- Kategori
- Güncel
Ülkeyi yönetenlerin çelişkileri

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, partisine kapatma davası açılınca "Ortaya çıkan durum bize değil, 16 milyon insanın iradesine karşıdır" diyor.
Ergenekon Davası nedeniyle, geceyarısı Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı İlhan Selçuk ve İşçi Partisi Genel başkanı Doğu Perinçek'in gözaltına alınması ile ilgili olarak, aynı bakan şunları söyleyebiliyor." Yargı organı olan hâkim ve savcılar, ne yürütme ne de yasama organından talimat alır. Onlar yasanın kendilerine vermiş olduğu görev çerçevesinde suçluyla mücadele eder. Bu tür işlemlerden siyasi sonuçlar çıkarılmasını doğru bulmuyorum" diyor.
Bu büyük bir çelişki, İşinize geldiği zaman yargıya sahip çıkacaksınız, işinize gelmedi zaman yargıyı suçlayacaksınız. Üstelik bir de Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor olacaksınız.
Aynı çelişkiyi Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da yapıyor. Günay, Akp'nin kapatılması davası ile ilgili şunları söylüyor. "İddianame ile önemli bir tartışmanın önü kesildi. Bundan kastım, Ergenekon soruşturmasıdır. Olaylar öyle gelişti, geliştirildi ki , Başsavcı dava açmaya zorlandı belki."
Akp'nin kapatılma davasıyla, Ergenekon davasını ilişkilendiren Ertuğrul Günay, İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek'in gözaltına alınmalarıyla ilgili olarak da şunları söylüyor.
"Ben bilmem, hukuk bilir" diyor. İşine geldiği gibi değerlendiyor herşeyi.
Başbakanımız da aynı çelişkileri yaşıyor. DTP'nin kapatılması ile ilgili görüşlerini açıklarken, bunun yargının işi olduğunu, yargıya güvenmeliyiz dediğini hatırlıyorum. Kendi partilerinin kapatılması ile ilgili açılan dava da ise hemen yargıyı suçluyor. Toplumu yargıya karşı yönlendiriyor. Özellikle bu ülkeyi yönetenlerin yargıya saygı göstermeleri gerekmektedir.
Oy çokluğuna ve milletvekili sayısının çokluğuyla yapılan her şeyin doğru olduğu anlamı çıkmamalı. Anayasa mahkemesi ve yargı organları önemli bir dengeyi sağlıyor, tehlikeli gelişimleri engelliyor. Dünyanın her tarafında bu böyle. Her ülke kendi güvenliğini rejimini korumak için gerekli yasal düzenlemeleri yapmıştır.
Almanya'yı ve tüm dünyayı kan gölüne çeviren Hitler de seçimlerle iş başına gelmişti. Çoğunluk elindeydi. O zaman yargı organları görevini yapsaydı, Hitler'in önüne geçmek belki mümkündü. Şimdi Almanya'da ırkçılık yasak, Hitler yanlısı parti kurulamıyor, kurulursa da kapatılıyor. Bu şekilde kapatılan bir çok parti var.
Bizim Anayasamız da, laik düzeni korumak için gerekli maddeleri içeren bir anayasa. Geçmişte laiklik karşıtı bir çok parti kapatılmıştı.
Baş savcımızda gördüğü tehlikeli durum karşısında dava açarak , görev ve sorumluluğunu yerine getirmiştir.
Yargı görevini yapmıştır, yapmaya devam edecektir.
Çelişkilere düşmeden, yargıya destek olmalıyız. Bir suç unsuru yoksa, niye korkuyoruz, niye telaşa kapılıyoruz.
Yargı yıpratılırsa, görevini yapamayacak duruma getirilirse asıl tehlike o zaman oluşur.
Bu ülkeyi yönetenlerin söz ve davranışlarına, yönlendirmelere çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Çelişkilerle gülünç duruma düşmesinler...
Görevlerini yapanları sonuna kadar destekliyoruz.


