​ Uğur Mumcu, kimlere “topaç” demişti? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
 

Uğur Mumcu, kimlere “topaç” demişti?

Uğur Mumcu, kimlere “topaç” demişti?
 

“İsterler ki susalım; isterler ki yazdıklarımızın hiçbiri, hele bu dönemde yazılmasın. Bunun içindir ki, bizleri susturmak için türlü yollara başvururlar. Bizleri susturmak için başvurdukları ve ellerine yüzlerine bulaştırdıkları sinsi girişimleri ile ilgili ipuçları ellerimizdedir! Bunu da bilir, bunların açığa çıkmaması için köşelerinde kıvranıp dururlar. Evet yazacağız, susmayacağız. Bütün yolsuzlukları, kaçakçılıkları, pislikleri, cinayetleri tek tek sergileyeceğiz.”

4 Şubat 1981 tarihini taşıyan bu paragraf Uğur Mumcu’nun kaleminden çıkmıştır.

Uğur Mumcu’yu da, kuşkusuz en iyi, yazdıkları anlatır.

Biliyoruz ki, dün söylediklerinin tersini yapan, araziye uyan, tavuklar gibi “yem”e koşan, rüzgârgülü diyeceğimiz insanlar çoktur. Sıradan olanları, sadece sınırlı bir çevre bilir; asıl önemlisi, “aydın”, “bilim insanı” sıfatı taşıyanların durumudur.

Bir insanın, zaman içinde düşüncesinde değişiklik, gelgitler olması doğaldır. Ancak, “çıkar”a dayalı değişikliğe, bilmem, ne ad verilir?

Uğur Mumcu için “Yaşasaydı, acaba bugün hangi safta yer alırdı?” diye düşünenlere, soranlara, sormak isteyenlere, yıkarıdaki paragraf, güzel/ anlamlı bir yanıttır.

****

Uğur Mumcu, binlerce yazı yazdı; bunlardan biri de 3 Mayıs 1974 tarihli  Yeni Ortam’da yayımlanan “Topaçlar” başlıklı yazısıdır.

Uğur Mumcu, çocukluk günlerine döner, “topaç çevirme”yi anımsar; “topaç” hakkında bilgi verir:

“Topaç, tahtadan yapılmış bir küçük oyuncaktır. Topaca, “kaytan” adı verilen bir ip sarılır sıkıca. Sonra topaç ileri doğru fırlatılarak ip hızla geriye doğru çekilir. Bu hızla topaç, ekseni çevresinde döner. Bir süre sonra yavaşlar ve durur. Güzel desenli topaçlar vardır. Üstü alacalı bulacalı renklerle süslenmiştir. Topaç dönerken bu renkler birbirlerine karışır ve göze renkli, güzel görüntüler çarpar.”

Uğur Mumcu, “inançsız politikacıları”, "topaç”a benzetir; çünkü onlar için, “İhtirasın ipi ne yöne sarılmışsa oraya doğru dönerler. Bir süre sağa, bir süre sola...” der.

Kimdir “topaç”lar?
 
“Fakültelerde öğretim üyeleri vardır. Devrimcilik, solculuk, sosyalistlik tekeli kurmuşlardır düşünce hayatı üzerinde. Fakat bir olağanüstü dönemde üç dört aylık tutukluluk yetmiştir iflaslarına. Gazetelerde yazılar yazarlar:
 
Bütün inançlarımda haksızmışım. Yanılan bizmişiz... derler. Serüvenleri bununla bitmez. İş ve sermaye çevreleri kucak açar kendilerine. Bu kez işveren avukatlığında sermaye savunuculuğuna başlarlar.”


Niye?
 
Çünkü “Topaçtır bunlar. Tutkularının iplerinde havaya fırlayıp, hoş görüntülerle hızları kesilinceye kadar renkli görüntüler bırakırlar çevrede. Sonra bir küçücük oyuncak oldukları anlaşılır. Yeniden ele alınır ve bu kez tersten sarılır ip. Bu kez de bir başka yöne döndürülecektir. Dönerler, dönerler, dönerler yoruluncaya kadar...”

Ya siyaset sahnelerinde eski ihtilalciler?

Onlar ki “ ‘Devrimciliği’, ‘Atatürkçülüğü' kimseye bırakmazlar. Bir güç dönem gelir. Bütün Atatürkçüler, bütün devrimciler ezilmek istenir tek tek. İhtilalci, ezilenlerden yana değil ezenlerden yana çıkmıştır.
 
İşkence iddiaları komünistlerin yalanıdır, diyen başbakanların partisine girerler tebessümlerle. Ve bütün bunları “Atatürkçülük” adına yaparlar. Sonra, siyasal geleceklerini parlak görmedikleri için bu partiden de istifa ederler.
 
Topaçtır işte bunlar. Tutkularının ipi bedenlerine ne yönde sarılmışsa o yöne dönerler. Bazen sağa, bazen da sola dönerler, dönerler, dönerler yoruluncaya kadar...”
 

Ya, siyaset sahnesine atılmış profesörler?

“Kitaplarında özgürlük şarkılarına güfteler yazmışlardır. Söylevler vermişlerdir özgürlük için. Konferanslarda, açıkoturumlarda konuşmuşlardır. Siyasi iktidar kendilerine üniversite kapılarını kapayınca, peşinden gelen öğrencilerine:
 
Nabza göre şerbet veren münevverlerden olmayınız, derler. Sonra da şerbet pınarlarından kaseler doldururlar durmadan. Tutkularının ipleri öyle sarılmıştır o günlerde, Sola doğru dönmüşlerdir bir süre. Sonra ele alınıp bir başka yöne fırlatıl­mışlardır.”

 
*****

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 Pazar günü katledildi.

Bugün Uğur Mumcu’yu özlemle anacağız.

Selda Bağcan’ın sesi kulaklarınızda çınlasın, ister misiniz?

“Uğur'lar olsun Uğur'lar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun”



TURGUT ÇELİK/ Mersin
 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..