​ Ulucanlar Cezaevi; Kayıp Adalet Müzesi! / Kent Tarihi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '09

 
Kategori
Kent Tarihi
 

Ulucanlar Cezaevi; Kayıp Adalet Müzesi!

Ulucanlar Cezaevi; Kayıp Adalet Müzesi!
 

Ulucanlar Cezaevi’nin içinde Adalet Müzesi ve Cezaevi Müzesi’nin de bulunacağı bir kültür merkezine dönüştürüleceğini ilk duyduğumda projenin doğru bir adım olup olmadığı konusunda tereddüte düşmüştüm.

Aslında tereddüt değildi bu…Ulucanlar’ın demir parmaklıkları arkasında, duvarların arasında, avlusunda, kapıaltında yaşananlara yeniden dokunulması huzursuz etmişti beni. Garip bir duygu, sahiplendiklerimin yitip gitmesi, kaybolacakmış hissi gibi bir şey.

Ancak bir cezaevinin kültür merkezine dönüştürülmesinin doğru bir düşünce olduğuna katılıyorum. Daha önceden alış veriş merkezi olması fikri vardı…düşünebiliyor musunuz? Avlusundaki darağacında sallandırdıkları Denizlerin, Erdalların üstüne bir alış veriş merkezi! Ulucanlar’daki “ölücanların” üstünde bir rant kapısı!

Yılbaşından önce, bir arkadaşım gönderdiği e-postada diyordu ki; "Ulucanlar hapishanesi kültür merkezi oluyormuş, şaka gibi değil mi? Ölen bendim, ölen sendin, ölen bizlerdik, öldük, öldük, öldük ama biz küllerimizden yeniden doğmasını da biliriz”. Çünkü en iyi o biliyordu, o yaşıyordu halen acısını… “hayata değil hayattan döndürmeye” niyet etmişlerin insanlık dışı uygulamalarını.

Aynı günlerde milliyet.com.tr de bir haber okudum. “Ulucanlar’da adalet kayıp” diyordu haberin başlığında.

Ulucanlar Cezaevi’ne 26 Eylül 1999’da 10 mahkumun öldürülmesiyle sonuçlanan operasyonla ilgili davada, jandarmalar ceza almamış, sanıklar “görevlerini yapmış” sayılmıştı. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, aralarında gazeteci-yazar Hrant Dink suikastında ihmali bulunduğu öne sürülen Albay Ali Öz’ün de bulunduğu, 161 jandarmaya ceza verilmesine yer olmadığına hükmetmişti.

Ne garip bir tecellidir ki; Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000 tarihinde 12 tutuklu ve hükümlünün ölümüyle sonuçlanan 'Hayata Dönüş Operasyonu' ile ilgili kamu görevlilerine açılan tek dava da hemen hemen aynı dönemde zamanaşımı nedeniyle düşüyordu.

Ulucanlar’da kayıp adalet! Ulucanlar’da adaleti yok edenler şimdi Ulucanlar Cezaevi’nin kültür merkezine dönüştürülmesi projesinde bir “adalet müzesi” olmasını talep etmişler. Kayıp adaletin yerine adalet müzesi yaparak vicdanlarını tamir edecekler herhalde.

Ulucanlar Cezaevi; kapıaltında, avlusunda, sadece sigara dumanının dışarı sızdığı demir parmaklıklarında, hücrelerinde, koğuşlarında ne hüzünler barındırdı, ne voltalar atıldı, ne tesbihler çekildi, inleme sesleri çalan sazların tellerine takıldı.

Kimler geçti kapıaltından, kimler geri çıktı kimler çıkamadı; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan…Deniz’den sonra diğerleri birbirinin infazlarını seyrede seyrede asıldılar…asarken bile işkence çektirdiler.

17 yaşındaki Erdal Eren'in idamına tanıklık etti Ulucanlar… “Ben hep 17 yaşımdayım. Her ayak sesinde ürperirim. Demir kapının her açılışında göğsümün kafesine sığmaz yüreğim”…der türküler, Erdal Eren’in anısına.

Yılmaz Güney, İlhan Selçuk, Yaşar Kemal, Bülent Ecevit, Fakir Baykurt ve Kemal Tahir…daha kimler kimler geçmedi ki Ulucanlar’dan. Nice katliamlara sahne; filmlere, öykülere konu oldu.. Uçurtmayı Vurmasınlar ve Duvar Filmleri Ulucanlar’da çekildi.

"Damla damla birikiyor insan! Bir gün akıp gideceği hayata, Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar, Bilinsin!...yazmış Yılmaz Güney, Ulucanlar Cezaevi’ndeki hücresinin duvarına.

Ulucanlar Cezaevi’nin duvarlarını açıyorlar, kültür merkezi yapılacak, bir de “Adalet Müzesi” olacak içinde.

Kapıaltına tabela assınlar…”Ulucanlar Vicdan Temizleme Merkezi”.

Avludaki darağacının üstüne de “Kayıp Adalet Müzesi” yazsınlar!

 
Toplam blog
: 476
: 2331
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..