​ Ulusal gelişme küresel dayanışma 1 / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '07

 
Kategori
Haber
 

Ulusal gelişme küresel dayanışma 1

Ulusal gelişme küresel dayanışma 1
 

Tarihin neredeyse tümünde üretim ilişkileri ile siyasal yapılanma arasında kesin bir geçişkenlik söz konusu olmuştur. "Düzeni belirleyen üretimdir" sözü vaaz edildiği yerin derin pratiğinden geriye kalan genel geçer bir çözümleme gibidir.

Küresel çağda teslimiyetle sahiplenme, tasallut ile koruma arasında, siyasal seçeneklere en uygun ekonomi politikalarının almaşığını tek bir fazdan üretmemiz artık olanaklı değildir. Bir sentez, gereklidir. İnsancıl Sol anlayış işte bu senteze katkı yapmaya çalışmaktadır.


Barışçıl bir ulusalcılık, muğlak bir küresel fetişizmden ve onun yerelde yarattığı faşizm türevlerinden daha sağlam bir dayanaktır. Her şey, halkın ve insanlığın ekonomik hak ve çıkarlarını koruma temelinde tartıya vurulmalıdır.

Bir halkın ekonomik hak ve çıkarını korumanın biri dış diğeri iç olmak üzere iki temel ekseni vardır...

Bu eksenlerden ikincisi; içeride, saydam kuralları temelinde ve tam rekabete en yakın işleyen bir pazar ekonomisini yapılandırmaktan geçer. Ancak böyle bir "pazar ekonomisi" denetimsiz ve katıksız kar mantığına oturtulmamak gerekir. Pazar ekonomisi "piyasa toplumu" yaratmamalıdır. Tam tersine o pazar ekonomisinin, halkın; üretici kesimlerin, girişimcilerin de çıkarını koruyabilmesi için "sosyal pazar ekonomisi" olarak yapılandırılması esas olmak gerekir.

Sosyal pazar ekonomisinde, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve çevre hakları ile bireyin ve toplumun esenliği birlikte değerlendirilmelidir. Öyle ki, çalışma saatleri, eşit işe eşit ücret, hizmet-içi yükselmede olabildiğince nesnel koşullar ve emeklilik programı ile toplum; kaygılar içinde değil, geleceğinden güvenli bir esenlik içinde yaşayabilmelidir.

Ekonomide ulusalcılığın birinci ekseni ise ulusal kaynaklara sahip çıkmaktır: Örneğin Türkiye, bor, nikel, osminyum gibi stratejik madenlerini kendi kalkınması önceliğine göre değerlendirebilmelidir. Ya da örneğin, pamuk gibi bir metada eğer bize dışsatım kotaları konabiliyorsa, biz de, gümrüklerimizin kompozisyonunu kendi çıkarımıza göre ayarlamalı ve dünyanın yeni pazarlarına açılmalıyız. Daha başka bir örnekse, kabotaj hakkından verilebilir..
Ekonomisini halkının yararına düzenlemek isteyen her yönetim kendi denizlerine ve boğazlarından geçişler üzerinde hakça bir tasarruf yetkisini uygulamak durumundadır.

Bu tespit ne korumacılıkla, ne ithal ikameciliğiyle ne merkeziyetçilikle ne de buyurganlıkla ilgilidir. Bize "sosyalizm öldü" diyenlere biz, "siz, gelişen ülkeler, hepiniz, halk ortalaması için karma ekonomiyi adını koymadan uyguladınız", "İstanbul'un endüstrisi ile Diyarbakır'ın pirinç tarlalarını aynı çıkarda ve yararda tümellemek bizim hakkımızdır... bizim derdimiz de dermanımız da bu açıdan teliftir diyebilmeliyiz!

Aslında bu konular gerçekten ulusalcı bir ekonomi politikası izlenip izlenemediği konusunda ayırt edici sorularıdır.

Yanıtlar, o arada elbette ve bir ölçüde ekonomik bağımsızlıkla ilintilendirilebilir... Bir bakış açısı "bağımsızlığı sınırlayan borç yapısından" söz edebilirken, bir diğer (ve bence geçerli) bakış açısı, asıl bu konularda bağımsız davranılamadığı için borç yapımızın arttığı ve bir ölçüde kendi elimizle bağımsızlığımızın sınırlanmasına olanak tanındığı yönündedir.


Halk yararına sosyal pazar ekonomisini işletmek, ulusal kaynaklara sahip çıkmak ve geliriyle, geçimiyle insanlar için güvenli bir gelecek yaratmak anlamındaki ulusalcılık, dış rekabeti eksiltmez tam tersine dışsatım olanaklarını artırır. Bu yönelim küreselleşen dünya değerleri ile de çelişmez.. "kapitalizmin" çokuluslu kartellerin izleğinde "enterrnasyonalleşmesine" kendi silahları ile verilebilecek yığınla yanıt hep mevcut olacaktır.

Sosyal ve alternatif bir küreselleşme aracılığıyla, dünya, silaha değil aşıya yatırım yapan bir yer olarak daha yaşanılabilir kılınabilecektir. İnsancıl Sol düşünce, bence, bu yukarıdaki tablonun öreceği bir ekonomik, sosyal ve ulusal ve uluslararası dinamiği öncelemelidir.


İnsancıl Sol, kendi halkı için olduğu kadar insanlık için de en gelişmiş olanakları istemelidir.

 
Toplam blog
: 374
: 491
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..