​ Türkiye gerçek bir barış istiyorsa... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '12

 
Kategori
Siyaset
 

Türkiye gerçek bir barış istiyorsa...

Türkiye gerçek bir barış istiyorsa...
 

Gaffar Okan cinayeti aydınlansın istiyorsanız, gerçekten pişman olanlara devletin şefkatli yüzünü gösterin.


Türkiye gerçek bir barış istiyorsa... Bunun yolu, ailesinin ikna etmesi sonucu teslim olan ve çok önemli itiraflarda bulunan bir PKK militanını, 4 kez müebbet, 33 yıl 9 ay hapis, 562.000 lira para cezasına çarptırmak olmamalı...

Örgütün, 2 askerimizi şehit eden, 3 askerimizi yaralayan saldırılarına katıldığı tespit edilen Ç, Türk Adaleti'ne güvenip itirafçı olduğuna, teslim olduğuna pişman olmuştur herhalde....

Çünkü Ç'nin itiraflarıyla birçok terör örgütü elemanı etkisiz hale getirilmiş... Örgütün özel birimini Amerikan askerlerinin eğittiği ve Amerika'nın üretimi silahların örgüte, bizzat Amerikalılar tarafından temin edildiği bilgisine ulaşılmış; etkin pişmanlık yasasından faydalanmak isteyen itirafçı Ç, sayesinde...

1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'na gönüllü olarak katılmış, Kıbrıs gazisi, emekli bir astsubayın evladı olarak, bu satırları yazmak, bana inanılmaz duygusal güçlükler yaşatsa da, PKK Terörü konusunda düşüncelerimi daha önce defalarca yazmış olsam da; ben ülkemde gerçek bir barış istiyorum.

Eğer bir PKK itirafçısı, örgütüne büyük darbeler indirecek itiraflarda bulunarak gerçekten pişman olduğunu kanıtlamaya çalışmış ve Türk Adaleti'nin kollarına teslim etmişse kendini; onu yargılayanların da, bu adama gereken adli kolaylığı sağlaması gerekir.

Eğer bu büyük suçlara ortak olan adam, gerçekten pişman olmuşsa, yaşadığı sürece kanayacak vicdanı, yaşayacağı vicdan cehennemi ona fazlasıyla yeter.

Ben, tabi ki, 2 askerimizin şehit olmasına, 3 askerimizin yaralanmasına yol açan saldırılara katılan bir teröristin, cezasız kalmasına razı olamam. Ancak, o saldırılarda söz konusu askerlerimize kurşunu yanlızca Ç'mi sıkmış? Bu tip olaylarda en zor olan da, tetiği kimin çektiğine karar vermek değil mi?

Ellerinde kamera kayıtları mı varmış ki, bütün cezayı Ç'ye yüklemişler?

Peki evladını devlete teslim olmaya ikna eden o aile, şu anda neler düşünüyor, neler hissediyor acaba?

Silah zoruyla, çatışma sırasında ve kendi rızası dışında teslim olmak zorunda kalan teröristlere, Türkiye Cumhuriyeti devleti, en sert tavrını, en uzlaşmaz yaklaşımını sergileyebilir rahatlıkla...

Ancak, teslim olan, kritik itiraflarda bulunan, devletinden af dileyen bir insana, suçu ne olursa olsun, daha anlayışlı bir biçimde yaklaşılmalı bence.

Bir yandan koro halinde " Barış istiyoruz! Akan kan dursun bir an önce! " diyeceksiniz... Bir yandan teslim olan etkili itiraflarda bulunan, birçok teröristin etkisiz hale getirilmesini sağlayan bir teröriste olabilecek en ağır cezayı vereceksiniz. Yok öyle dava!...

Elbette, şehitlerimizin kanı yerde kalmasın. Elbette, gazilerimizin başı eğilmesin. Elbette, ülkeme 30 yıldır kan kusturanlar cezasız kalmasın.

Ama Allah aşkına bana söyler misiniz? Teslim olanlara böylesine ağır cezalar verildiğini gören bir terörist, teslim olmak yerine ölmeyi tercih etmez mi? Bundan sonra hangi teröristin, hangi ailesi, hangi devlete güvenip yanlış yapan evladını Türk Adaleti'ne teslim edebilir?

Böyle bir adalet anlayışı, hangi akan, hangi kanı, nasıl durdurabilir? Türk - Kürt kavgasını, Kürt sorununu çözmenin, akılcı yolu kesinlikle bu yol değil... Ben bunu bilir, bunu söylerim.

Türkiye gerçek bir barış istiyorsa... En önce, her yanından S.O.S veren adalet sistemini düzeltmek zorunda. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk'ün de söylediği gibi " Adalet, mülkün temeli."

Türkiye, gerçek bir barış istiyorsa, adalet sistemini adam etmek zorunda. Yoksa, bu kadar yorulmuş, bu kadar yıpranmış, bu kadar yaşamdan ve toplumundan habersiz adalet sistemimiz yüzünden, ortalıklarda ne mülk, ne de temeli kalacak.

Söz konusu olan, adaleti sağlamaksa, kanun karşısında yargılanan, ha PKK itirafçısı, ha masum bir cinayet zanlısı olsun; ne farkeder ki? Adalet terazısi, suçu herkes için adilce taratabilecek bir hassasiyete kavuşmadan, ülkem, asla gerçek huzuru, gerçek barışı bulamaz.

Çünkü herkesin bildiği gibi, " Geciken adalet adalet değildir. " Adaletin dolduramadığı boşluğu, gün gelir, başkaları gelir doldurur.

www.milliyet.com.tr adresinden okuduğum bir haber, bana bunları düşündürdü. Eğer Türkiye, gerçekten barışı istiyorsa... Bu ülkenin bir ferdi olmaktan gurur duyan herkes, bir elini vicdanına, öbür elini de taşın altına koymak zorunda... Yoksa, senaryosu yüzlerce yıl önce yazılmış bir yok oluş senaryosunun, zavallı piyonları olacağız hep birlikte; ama eninde, ama sonunda...

Not: Yazıda kullanılan görsel www.mersintimes.com adresinden alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..