​ UEFA, ÖYM’lere ne kadar benziyor? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '14

 
Kategori
Futbol
 

UEFA, ÖYM’lere ne kadar benziyor?

 

Düşünmek mi istiyorsunuz?

Öyleyse, size, “sıfır tolerans”ı istediğine en acımasız biçimde, keyfince, “adamına göre” uygulayan UEFA ile “bizim hukukumuz”un, özellikle ÖYM kafasının benzerliğini ortaya koyan cümle:

“UEFA, bizim hukukumuz gibi olmuş, kendi adamlarını kayırıyorlar.”

Bunu kim mi söylemiş?

Önemli olan, saptamanın, benzerlik bulmanın yerindeliğidir. Yaşananlar/ olanlar, “olmaz”ı değil, örneklemeyi, karşılaştırmayı gerektirir. Yaşananlar gösteriyor ki, UEFA, “sıfır tolerans”ı bir “doğrama aracı” olarak kullanıyor!.. Ama öte yandan da “kollama aracı” olarak...

Bizden, onlardan misali...

Ne yaman bir deyiş bu, “sıfır tolerans”!..

(İtiraz ederken elini, en basitinden hakemin koluna değen, kafaya takılan bir takımın futbolcusuna, “cart” diye “kırmızı” çıkartmak... Ama uyarıyla geçiştirdi diye,  eliyle hakemin bir yerini, “Çok teşekkür ederim” misali ellemeye gülüp geçmek...

İlkinde “sıfır tolerans”, ikincisinde hoşgörü...

Niye?)

*****

UEFA, “önceden belirlenen kuralların sonradan çiğnenmesi durumuna” sığınarak, “kendinden olan”lara, “olmayan”lara nasıl bakıyor?

Adın şikeye, “yüzde bir bile olsa...” karışmışsa, yani kafadan öyle geçirilmişse, yandın!..

Sözgelimi, UEFA, “önceden belirlenen kurallara uyulduğuna” ilişkin kulüplerden yazı istiyor. Temmuz ayına geliniyor, 3 Temmuz Darbesi yapılıyor; şike, Fenerbahçe’nin yakasına “zoraki rozet” olarak takılıyor. O zaman gelsin “sıfır tolerans”..

Yani?

“Tek kişilik şike” yetmez, bir yıl da, UEFA’yı yanıltma, “yalan beyan”da bulunmaktan “Avrupa’dan men”...

Bu “kafa”nın, bizim için geçerli olduğunu sanıyorduk, meğer, UEFA da, bizimkilerden farksızmış!. Zaten olmasaydı, “polis fezlekesi”, tek dayanak olur muydu?

(“Sıfır tolerans”, hakkında rüşvet iddiaları ayyuka çıkan Mösyö Platini’nin yanına yaklaşamıyor. Platini, söylenenlere “yalan” diyor; ama başkaları hakkında söylenenler üzerine  “alıcı kuş” misali atlıyor. Hemen UEFA kurulları devreye giriyor!.

Platini, iddialar, “kendi adamlar”dan olmayan biriyle ilgili olsaydı, UEFA’yı onun üstüne salmaz, “sıfır tolerans”ı devreye sokmaz mıydı?)

 

*****

 

UEFA, fırsatçıların iştahını kabartıyor; onlara yeni yollar açıyor!..

 

Fırsatçılık, kimilerinin iliklerine kadar işlemiştir. Böyle olunca da, fırsatçılar, hak etmediklerini, her türlü yolu deneyerek, mubah sayarak, elde etmek isterler. Çoğu kez de, “gücü elinde tutanlar” yardımıyla, kendilerine açılan yoldan amaçlarına varırlar. Bir bakıma, elbirliğiyle, çaktırmadan, rakip ya da “söz dinlemez” sayılanı dize getirmiş olurlar. 

 

Futbolda, öteden beri var olan, ama özellikle üç yıldır, önce ÖYM’ler eliyle, sonra da UEFA yoluyla yapılanlar ortada.

 

Yol kesmeler...

 

Sahada elde edileni arkadan gelene vermeler...

 

Ufaktan ufağa, çaktırmadan doğramalar...

 

Ve, ve, ve...

 

Futbol dışında olanlar da olağan işlerden mi sayılmalı?

 

*****

 

UEFA, ÖYM’ler gibi, “olan”a değil de, “olmayan”a basıyor cezayı. 

 

Biri “kuşku”ya, “niyet”e dayalı, öbürü “belge”ye. Birine “şike” deniyor, öbürüne “Finansal Fair Play Kuralları”na uymama...

 

Her ikisi de, Türkçe Sözlük’e göre, gerçek ve mecaz anlamıyla aynı kapıya çıkıyor: Bir konuda çıkar sağlamak için anlaşma...

 

Yani?

 

“Maddi ya da manevi bir çıkar karşılığı  anlaşma ile bir maçın sonucu değiştirme, uzlaşmalı spor karşılaşması yapma...”

 

“Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma...”

 

“Şike” buysa, “şike yapmak” da, o zaman şu oluyor:

 

“Uzlaşmalı spor karşılaşması yapmak...”, “Bir çıkar karşılığı uzlaşarak bir işi yapmak...”

 

*****

 

“UEFA bizim hukukumuz gibi olmuş, kendi adamlarını kayırıyorlar.”

 

(Yukarıda, “Bunu kim mi söylemiş?” diye sorduk; politikacı, “böyyük”ler gibi davrandık; “Önemli olan, saptamanın, benzerlik bulmanın yerindeliğidir.” dedik, soruyu geçiştirdik. Bari, şimdi yanıtlayalım:  ÖYM ve UEFA mağduru Aziz Yıldırım.)

 

“Kendi adamlarını kayırmak”, verilen/ verilmeyen cezalarda kendini gösteriyor. Özellikle verilen cezaların “niteliği”, “ne olduğu”, kayırmanın aynası... 

 

Para cezası, aslında bir ceza değil, bir “ödül”... 

 

Ama öte yandan “Avrupa Kupalarından men”, demek ki, “kendi adamı olmayan”lara uygulanıyor.

 

“Bizim hukukumuz”, sadece, ÖYM’lerle mi sınırlı?

 

Son söz:

 

Uzağa bakınca, “kendi adamlarını koruyan”lar olarak, UEFA’yı, tarihin çöplüğüne giden ÖYM’leri gördük; yakından bakınca, futbol dışında olanları da olağan işlerden mi saymak gerekecek?

 
 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..