- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Türkiye'yi bekleyen tehlike!..

TBMM Küresel Isınma Komisyonuna sunulan bir raporda, Türkiye’yi bekleyen tehlikelere değinilmiş.
Bu tehlikeler nelermiş gelin birlikte bakalım;
Türkiye'de 2030'a kadar denizlerin 12 ile 18 cm yükseleceği iddia ediliyor.
Samsun, Adana hattının batısında 3-4 derece, doğusunda 4-4 derece sıcaklık artacakmış.
İstanbul başta olmak üzere büyük kentlerde şehirleşme ve iklim değişikliği nedeniyle gece sıcaklıkları yükselecekmiş. Taşkın, sel ve erozyon artacakmış.
Hayat bu günkünden çok daha zor olacakmış!
TBMM Küresel Isınma Komisyonu'nu toplanarak, Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı "Türkiye'yi ne bekliyor" isimli raporu görüşmüş.
Raporda, 1901 ile 2000 yılları arasında sıcaklığın 2 derece arttığı, yağışların ortalama yüzde 10 düşüş gösterdiği vurgulanırken, 2071 ile 2100 yılları arasında Samsun-Adana hattının batısının 3-4 derece, doğusunun ise 4-5 derece ısınacağı belirtilmiş.
İklim bilim uzmanlarının görüşlerinin yer aldığı raporda 2030'da Türkiye'nin kurak ve sıcak bir iklimin etkisine gireceği, sıcaklıkların ise kışın 2, yazın da 2-3 derece artacağı ifade edilmiş.
Özellikle büyük kentlerde yazın gece sıcaklıklarının yükseleceği belirtilen raporda, yağışların azalacağı, yağışların düzensizleşeceği, sel ve taşkınların ortaya çıkacağı, erozyonun artacağı vurgulanmış.
Türk karasularında 12 ile 18 cm yükseleceği, bu yükselmenin Türkiye haritasını değiştireceğini, sahil kentlerinde taşkınların ortaya çıkacağı ifade edilmiş.
Raporda; Türkiye'nin enerji kaynaklarını verimli kullanması gerektiğine değinilerek, yerli ve yenilenebilir kaynaklardan yararlanılması, enerjinin israf edilmemesi, fosil kaynak kullanımındaki emisyonları azaltıcı yönde tedbir alınması istenmiş.
Uzmanların görüşlerine göre, karbondioksitten kaynaklanan emisyon hacminde 1900-2000 yılları arasında yüzde 30'luk bir artış olduğu, bu artışın sonucu sıcaklığın 0.6 derece arttığı, buzulların erimeye başladığı, yağış rejimlerinin değiştiği, fırtına ve sel olaylarının arttığı vurgulanıyor.
Türkiye'nin 2002 yılındaki 193 milyon tonluk karbondioksit emisyonuyla OECD ülkeleri arasında 13. sırada yer almakta olduğu bu işin uzmanları tarafından belirtiliyor.
1901-2000 yılları arasında sıcaklığın Türkiye'de 2 derece arttığını da belirtiyorlar.
Elektrik üretiminin Karbondioksit emisyonunda, toplamdaki payının 2000'de % 34, 2001'de % 37, 2002'de % 33 ve 2003'te de % 31.5 olduğu yine uzmanlar tarafından ileri sürülüyor.
Ağırlıklı emisyonun sanayi üretiminden kaynaklandığı da belirtilmektedir.
Toplam emisyon 2004 yılında ise yüzde 4.5 yükselmiş.
Dünyaya neler oluyor?
Amerikan, İngiliz ve Avustralyalı bilim adamları ortak bir raporla dünyanın 10 yıl sonra çevre felaketleri açısından geri dönülemez noktaya geleceğini duyurdu. Çünkü dünya ısınıyor!
Aynı raporda: Karbondioksit oranının artığı, okyanusların ısındığı, buzulların eridiği, deniz seviyesinin yükseldiği, orman yangınlarının artığı, buzul tabakalarının parçalandığı belirtiliyor.
Ayrıca göllerin küçüldüğü, kurak dönemlerin uzadığı, ırmakların kuruduğu da belirtiliyor.
Kış sıcaklıklarının arttığı, ilkbaharın daha erken geldiği, sonbaharın daha geç geldiği, bitkilerin zamanından önce çiçek açtığı, kuşların göç dönemlerinin değiştiği, yaşama alanlarının farklılaştığı da belirtiliyor.
Aynı raporun devamında; Kıyı şeritlerinin erozyona uğradığı, mercan resiflerinin ağardığı, kar yığınlarının azaldığı, bulut ormanlarının kuruduğu, hastalıkların küresel olarak yayıldığı, yüksek enlemlerdeki sıcaklıkların arttığı da belirtiliyor.
Rapora göre 1960'lardaki kirlenme buzulların % 20'sini eritmiş.
300 bilim adamının yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre, Kuzey Kutbu'ndaki ısınma dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlıymış.
Böyle gidecek olursa 2070 yılında dünya buzulsuz kalacakmış, küresel çölleşme olacak, denizler yükselecekmiş
Dünya küresel ısınma yüzünden 10 yıl içinde geri dönülmez bir noktaya gelecekmiş.
Ormanların yok olması sonucu çölleşme yaşanacak, bu tarıma da yansıyacak, deniz seviyesi yükselecek ve dünya salgın hastalıkların pençesine düşecekmiş.
Bu felaket senaryoları ne kadar korkutucuda olsa nihayetinde bir gerçek!