- Kategori
- İstanbul
Üç nokta . . .
Yapılan tüm haksızlıklar altında ezilmemekti tüm gaye.... Yılmadan devam etmek azimle... Çileli yollarda yorulmadan dayanamadım demeden ilerlemek... Huzurun yitikliği içerisinde sönerken hayatlar yanlış saçma sapan konularda dağıtırken kendini yanlış derken ekleniyordu hayata bir yanlış daha, susmak gerekiyordu bazen ya da hıçkırmadan ağlamak, tozlu yollardan geçerken ümit beslemek, yol bi gün asfalt olacak... Sönük ten kokuları değildi aranan ya da kirlenmiş çarşaflarda bırakılan aşk olamazdı, her terk etme bi anlam taşımıyordu. Her terk ediş acı vermiyordu acıların çoğunlukla yıprattığı kalp inatla atmaya devam ediyordu... Sonra Freud ölüm diyordu bilinç altında ölüm.... Beklemek mi kalmak mı..... Hep bekleyen olmak mı.. Giden mi?... Dönüşün sağlam olacaksa giden olacaksın, yalnızlar huzursuzlar aleminde, rakının sönük beyazlığı anlam katacak sana ya da şarabın o alev kızıllığı... Renkler sana sadece içkileri hatırlatacak ve kokular ise kaybedilen tüm anıları.....