- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Türkiye için tehlike çanları mı çalıyor?

Yaklaşan seçimler nedeniyle kimse ekonomiyi görmüyor.
Devletin imkânları ili il il gezip AKP’ye oy isteyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim çalışmalarına başlamadan, kendi başbakanlığı dönemini de kapsayan son üç yılda ekonomide kısmi krizin olduğunu, ekonominin patinaj yaptığını açıklamıştı.
CHP, MHP ve HDP ekonomi ağırlıklı seçim vaatlerini sıralarken, iktidar partisi hiçbir vaatte bulunmadan, geçmişti kazandıkları seçimler gibi bu seçimi de kazanacaklarını iddia ediyorlar. Ancak onlarda tek partili iktidarı ufukta görmüyor olacaklar ki, her hangi bir vaatte bulunmaya gerek bile duymuyorlar. Onların tek malzemesi(!) muhalefet partileri!
Neyse biz gelelim asıl konumuz olan ekonominin durumuna…
Financial Times gazetesinde yer alan bir analizde, Türkiye ekonomisi için karamsar bir analiz kaleme alındı.
Gelin bu analize şöyle bir göz atalım:
Önce kendi bilgimiz ışığında ekonomiyle ilgili görüşlerimizi aktaralım.
Türkiye’nin büyük ölçüde iç talep ve aktif inşaat sektörüne dayalı ekonomik modeli artan gerilim altında. Biriken konut stokları, azalan talep nedeniyle tehlike oluşturmakta ve inşaat sektöründe daralmaya yol açmaktadır.
Büyüme, 2010 ve 2011'deki yüzde 9'dan, (ekonomik krizden sonraki büyüme) 2014 yılında keskin biçimde yüzde 3'ün altına düştü. 2015 yılı büyüme hedefleri yüksek tutulsa da yüzde 3’ün bile altında olacağı ekonomik çevrelerce dillendirilmekti.
Ülke çapında, tüketici güveni beş yılın en düşük seviyesine düşerken, işsizlik yüzde 11 ile son beş yılın en yüksek düzeyine çıktı.
Gayri safi yurtiçi hasıla birkaç yıldır kişi başına 10.000 dolar civarında sıkışmış halde. Ekonomide buna orta gelir tuzağı diyorlar!
Türk lirası dolar karşısında Mayıs 2013'dan bu yana yaklaşık yüzde 40 değer kaybetti.
Bu zeminde, hükümet içinde son yıllarda büyümeyi yaratan modelin geleceği hakkında bir tartışma başladı. Bu arada muhalefet partilerinin ekonomik seçim beyannamelerine “Kaynak” nerede diye soruyorlar.
Bazıları, bir yandan ekonomik ve hukuki reformlar yapılırken, diğer yandan katma değeri daha yüksek ürünler üretmeye yönelik temel bir değişim ihtiyacı olduğunu savunuyor.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı eleştirenler yatırımın, rekabet gücündeki yetersizlikler nedeniyle aksadığını savunuyor. Ayrıca işadamları derneği arasında ayrımda ekonominin geleceğini etkiliyor.
Birçok uluslararası bankacı, Türkiye ekonomisinin kısa vadede başarılı olması için hala yeterince küresel likidite olduğunu söylüyor. Ancak uygulanan ekonomi politikaları nedeniyle likidite ülkeye girmiyor. Son 1 yılda ülkeden 41 milyar dolar nakit çıkışı oldu.
Ama Erdoğan’ın daha düşük faiz oranları için yürüttüğü ve Merkez Bankası Başkanının vatan haini ilan ettiği kampanya petrol fiyatlarındaki düşüşün faydalarını gölgede bıraktı. Dünyada petrol fiyatları düşerken, bizde fiyatlara ayda üç-dört kez zam yapılıyor!
Türk işletmeleri yeni pazarlar bulmadaki esneklikleri ile ünlüdür. Ancak iç ekonomi yavaşlarken, büyük ve kalıcı ihracat artışları elde etmek de zorlaşıyor. Yürütülen dengesiz dış politika nedeniyle birçok Pazar kaybedildi.
Talebi, Avrupa’daki ekonomik sorunlar ve Orta Doğu ile Kuzey Afrika’daki bir çok piyasaları içine çeken kaos da olumsuz etkiledi.
Bu tür eğilimler ülkenin mevcut ekonomik durumunun sürdürülebilir olmadığı konusunda bir fikir birliği yarattı ama çözüm konusunda bir mutabakat yok. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı, Maliye Bakanı ayrı telden çalarken, Cumhurbaşkanı ve Ekonomi Bakanı ayrı telden çalıyor.
Türkiye’nin siyasi ve büyük ölçüde ekonomik geleceği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mahkemeler veya Meclis’ten pek muhalefet gelmeyecek bir başkanlık sistemini hayata geçirip geçirememesine bağlı. Kamuoyu araştırmalarına bakılacak olursa, bırakın başkanlık sistemini, AKP iktidar bile olamıyor!
Dış dünyadaki değişikliklere rağmen, cumhurbaşkanının kolay paranın siyaset ve ekonomik getirilerine bel bağlamasından kaygı duyuluyor. Hükümet ile cumhurbaşkanlığı makamı arasındaki rekabet, dışarıdan hiç te iyi görünmüyor.
Türkiye’nin ikilemi bu! Bir dönemin ekonomik başarısı, liderinin gücü elinde toplamasına yardımcı oldu. Bu da tek adamlığa doğru hızla yol almamızı sağladı.
Aynı zamanda, yabancı fonlar her zamankinden daha titiz.
Türkiye iç ve dış şoklara hassas kalmaya devam ediyor ve büyüme son standartlara göre vasat.
Ekonomik zaferlerle dolu yılların anıları hala tazeyken, daha az hoşgörülü bir dünyaya uyum sağlamak zor olacak.
Bu görüşlerimizle İngiliz gazetesinin görüşleri birbirine tıpa tıp uyuyor. Bu uyarıları biz yapınca ilgi çekmiyor. Ancak yabancı gazete yapınca umarım iktidar tarafından ciddiye alınır ve çözüm için adım atılır.