorabilirsiniz... Yaşamın boyunca hiç cirit, gülle, disk attın mı? Hiç kasadan atlayıp yer minderinde çalıştın mı? Kum havuzlarında, barfikste neler yaptın? Koşunun çeşitli biçimlerinde - 100 metre, 200 metre, engelli, uzun mesafe.. - kendini denedin mi? Masa tesnisi, tenis, voleybol, basketbol, hentbol oynadın mı?... Çoğunun vereceği yanıt bunlardan hiçbirisini yapamadım olacaktır. Çünkü son 30 yıldır okullarda az buçuk var olan spor olanakları da sistemli olarak ortadan kaldırılmıştır.
Toplumumuz spor yapmadan sporla ilgilenen -özellikle de futbol- gençlerle şişirilmiştir. En kısa mesafeyi bile yürümekte güçlük çeken, futboldan başka sporların kurallarını bile bilmeyen bu hantal grup aynı zamanda kötü bir spor izleyicisidir de. Gelişmişlik ölçütü spor izlemek değil doğrudan spor yapmaktır.Bunun için devlet ve belediyeler ciddi anlamda kaynak seferber etmeli, tesisler yapmalı, spor yapmayı her alanda teşvik etmelidir. Oysa belediyelerin var olan boş alanlara hemen ev ve iş yeri ruhsatı vermek için çabaladığı çocuk parklarını daraltıp apartmanların ve karayollarının arasına sıkıştırdığı, çocukları bile eksoz dumanına boğduğu ilkel bir kentçilik uygulaması görülmektedir. Büyük kentlerin çevrelerinde yükselen yeni uydu kentlerde geçmiş yılların yanlışlıklarından hiç ders alınmadan, inatla çarpık yapılaşma sürdürülmektedir. Belediyelerin asıl görevlerinden biri olan spor tesisleri yapma ve spor yapmayı teşvik etme çabalarına asla rastlanılmamaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı geçmiş onyıllara göre okullarda spor tesisleri kurma, gençleri spora yöneltme yolunda son derece başarısızdır. Geçmiş onyıllarda sporun her alanında yurt çapında, Balkanlar ve Akdeniz çevresinde yarışmaları organize eden, var olanlara gençlerin katılmasını sağlayan, bunun için ekonomik destek te veren Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı göbekli, obez, halsiz, hantal bir gençliğin üretiminde başrol oynamıştır.
Ne yazık ki gençlerimiz gelişmiş ülkelerin gençlerinin yanında silik, sakil ve çirkin durmaktadır. Ayrıca spor yapamamanın sıkışmışlığı ile daralan iç dünyaları arabesk isyanlara, diş sıkmalara, avurt kemirmelere neden olmaktadır. Sporun sağladığı ruh disiplininden, eğitiminden de yoksun kalan gençler hiçbir işi başarma gücünü kendilerinde bulamamaktadırlar. Gelecek için bir programları projeleri yoktur. Engeller karşısında çabucak gerileyip, yan yollara sapmaktadırlar. Karşılarına çıkan -çıkabilecek- engelleri, duvarları aşmak için azim ve umutları yoktur. Çabucak yenilen, hemen gerileyen, çabuk teslim olan bu insanlara nasıl genç denilebilir. Sorunlar karşısında direnemeyen, duvarları aşmak için tepeden, tabandan, havadan hiçbir girişimde bulunamayan bu sürü gençliği istenen insandır işte. Bu insan yaratılmış genç bedenlerin içerisine sıkıştırılmış, umutsuzca ortalıkta dolanıyor. İşte gençliğimizin hazin durumu. Çözüm için belediyelere, Milli Eğitim Bakanlığı'na, spor kuruluşlarına görev düşüyor. Ama onlar bu hantal, silik, dirençsiz, umutsuz gençliği zaten istemiyorlar mıydı?