Türkiye'nin su potansiyeli ve yönetim problemi / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '09

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Türkiye'nin su potansiyeli ve yönetim problemi

Türkiye'nin su potansiyeli ve yönetim problemi
 

BARAJ (Elektirik ve Tarımın kaynağı)


Küresel ısınmanın giderek belirginleştiği ve bu durumun ülkemizdeki kullanılabilir su kaynaklarını azaltacağı konuşulurken ülkemizin SU PROBLEMİNDEN öteye SU YÖNETİMİ PROBLEMİNİN olduğunu gözlüyorum. 

SUYUN; bizzat insan bedeninin ve yaşamının ana faktörü, tarımın topraktan sonra ikinci kaynağı, elektrik enerjisinin önemli kaynağı ve tatlı su ürünlerinin de hayat ortamı olduğunu hepimiz biliyoruz. 

Kullanma suyunu İSKİ, ASKİ ve önüne ilgili ilin isminin baş harfinin konduğu SKİ kuruluşları tarafından, ana işlevi enerji üretimi olan DSİ (devlet su işleri) nin de Enerji Bakanlığı tarafından yönetildiğini ve Tarım Bakanlığının elektrik üreten barajların elektrik üretim sonrası akıp giden suyun kullanımı konusunda bir yetkisinin olmadığını ve turizm alanları olan koylarda faaliyet gösteren balık çiftliklerinin izin ve kontrolünün Tarım Bakanlığında olmasını anlamak mümkün değildir. 

SKİ, Tarım Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve belki de bilmediğimiz başka kuruluşları SU’YUN hayatıyla ilgilidir. Ancak SU yönetimin tek otoritesinin olmamasından ötürü SUYUMUZU verimsiz kullanmaktayız. Bu nedenle henüz somut bir şeklide hissetmediğimiz küresel ısınmanın sonuçlarından önce; Türkiye’nin su yönetimindeki karmaşanın suyumuza ilişkin krizlerin ve verimsizliklerin temelini oluşturmaktadır. 

En somut örneğiyle; ülkemizin Konya ovasından sonra ikinci tarım alanı olan Fırat ve Dicle nehirlerinin kapasiteleriyle yayılma alanlarındaki topraklarının % 90 ının sulanması mümkünken; resmi kaynaklarla % 5 inin kaçak işlemlerle de % 5 inin sulanabilmektedir. Bunun nedeninin; Enerji Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı arasındaki koordinasyon ve yetki bölüşümü eksikliğinden kaynaklandığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım. 

AYNI şekilde bir ilin su ihtiyacını karşılamak için bir nehrin (Kızılırmak’ın) Ankara için kaynak olarak kullanılması izninin DSİ dolayısıyla Enerji Bakanlığı inisiyatifinde olduğunu geçen yılki kuraklıkta hepimiz öğrendik. Ayrıca ülkemizin Turizm alanları olan koylarda kirlilik üreten balık çiftliklerinin kontrolünün Tarım Bakanlığında olması da en çok ilgimi çeken konulardan biridir. Ürettiği kirlilik ile koyların turizm potansiyelini öldüren Balık Çiftliklerinin, faaliyet izninin ve kontrolünün turizmle alakası olmayan tarım bakanlığında olması enteresan değil midir? 

SUYUN insan yaşamının ana kaynağı olmasından ötürü; en üst otorite olarak SU BAKANLIĞI oluşturularak ve bu bakanlığa bağlı; Su Enerjisi, Tarım ve Su Ürünleri, Kullanım Suyu Müsteşarlıkları birimleri ile SUYUN Türkiye genelinde verimli yönetilmesi mümkün olacaktır. Böylece gelecekte küresel ısınmanın giderek doğuracağı olumsuzluklara önceden önlem alınabileceğini öngördüğümü duyurmak istiyorum. 

Tabii ki bu bireysel gözlem ve önerim derinliğine araştırılarak, irdelenerek, tartışılarak en rasyonel yapıya kavuşturulabilir. 

Saygılarımla, Kadri KANPAK (Ekonomist-İşletmeci) 

0 532 552 37 54 - kadrikanpak@hotmail.com 

 
Toplam blog
: 617
: 1221
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Her kesimi anlama ve kabullenme bilincimle; her kişinin asgari yaşam şartlarına sahip olabildiği,..