- Kategori
- Güncel
Üç çocuk için ne gibi teşvikler var?

Sayın Başbakan son birkaç yıldan beri önce üç çocuk istedi, sonra çocuk sayısını beşe kadar yükseltti.
Neydi Sayın Başbakan’ın ille de en az üç çocuk istemesinin nedeni?
Bildiğiniz gibi Avrupa nüfusu gittikçe yaşlanıyor ve azalıyor. Üretecek genç nesil gittikçe azalıyor. Sayın Başbakan bundan korkmuş olmalı ki, bizim nüfusumuzun da zamanla yaşlanacağını ve 2037 yılından itibaren azalmaya başlayacağını düşünmüş olmalı ki, şimdiden tedbir amaçlı en az üç çocuk istiyor.
İktidarların yatak odasına kadar uzanan bu söylemleri, yeni değil. Dünyanın birçok ülkesinde bu tür söylemler yapılıyor. Hatta bazıları teşvik de veriyor. En son basına yansıyan bilgiler Singapur’dan. Singapur hükümeti çocuk sayısının artmasına paralel olarak, çocuk yardımını da arttıran bir karara imza atmıştı.
İşte bizde de; nüfus artış hızını tersine çevirmek ve Sayın Başbakan’ın ısrarla savunduğu '3 çocuk'stratejisini yaşama geçirmek için çalışma başlatan hükümet, Avrupa ve OECD'de uygulanan modelleri incelemeye almış.
İktidar; Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın başkanlığında kurduğu bir komisyon aracılığı ile nüfus artışını teşvik eden, çocuk sayısına göre yardım yapan ülkeleri mercek altına almışlar.
Bu komisyonda kimlerin olduğuna gelince;Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı…
Bu çerçevede hazırladığı kapsamlı raporu hükümete ileten AKP Kadın Kolları, yurtdışındaki örnekleri inceleyerek, ‘Sadece çocuk bakımında kullanılmak üzere yemek ticketi(bileti) gibi 300 liralık çocuk bakım teşviki' ve İşsizlik Fonu'ndan alınacak yüzde 1'lik kaynakla 'Aile Bakım Sigortası' oluşturulması önerisini getirmiş.
Bu kadarcık teşvik çocuk sayısının artmasına yeter mi?
Akşam Gazetesinde yer alan bir habere göre; Kadın Kolları, yemek ticketlerinin sadece gıda harcamasında kullanıldığına işaret ederek, aynı modelin 'çocuk harcamalarında kullanılmak üzere annelere çocuk bakım teşviki' şeklinde verilmesini talep etmiş.
Aile Bakanlığı, bu modeli merkeze alan bir çalışma başlatmış. 300 liralık çocuk bakım teşvikinin 0-3 yaş grubunda bez ve mama yardımı, 3-6 yaş grubunda kreş yardımı olarak kullanılmasına dönük bir proje üzerinde duruluyormuş.
Aile Bakanlığı, çocuk bakımında 'aileyi merkeze' üzere 'Aile Destek Sigortası' adıyla yeni bir sisteme geçilmesini de tartışıyormuş.
Bu arada Çalışma Bakanlığı'nın da 'part time', 'evden çalışma' ve 'çağrı üzerine çalışma' modelini geliştirerek, kadın istihdamını arttıran bir seçeneği masaya yatırmış.
Bu çalışmalarda daha başka neler varmış?
Doğum izninin doğum öncesi 2 ay, doğum sonrası 4 aya çıkarılması, kadının doğum iznine çıktığı sürede özel istihdam büroları aracılığıyla 'geçici eleman çalıştırma' seçeneğinin gündeme getirilmesi ve doğum izninin 4'üncü aydan sonraki bölümüne ilişkin sigorta primlerinin İşsizlik Fonu'ndan karşılanması modeli tartışılıyormuş. Maliye Bakanlığı da bu çalışmanın bütçeye maliyeti üzerinde hesap yapıyormuş.
Çocuk sayısını arttırmak için bu kadar yoğun çaba harcayan iktidar, gelir dağılımını biraz adaletli hale getirse, üretimden, artan milli gelirden herkese biraz daha eşit pay verse, çocuk sayısı kendiliğinden artmaz mı?
Üretmeden, geleceğini tüketerek yaşamını idame ettiren bir toplum, bu kadar basit önlemlerle tekrar çocuk yapmaya yanaşır mı?
Önemli olan çocuk sayısından ziyade, yapılan çocukların daha iyi bir eğitim alıp, daha sağlıklı olarak yaşaması değil mi?