​ Uçtu uçtu kuş uçtu / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '09

 
Kategori
Öykü
 

Uçtu uçtu kuş uçtu

Uçtu uçtu kuş uçtu
 

Hikaye bu ya eski zamanlarda küçük bir devlet varmış. Bu devletin başındaki kral öldüğünde yerine, ilginç bir yöntemle yeni bir kral seçilirmiş. Devletin başına gelecek olan kralı kutsal kuş diye bilinen bir kuş seçermiş. Kral öldükten sonra tüm halk bir meydanda toplanır ve kutsal kuş serbest bırakılırmış. Kutsal kuş kimin başına konarsa kral da o olurmuş.

Bir gün kral ölmüş ve halk yeni kralın seçimi için meydanda toplandıktan sonra kutsak kuş salıverilmiş. Kuş uçmuş uçmuş ve gitmiş bir çatıya konmuş. Kuşun çeşitli yöntemlerle çatıdan tekrar uçması sağlanmış fakat kuş gitmiş yine çatıya konmuş. Defalarca bu işlemin tekrarlanmasına karşılık kuş hep çatıya ya da etraftaki ağaçların üzerine konuyormuş. Bunun üzerine, devletin tüm insanlarının o meydanda olmadığı kanaatine varılmış. Tellallarla ülkenin dörtbir yanına haber salınarak insanlar meydana çağrılmış.

Belirlenen gün ve vakitte insanlar toplanmışlar meydanda. Ama bir ağanın yanında çobanlık yapan gencin olmadığı anlaşılmış. Ve ona da hemen gelmesi için haber gönderilmiş. Çoban bunu duyduğunda 'bu kadar bilgili adamın içinde kutsal kuş niye beni seçsin ki?' dese de, çobana gelmediği halde kafasının kopacağı söylendiği için istemeye istemeye hazırlanıp yola düşmüş. Meydana varır varmaz kutsal kuş serbest bırakılmış. Ve kuş uçmuş uçmuş sonunda gitmiş çobanın başına konmuş. Halk büyük bir coşkuyla çobanı omuzlarına alıp tezahürata başlamış. Çoban ne olduğunu anlayamadan büyük şaşkınlık içinde kendini krallık tahtında, krallık giysileri içinde ve elinde de asasıyla buluvermiş.

Çoban ilk günden birçok insanın özellikle de kendini krallığa getirenlerin kafasını uçurmakla başlamış işe. Akla gelebilecek tüm zulmü, kötülükleri yapar olmuş. Hatta tellallarla haber göndererek aklına değişik kötülük çeşitleri gelenleri saraya çağırttırmış. Halk canından bezmiş artık, kim kralla konuşmaya kalksa anında kafasını kaybediyormuş. Halk buna dur diyecek bir çare arayışına girmiş. Sonunda çobanın bir zamanlar yanında çalıştığı ağanın yanına gitmişler. 'Ağa eline ayağına düştük, kurtar bizi bundan. Bu dinlese dinlese yalnız seni dinler, anlat durumumuzu ona' derler. Ağa nasıl olur falan filan hık mık der ama, ısrarlara dayanamayıp gider kralın yanına. 'Oğlum bu ne eziyettir bu ne acımasızlıktır, halk bezdi canından. Sende vicdan yok mu? İnsaf et' der. Kral ise 'ağa ağa' der, bak buraya..'yöneticisini kuşun aklına göre seçenlerin sızlanmaya hiç hakkı yoktur' der.
 
Toplam blog
: 9
: 436
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

İnsanın yaşadığı değildir hayat, aslolan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.'' G.G. M..