- Kategori
- Güncel
Ulusalcılık suçmuş mu? Peki kimler ulusalcıdır?

Ulusalcılık
1-Ulusalcı dalga güçlü müdür?, Bu dalga aşılabilir mi?
2-Ulusalcılık geçici toplumsal bir tepki midir?
3-Bazı yazarların iddiasına göre Ulusalcılık derin devletin kurgusu mudur?
4-Ulusalcılığın Türk toplumu içerisinde kalıcı bir tabanı var mıdır?
5-Ulusalcılık genel anlamda gevşek bir reaksiyon cephesi midir?
6-Ulusalcılık, 2000’li yıllarda yükselişe geçmiş siyaseten bir araya gelmeleri zor gözüken çevrelerin temelde iktidar karşıtlığı paydasında birleştiği katı laisizm ve milliyetçiliği temel alan ideoloji midir? Laiklik konusunda faşizme yakın katı bir tavırları mı vardır? Başörtülü bir insanın üniversiteye girmesini, kamuda çalışmasını insani bir hak olarak değil laikliğe karşı bir hareket olarak mı değerlendirirler?
7-İktidarı devirmek için planlar yapan cuntalar ve sivil uzantıları ulusalcı damardan çok rahat beslenip, militarizmle arasına mesafe koymakta zorlanan sivil iradeye fazla güvenmeyen bir ruh halini mi temsil eder?
8-TSK’nın sürekli bu rejimin bekçisi olarak lanse edilmesinden, kamuoyunda çeşitli adlarla anılan davalarının vatansever komutanların dış güçlerin desteğiyle tasfiye edildiğini mi iddia ediyorlar?
9-Ulusalcılar topluma sürekli korku empoze edip, ülke ya dış güçler tarafından bölünüyor ya da irtica geliyor yaygarası mı koparıyorlar? Bu noktada resmi tarihten mi beslenirler? Sürekli Kuvay-i Milliye ruhunu tekrar oluşturmaktan bahsedip, 1920’lere 1930’lara olan özlem duyup, her yanımız düşmanla çevrili ve içte de bitmek tükenmek bilmeyen iş birlikçileri var deyip, kendileri gibi düşünmeyen herkesi çok rahat vatan haini mi ilan ederler?
10-Ulusalcılar Kürtler için bizim bin yıllık dostumuz ve bu topraklarda birlikte sorunsuz güzel güzel yaşamışızdır. O yüzden Kürt sorunu yoktur sadece emperyalizmin bir oyunu olan terör vardır deyip, 30 yıldır süren savaş halini sadece komplo teorileri ve düşman devletlerin bir oyunu olarak görme kolaycılığı ile mi değerlendirirler?
11-Ucube bir anlayış ile irtica geliyor diye insanları sokağa döken bir zihniyet mi söz konusudur?
12-En önemli hamaset kaynaklarından biri de Atatürk müdür? Onlar için Atatürk asla eleştirilemez dokunulmaz bir tabu mudur? Onu süper kahraman gibi hatasız gören ve onun politikalarını yeren insanları çok rahat Atatürk düşmanı ilan eden bir bakış açıları mı vardır? Sürekli onun yaşadığı döneme atıfta bulunan başımıza ne geldiyse 1938’den sonra geldi diyen ruh hali midir?
13-Ulusalcılık kendi gibi düşünmeyen herkesi kolayca düşmanlaştırabilen bir ideoloji midir?
14-Demokrasiyi içselleştirememiş midir? Ne pahasına olursa olsun ne yaparsa yapsın iktidarı eleştirmeyi marifet sayan bir zavallılık halimidir? İktidarı devirmek için darbecilerle işbirliği yapmaktan çekinmeyen bunun için antidemokratik yolları meşru gören bir zihniyet midir?
15-Son 10 yılda ne zaman ulusalcı kesim topluca bir şeye karşı çıksa orada demokrasi adına güzel bir şey olmuş mudur?
Öncelikle bu soruların yanıtını sıkça Ulusalcılık karşıtları tarafından verildiğini söylemeliyiz. Anti Ulusalcılar, kendi çalıp kendileri oynamaktadırlar. Ulusalcılık hakkında İstedikleri gibi tanımlar yapıp, mahkeme kurup savcı da hakim de olup, Ulusalcılığı mahkum etmektedirler. Ayrıca, Ulusalcılığın öldüğünü söyleyip mutlu olmaktadırlar. Yazı yazan ve konuşan gestapolar Ulusalcılık öldüğü halde Allahın her günü Ulusalcılığa küfür edip saldırmaktadırlar. Ölü düşman, neden bu kadar hiddet ve tedirginlik yaratmaktadır? İnsan, bu paronayak tavır karşısında şaşırmaktadır.
Tüm bu hezeyan hali incelenmeli, sonuçta Ulusalcılık düşmanların gözünde neyi temsil etmektedir sorusu yanıtlanmalıdır.
Ulusalcılık düşmanlığı bugün sistemin temel ideolojisi haline gelmiştir. Nasıl ki bir dönemler Türkiye’de emperyalist-kapitalist sistemin baş düşmanı komünizm ise, bugün anti-ulusalcılık bu görevi üstlenmektedir.
Ulusalcılığın dünyada ilk ortaya çıktığı yer 1919 Türkiyesidir. Bu yüzden Ulusalcılıkla en çetin hesaplaşma ülkemizde yaşanmaktadır. Hedef olarak; sömürgeci küreselleşmeyi tehdit eden her şey ulusalcıdır ve ezilmelidir. Ulusalcılar dağınıktır ya da dağılmıştır. Siyaseten yenilgiye uğramıştır. Bu başka bir olgu olup, örgütsel ve geçici sosyolojik bir sorundur. Şu doğrudur, Ulusalcılık ideolojik bir hareket olarak ortaya çıkmamış, siyası bir bölünmenin sonucu etkisini her cephede göstermiştir. Ancak bu ulusalcılığın bir ideoloji olmadığı anlamına gelmez. Temelinde antiemperyalizm ve ulusçuluk yatar. Evet, Ulusalcılık bir kitle hareketi olarak doğmuş, birden dağılmış, hareket homojen bir ulusalcı tipi ortaya çıkaramamıştır.
Ulusalcılık ABD karşıtlığı, AB karşıtlığı, terör örgütü karşıtlığı ile Atatürkçülük bileşenlerinden oluşmaktadır. Bu bileşenler Ulusalcılığın kesişim kümesidir. Bazen toplumsal gerçeklik ideolojik gerçekliğin önüne geçebilmektedir. İdeolojik zemindeki ulusalcılık ile siyasal arenadaki ulusalcılık figürleri birbirleri ile örtüşmek zorunda da değildir. Ulusalcılık tanım açısından Atatürkçülüğe benzer, nerdeyse ulusalcı sayısı kadar ulusalcılık tanımı vardır. Hatta bunların bir kısmı Kemalizm’in 6 oku ile örtüşmez bile.
Ulusalcılar;
1-Atatürkçü ve Kemalist Ulusalcılar,
2-Milliyetçi Ulusalcılar,
3-Muhafazakar, İslamcı Ulusalcılar,
4-Sosyal Demokrat Ulusalcılar,
5-Komünist (Marksist kökenli), sosyalist Ulusalcılar.
Aklıma geldi soruyorum?
Hanefi Avcı, Ahmet Şık, Nedim Şener, Türkan Saylan, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Yaşar Nuri Öztürk, Zekeriya Beyaz, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Hikmet Kıvılcımlı, İbrahim Kalpakkaya, Süleyman Demirel, Mehmet Haberal, İlhan Kesici, Yaşar Okuyan, Hüsamettin Cindoruk, Onur Öymen, Canan Arıtman, Berhan Şimşek, Turgut Özarkman, Yılmaz Özdil, Uğur Dündar, Rauf Denktaş, Abdullatif Şener, Ömer Lütfü Mete, Arslan Bulut, Ufuk Söylemez Ulusalcı mıdır?
Ulusalcılık, Meşruiyetini Ülkemizin coğrafi sınır içindeki egemenliğinden alır. Tarihteki diğer devletlerden farklı olarak, ulus devlet modelinde devleti oluşturan tüm vatandaşların ortak bir dil, ortak bir kültür ve ortak değerleri paylaşması esastır.
Bahsettiğimiz tüm farklı yalpalayan “ulusalcı tipler”den bağımsız olarak bir halk ulusalcılığı vardır ki potansiyeli kendine Türk diyen %90’luk çoğunluktur. Ülkemizde sorun ulusalcıların sayısı sorunu değildir. Etnik bölücülerin sayısal olarak %5 ile bu coğrafya yaptıkları ortadadır. %90 gibi bir ezici sayısal çoğunluğun, yani Türk unsurunun sözcülüğünü ve önderliğini, sözcülüğünü birilerinin üstlenmesi halinde sadece Türkiyenin değil tüm Ortadoğu ve Asyanın kaderi değişebilir. Son tahlilde ulusalcılık bu coğrafyanın son şansıdır.
Ulusal dalganın yeni yükseliş adresi Ulusalcıların, Kuvayı milliye ruhu taşıyanların yürekleri ve mücadele kararlılığı olabilir.
Nizamettin BİBER
Uzman İnşaat Mühendisi