​ Ucuz öğretmen(!) / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '09

 
Kategori
Eğitim
 

Ucuz öğretmen(!)

Ucuz öğretmen(!)
 

“Zeynep yaa, bu adam ne demek istedi bugün?”

“??”

“Hani, onlar ucuz öğretmen çalıştırmıyor, dedi ya.”

“Evet, ben de çok sinir oldum. Sana bir sürprizim var.”

Kafamdaki düşüncelerden sıyrıldım bir an. Şemsiyemi bir kenara çantamı bir kenara atıp çizmelerimi çıkartmaya koyuldum.

“Neymiş?”

“Bil bakalım ne yiyeceğiz?

“Ne? Tavuk mu yaptın?”

Arkadaşımın yemek konusunda çok da başarılı olmadığını unutmuşum nasıl olduysa.

“Patates kızartması.” Yüzünde gülücükler… Sanki ilk defa yiyecek canım arkadaşım.

Onu da bana yaptırırsın yine ya, dedim içimden yüzüne karşı, hep öyle oluyor çünkü.

“Dolapta tavuk da var istersen kızartalım mı?”

“Fark etmez.”

Patatesi değil ama tavuğu ben yaptım yine. Elime yağ sıçratıp yaktım. Kafamda hala aynı düşünce “ucuz öğretmen”

Yemeğimizi yedik, çayımızı içtik, Murat Boz ve Rafet El Roman hakkında yorumlarımızı yaptık, güldük, eğlendik. Ben yanan elime soğuk mayonez kavanozunu koydum, faydasını göremedim o ayrı. Oradan çıktım başka arkadaşıma gittim. Günün dedikodularını anlattım, eski olaylardan konuştuk… Yanan elime koyacak soğuk bir şey bulamadım burada.

Aklımda hala aynı iki kelime “ucuz öğretmen”

Çıktım oradan. Yavaş yavaş evime yürüyorum. Etraf tenhalaşmış, el-ayak çekilmiş. Ahmak ıslatan yağmur mu kar mı anlayamadığım, yüzüme değdikçe hoşuma giden su damlalarının altında ahmak ahmak ıslanmak için şemsiyemi açmıyorum.

Öğlen toplantıda söylenenler beynimi yine kurcalıyor.

“O dershane ucuz öğretmen çalıştırmıyor ki, öğretmenlerine yüksek ücret ödüyor.”

Bir öğretmen kendi meslektaşını ancak bu kadar küçültebilir, bu kadar alçaltabilir, bu kadar aşağılayabilir… Öğretmenin kalitesi ne zamandır aldığı maaşla ölçülür oldu? Devletin okulunda çalışan bizler, devletin bize uygun gördüğü maaşla ne kadar kaliteliyiz ya da ne kadar ucuz… Devlet kendi üniversitelerinden mezun olan öğretmenlerini atamazsa, atadığı öğretmeni kadrolu, sözleşmeli diye ayırırsa, açık olduğu halde atamadığı öğretmenini vekil, ücretli, usta öğretici gibi sıfatlarla emeğinin karşılığı olarak çok az ücret almak üzere gönderirse burada öğretmenin ucuzluğu mudur mevzu bahis?

Zor durumda kalmış insanların zamanını, emeğini, bilgisini, iliğini, kemiğini neyi var neyi yoksa kan emici sivrisinek gibi sömüren, emeğinin karşılığını vermediği gibi bir süre sonra işten çıkaran ve umutlarını sömürmek için başka kurbanlar arayan dershanelere ne demeli…

Bugün yarıyıl atamalarının sonuçları açıklandı. Ataması olmayan iki arkadaşımın yüzündeki umutsuzluğu gördüm. Elimizden geldiğince teselli etmeye çalıştık. “Hayırlısı olsun, üzülmeyin.” dedik gözlerindeki kırgınlığı görmezden gelerek “Bir dahakine olur inşallah.”

Devletin bana verdiği 1.277 TL beni ne kadar kaliteli, ne kadar nitelikli yapıyor, diye düşündüm.

Sonra bu talihsiz cümleleri sarf eden talihsiz insanı düşündüm. Benden çok aldığı kesindi. Emekliliğine yaklaşık olarak bir yıl kalmış. (Laf aramızda müdür) İnsanlarla çok güzel muhabbet edip arkasından “terbiyesiz adam” diyen, kendi düşüncelerini başkalarının ağzından anlatan ve insanları birbirine düşüren, (kesinlikle politikacı olmalıymış) “günaydın, iyi dersler” gibi nezaket sözcüklerini bile söylemekten aciz, aranızda yarım metre mesafeyle yan yana geçtiğiniz halde aşını çevirip göremezden gelen insan…

Sen kaç kuruşluksun? Senin ciğerin kaç kara?

Nefret ediyorum at gözlüklü insanlardan, nefret ediyorum örümcek kafalılardan, nefret ediyorum kafatasının içinde beyin yerine kokuşmuş et parçası taşıyanlardan…

Ey, Atatürk’üm!

Demişsin ki “Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

Bu zihniyetle mi Atatürk’üm, bu zihniyetle mi?...

 
Toplam blog
: 24
: 572
Kayıt tarihi
: 13.01.09
 
 

Çiçeği burnunda bir öğretmendim geçen sene. Ama öğrenciler o çiçeği koparıp parça parça ettiler sonr..