- Kategori
- Siyaset
Türklük’ten vazgeçmek sorunu çözer mi?

Ne olalım? Ne olursak dünya üzerinde barışçı, akılcı, kabul edilebilir bir hale geliriz?
Son dönem etnik ırkçılık payandalığı yapan bir takım liberallere göre ( ki içlerinde vatansız olmayan çok azını tenzih ederim) Türk aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin uydurduğu siyasal bir isim! E bu cumhuriyet de pek makbul olmadığından, herkesin gönlünü ederek kurulmadığından, onun uydurduğu bütün kavramları silip bambaşka kavramlar icat edersek sorun kalmayacak!
O zaman nevzuhur vatansız liberal arkadaşlarıma şunu söylemeliyim. Milletleşmenin temelini teşkil eden devletleşmelerin temelinde sizin hayal ettiğiniz o liberal demokrasiyi bulamazsınız! İngiliz Milleti teşekkül ederken Roma bakiyeleri ile yerli Kelt’ler arasında çok kanlı mücadeleler olmuş ve Bröton ağırlıklı baskın kültür, adaya kendini egemen kılmıştır! Neden? Çünkü Roma, adadan çekildiği halde kültürü, diğer bütün küçük kültürleri kendisine eritmiştir! Bugün Boadicea eski mücadeleleri için bir anıtla Londra’da yaşatılır ama o mücadelenin galibinin diliyle anılır.
Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, adı üzerinde Germen siyasi birleştiriciliği ile kurulmuş ve Alman milletleşmesinin temeli olmuştur. Keza İtalya, çok ciddi iç mücadelelerden sonra millî birliğine kavuşmuştur.
Yani? Yanisi şu ki hiçbir millet referandumla teşekkül etmemiştir. Hiçbir millet vatanını referandumla kazanmamıştır. Hiçbir millet yaşayıp yaşamamak iznini diğerlerinden almamıştır!
Geçen yüzyılda da Türk milleti tarihinin nihai ve tartışılmaz mücadelesiyle bu dünya da var olduğunu ve olacağını cümle aleme bileğinin gücü ile kabul ettirmiştir. Savaş gibi nihai bir “tartışmayı” alnının akıyla kazanmış ve evinin tek ve tartışılmaz sahibi olduğunu dünya tapu sicillerine kanıyla kaydettirmiştir. Bu sadece türk vatanının türk’e ait olduğunun kabul ettirilmesi değildir. Dünyada kendine ait bir adı olan Türk diye bir milletin diğer bütün milletlerle eşit ve bağımsız şekilde yaşamak isteğinin kabul ettirilmesidir.
Dikkat buyrulursa bu da tartışmayla, demokrasiyle, referandumla falan elde edilmemiştir. Dolayısıyla diğer bütün milletlerin dekanla ve mücadeleyle elde ederek bu gün korumaya çalıştıkları elde ettikleri vatanda tasarruf etmek, kendi dilini egemen kılmak, kendi adını kimseye sormadan kullanmak hakkı inkâr edilemez, demokrasiyle, referandumla, anayasa vs ile değiştirilemez. Çünkü ne bir bireyin ne de bir milletin var olmak hakkı, demokrasinin tartışma alanı içine sokulabilir!
Bir millet, kendi içine dahil ettiği, kendi bünyesinden saydığı bütün unsurlarıyla bir bütündür ve bu konuda yetkili olan millettir. Türk Milleti, kabile, aşiret, oymak, kavim vs gibi küçük birimlerin asabiyetlerini kendi büyük kültürü içinde taşıyabilen büyük bir toplumsal oluşumdur ve bu yüzden durmadan telaffuz edilen hiçbir etnik grupla vs ile mukayese edilemez! Bu kıyaslanamazlığı hem ontolojik açıdan hem de siyasi açıdan kesindir!
Dolayısıyla herhangi bir hukuk metninden Türk adını çıkararak, etnik grupların vs ilkelliğinin yatışacağını düşünmek, ilkelliktir. Dünyada kendi adından siyasi olarak vazgeçen hiçbir ulus yoktur! Hiçbir ulus, bütünlüğünü, kendi adını hukuk metinlerinden silerek sağlamamıştır.
Dolayısıyla bir etnik ırkçıya “ Bak ben Türk’üm demiyorum, hadi gel barışalım…” demek kadar saçma bir şey olamaz.
Her şeyin olduğu gibi barışın da kayıt ve şartları vardır. Evinize tecavüz edilmesi sizin için barışın bozulmasıysa eğer, Türk adına ve egemenliğine karşı husumet beslenmesi de barışın sonu anlamına gelir. Ve barış, sizin için evinize tecavüz edenlere ailenizi sunmanızla değil, onları yok etmenizle ancak sağlanabilir.
Ve barış herkesin herkes adına düşünmesiyle de sağlanamaz. Zaten hiç kimse aslında bir başkası için düşünemez. Günlük hayatta, arkadaşlarınızın sizin kafanızdaki haliyle gerçek halleri arasındaki farklılık zaten bunun yapılamazlığını gösterir. Kaldı ki dostlarınızın yerine bazen gerekebilen ama genellikle zararlı olan “başkasının yerine düşünmek” işini düşmanlarınız, yani varoluşunuza karşı olanlar için yapmazsınız ve aklınız varsa da yapmamalısınız!
Eğer düşmanlığın kötü bir şey olduğunu ve düşmansızlığın ideal olduğunu düşünüyorsanız siz insanlığın en büyük düşmanısınız demektir. Çünkü bu iyiyle kötünün, adilin ve zorbanın birbirinden farkı olmadığını söylemek demektir. Türkiye’de liberalizm, maalesef ideolojik değerler takımından habersiz, değer ve ahlâk noksanı etnik ırkçıların eline geçmiştir. Bu koro, Türk düşmanı sosyalistler ve dincilerle tamamlanmaktadır.
Mesele bizim kendi adımızı telaffuz edip etmememiz değil, mesele dünyada var olmamız. Türk ancak bütün unsurlarıyla yok olmadıkça etnik ırkçılık ve onun ideolojik destekçilerinin tatmin olmaları mümkün değildir. Siz, var olmadıkça barış sizin için anlamsızdır. Sizin yok edildiğiniz bir barışı arzuluyorsanız, yok edilmeyi hak etmişsiniz demektir.