- Kategori
- Turizm
Tuzla

Hayat rüzgarlarının nasıl eseceği, insanın bu rüzgarla nereye savrulacağı belli olmuyor.
Üsküdar’da çocukluk, Kadıköy’de gençlik, İdealtepe’de olgunluk yaşayıp, hayatının geri kalan kısmını baba memleketim Tuzla’da yaşamak da varmış.
Bu bir mecburiyet değil tabi bir tercih bizim için.
Toprak mı çekti derler hani, tilkinin dönüp dolaşacağı yer yurdu mu derler?. Öyle bir şey işte. Doğduğumdan beri Tuzla’ya gelirdik. Haydarpaşa’dan kara trenle. İstasyonda Tuzla , Tuzla diye bağrılan münibüste yer kapmak için nasıl da koşardık , trenden sonra…
Muhacır mahallesinden baktı mı, babaannemin evinin önünden, yoldaki aracın nerede olduğunu görürdük de öyle çıkardık dönmek için. Öyle köy zamanını bilirim. Bahçelerde kerpiç fırınlarda pişen köy ekmeğinin tadı damağımda..
Hiç ikamet etmemiştim ama bilirdim Tuzla’nın o eşiz güzelliğini, ışıksız toprak yollarda gecenin karanlığında ağustos böceklerinin cıvıltısı kulaklarımda, havada, ateş böceklerinin dansı gözlerimden gitmez.
Çocukken ailece gelmiştik bir keresinde yine. Cümbür cemaat Kadıköy’den. Dçnüşte su koy vermiştim. Ben halamda kalacağım diye. Kal dediler. Halamların tarlası vardı. O Ayazma’nın arka taraflarında. Eker, biçerlerdi diğer herkes gibi. Sıcak yaz günü tarlada soğan toplamıştık birlikte de ağır gelmişti bayağı. Alışmamışız. 2 gün sonra hadi eyvallah demiştim. Sizi seviyorum ama bu kadar…
Şimdi ben de gerçek Tuzla’lıyım artık.. Sadece kafa kağıdında kütüğün bağlı olduğu yer değil, artık, yaşadığım yer Tuzla.
Acaba’larla geldiğim Tuzla’ya bu kadar çabuk alışabileceğimi düşünemezdim.
Dost ve arkadaş çevrem de Tuzla’yı biliyor. Tuzla yol ve arabalardan sonra malum İstanbul’un arka bahçesi oldu. Tuzla’ya gelmeyen, bir sabah kahvaltuya gelmeyen, burada köfte veya balık yemeyen hiç kimse yok. Sadece soruyorlar.. ‘’Nasıl Tuzla’ya alışabildin mi?’’
Burada doğup, büyüyen, askerlik hariç tüm hayatı burada geçen rahmetli amcamın bıraksan 24 saat Tuzla’yı anlatacak o sevdaya ulaşabilmek kolay değil ama şunu daha ilk baştan itiraf etmek gerekir ki, o benim çocukluk, gençlik hayallerimde kalan Tuzla olmasa da Tuzla yine de bana göre trafiğiyle, kalabalığıyla yaşanmaz bir kent haline gelen İstanbul’um diğer sayılı semtlerine göre zamanın güzelliğini yaşıyor..
Tuzla’da yaşam daha kolay. Trafik yok, insan kalabalığı yok. Geldiğimiz yerde bizi canımızdan bezdiren inşaatlar ve hafriyat kamyonu terörü oralara göre hemen hemen yok.
Arada göze batan ekili tarlalar, bostanlar hala az da olsa mevcut. Buralardan taze sebze ve hatta Gebze’den geldiğini söyleyen köylülerden taze süt alınabileceği gibi, market veya pazar için de zaman kaybı yok. Her şey var ve düz ayak.
Genelde sessiz, huzurlu bir yer Tuzla.. Sokaklar geniş. Çöp sorunu yok. Yalnız bir sorun var galiba. Benim oturduğum yerde yok, cadde üstündeyim ama arka sokaklar yeteri kadar aydınlatılmıyor. Geceleri karanlık sokaklar var.
Her yere yürüyerek gitmek mümkün, ayrıca otobüs ve minibüslerle her yere ulaşım kolay. Bir de tren veya metro olursa sanırım uzaklara gidip gelmek daha kısa zaman alacak..
Sahilde oturup bir çay içmek, balıkçılara bakmak, fırından mis gbi sıcak ekmek almak huzur verici. Tabi ki sahildeki o curcunanın bir an önce bitmesi şart.
Bir de Kalekapı girişi var ki, burası zor bir yer.. Kalekapı’dan giriş, çıkış zor.
Hani bağırırlar ya maçlarda Burası falanca yer, buradan çıkış yok . Aynen öyle. Çok acaip bir karmaşa var orada. Trafik durumu da kötü. Dar alanda sıkışma oluyor. Klakson sesleri rahatsız ediyor.
Bir de Bankaların olduğu cadde… Trafiğe kapanmış. İyi mi olmuş?. Bence iyi olmuş ama baktım, insanlar yine sadece kaldırımdan yürüyor yine. Ortadaki parke taşlarda yürümek zor.
Şayet bu yol yayalar için kapatıldıysa o yola yeni bir peyzaj gerekir. Rahat bir yol olması lazım ayrıca ortası ağaçlanabilir veya küçük park bitkileriyle yeşillenebilir.
Trafik için kapatıldıysa Kalekapı trafiği maalesef eskisinden daha beter olmuş. Köşedeki bankanın önü ve yolun kapanan başı neredeyse bir otopark olmuş. Hem görüntü kirliliği, hem trafik sıkışlığı.. Sanırım bir çaresi bulunur.
Benim Tuzla’lığım şimdilik bu kadar.. Gördüğüm, hissettiğim, anladığım bunlar.
Ah bir de o eski akrabalar, o eski insanların yaşadığı yerde onların çaresiz özlemi..
Bir de onlar olsaydı.
Sadece iyi değil, muhteşem olacaktın Tuzla…