- Kategori
- Siyaset
Türkiye’nin “Kayan” Ekseni tekrar “Düzelebilir”

Mısır’ın son dönemde attığı adımlar “Bir tavır değişikliğine mi gidiliyor?”Sualini gündeme getirmişti. Öncelikle bu tavrın geçici mi yoksa daimi mi olacağı meçhul. Ben bir önceki yazımda bunun geçici olacağına dair bir yazı kaleme almıştım. Sebebini de Amerikan kredisiyle açıklamıştım. Ayrıca Mısır’ın şu anda iktisadi vaziyet olarak pek iç açıcı bir durumda olmadığı aşikâr. Bu açıdan daha uzun bir süre Mısır devrim sonrası oluşan yaraları sarmaya devam edecektir. Fakat bununla birlikte, Mısır’ın yine de Mübarek Yönetimi kadar Filistin meselesine seyirci kalacağını zannetmiyorum. Bölgedeki Nasır Dönemi’nden beri süregelen ”Abi” pozisyonu buna müsaade etmeyecektir. Enver Sedat döneminde mukavele edilen Camp David Anlaşmasıyla eskiye nispeten kabuğuna çekildiği izlenimi veren Mısır her halükâr da Mübarek Dönemi’ni “aratacaktır.” Bu bakımdan İsrail ve Obama’nın son açıklamasıyla kesenin ağzını açan Amerika Birleşik Devletleri’nin hevesi kursağında kalabilir. Böylece Mısır giriştiği teşebbüslerle İsrail’i endişelendiren Türkiye’yi ‘kibarca’ sahanın dışına atabilir. Sebebine gelince;biraz evvel de bahsettiğimiz gibi Mısır bölgede son derece ağırlığı olan bir ülkedir. Her ne kadar, şu an ki iktisadi vaziyetinin vahametine rağmen. Türkiye’nin son dönemde ki artan ağırlığına karşın Mısır’ın El fetih-Hamas Anlaşması’nın arabuluculuğuna soyunarak ülkemizi seyirci konumuna maalesef itmesi bunu yeterince ispat etmiştir. Türkiye sadece gözlemci kalarak da bunu bir bakıma kabul etmiştir, aslında. Türkiye’nin son dönemde ki teşebbüsleri Mısır’ın mazisinden beri bölgede var olan ağırlığına takılmıştır. İşte bu yüzdendir ki;Türkiye’nin ileride de girişebileceği bir çok arabuluculuk teşebbüslerinin önünde Mısır engeli olacaktır. Mısır mazisinden beri var olan konumunu devam ettirerek ve İsrail konusunda Mübarek Dönemine nazaran daha aktif bir politika izleyerek Arap Alemi’nde var olan ağırlığına potansiyel kazandıracak ve Türkiye’nin aktifleşmesine müsaade etmeyecektir. Bunun neticesi de Türkiye ya bölgede Mısır ile bu bakımdan rekabete girecek, ya da dümeni yine Batı’ya kırarak sözüm ona “Kayan Eksen”i tekrar yerine oturtacaktır. İkincisi daha gerçekçi gibi geliyor bana.