​ Uluslararası bakış / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '12

 
Kategori
Dünya
 

Uluslararası bakış

OBAMA’NIN EN YAKIN ARKADAŞLARI

 Göktürk TÜYSÜZOĞLU*

2012 yılında düzenlenecek başkanlık seçimlerine hazırlanan ABD Başkanı Barack Obama, geçtiğimiz günlerde uluslararası sistemin işleyişi ve kişisel yaklaşım bakımından en iyi anlaştığı 5 liderin ismini verdi. Obama’nın verdiği isimlere bakılırsa, bahsedilen liderlerin kişisel özellik bakımından birbirlerine pek fazla benzemedikleri görülebilir. Ne var ki, bu isimlerin başında bulundukları ülkeler ve bu ülkelerin uluslararası sistemin yapısına ve işleyişine ilişkin izledikleri politikalar ABD’nin sistemik çıkarlarına oldukça uygun düşmektedir. Barack Obama’nın söylemine bu yönden baktığımızda, ona fazlaca sorun çıkarmayan ve küresel ya da bölgesel manada karşılaşılan sorunların çözümü yönünde ortaya koydukları tavır bakımından ABD ile işbirliği içerisinde olan devletlerin liderlerinin isimlerinin açık bir şekilde zikredildiğini görüyoruz. Obama’nın tek tek saydığı bu isimler, İngiltere Başbakanı David Cameron, Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Hindistan Başbakanı Manmohan Singh, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Myung-Bak ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Sayılan liderlere ve başında bulundukları ülkelere bakıldığında, her bir liderin ve ülkesinin izledikleri politikalar bakımından ABD ile büyük çapta uyumlaştıkları göze çarpmaktadır. İngiltere Başbakanı David Cameron, kişisel anlamda oldukça şüpheci, durgun ve ketum bir lider profili çizse de üyesi bulunduğu Muhafazakâr Parti her zaman için ABD ile geliştirilecek olan sistemik ortaklığın arkasında durmuştur. İngiltere, üyesi bulunduğu AB’nin işleyişi ve özellikle üye sayısının çoğaltılarak birliğin doğuya doğru genişletilmesi girişimlerine destek verdiği ve Irak ile Afganistan konusunda Obama yönetimi ile birlikte hareket ettiği için Başbakan David Cameron ile ABD Başkanı Barack Obama’nın ilişkileri yakın müttefiklik çerçevesi içerisinde cereyan etmiştir. İngiltere ile ABD’nin, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından geliştirdikleri stratejik sistemik ortaklık da Cameron’un işini kolaylaştırmaktadır.

Obama’nın yakın ilişki içerisinde olduğunu ifade ettiği bir diğer lider ise Almanya Şansölyesi Angela Merkel’dir. Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak yaklaşmadığı ve Almanya’da yaşayan Türklere önyargılı davrandığı gerekçesiyle Türk toplumu ve hükümeti nezdinde pek sevilmeyen bir lider olan Merkel, özellikle Avrupa’yı saran borç krizi bağlamında gösterdiği liderlik ve toparlayıcılık ile Rusya-ABD İlişkileri’nin krize sürüklenmemesi ve Doğu Avrupa ile Balkanlar Bölgesi’nin Avro-Atlantik Dünyası’nın ekonomik ve siyasal değerlerini içselleştirebilmesi için gösterdiği çaba çerçevesinde Obama için değerli bir müttefik haline gelmektedir. Barack Obama’nın, kara Avrupa’sına ilişkin sorunlar bağlamında ilk elden temasa geçtiği lider, AB’nin taşıyıcı kolonu durumunda bulunan Almanya’nın lideri Angela Merkel olmaktadır.

Hindistan Başbakanı Manmohan Singh, Barack Obama’nın yakın ilişki içerisinde olduğunu söyleyerek kişisel anlamda övdüğü bir diğer isimdir. Uluslararası gözlemciler tarafından çok fazla üzerinde durulmasa da Asya-Pasifik Bölgesi’nde istikrarın ve dengenin gözetilmesi noktasında çok önemli bir role sahip olan ve 1 milyarı aşan bir nüfusu bünyesinde barındıran Hindistan’ı toplumsal ve siyasal karmaşadan uzak tutarak çok önemli bir liderlik vasfı göstermekte olan Singh, ortaya koyduğu diplomatik manevralar ile de ülkesinin sistemsel rolünü güçlendirmenin çabası içerisindedir. Hindistan, ABD’nin küresel hâkimiyet mücadelesi çerçevesinde rakip olduğu Çin’i yakından takip eden ve bu ülkenin Asya-Pasifik Bölgesi’nde gerçekleştirdiği siyasal nüfuz tesis etme çabalarını boşa çıkarmaya çalışan, Afganistan üzerinde çok büyük bir etkisi olan ve bu ülkenin geleceğinin yapılandırılması anlamında desteğine ihtiyaç duyulan ve iç karışıklıklarla çalkalanmakta olan Pakistan’a karşı izleyeceği tutum çerçevesinde bölgesel dengeleri ciddi anlamda değiştirme kapasitesine sahip bir ülkedir. Hindistan, bulunduğu konum itibarıyla bir başka küresel aktör, Rusya’nın Asya-Pasifik Bölgesi’ndeki faaliyetlerini de yakından takip edebilmektedir. Tüm bu faktörler, Hindistan’ı ABD için çok değerli bir müttefik haline getirmektedir. Hindistan Başbakanı Singh, yanı başında bulunan ve gittikçe güçlenen Çin’e karşı bir ittifak arayışı içerisindedir. Bunun yanı sıra Hindistan, Pakistan ile sıcak çatışmaların yaşanmasına neden olan Keşmir Sorunu’nun kendi lehine gelişim göstermesi bakımından da ABD’nin tarafsızlığını sağlamayı arzulamaktadır. Orta Asya’da yer alan enerji kaynaklarını kendi ekonomik gelişimine katkı sağlayacak şekilde kullanmak isteyen, Hindistan topraklarında yaşayan Müslümanların haklarının çiğnendiğine ilişkin uluslararası kampanyanın etkisizleştirilmesini amaçlayan ve Afganistan’daki nüfuzunu sürdürmenin peşinde olan Hindistan, Başbakan Singh’in dengeci ve akılcı dış politika yaklaşımının bir parçası olarak ABD ile sistemik bir müttefiklik ilişkisi içerisine girmiş durumdadır. ABD Başkanı Obama, Singh’in kişiliği ekseninde uyumlaşabileceği ve çıkar ortaklığına gidebileceği bir Hindistan ile yakın temas kurmuş durumdadır. ABD’nin uluslararası sistemin işleyişi noktasında en önemli müttefiklerinden biri olarak bilinen İsrail’in son dönemde Hindistan ile geliştirdiği savunma sanayi odaklı işbirliği de, ABD’nin Hindistan ile Asya-Pasifik ekseninde kurmak istediği bölgesel işbirliği amacına hizmet eden önemli bir yakınlaşmadır.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Myung-Bak ise güçlü bir kişiliğe sahip ve milliyetçi öngörüleri ile ün salmış ve Kore Yarımadası’na olan bakışını güvenlik ekseninde şekillendirmiş olan bir lider profili çizmektedir. ABD’nin Kuzey Kore ile yaşadığı siyasal sorun ekseninde Güney Kore’de çatışma odaklı ve güçlü bir lidere ihtiyaç duyması Myung-Bak’ın profilini de güçlendirmektedir. Güney Kore, Kuzey Kore’yi gözetim altında tutmanın yanı sıra, hiç alışık olunmadığı şekilde son zamanlarda siyasal karışıklıklar ile karşı karşıya kalan Japonya’ya etkide bulunabilecek ve Çin’in Kuzey Kore ile geliştirebileceği siyasal ittifakı yakından takip edebilecek bir coğrafi konuma sahiptir. Güney Kore’nin Çin, Rusya ve Japonya gibi küresel güçlerin yanı başında bulunması bu ülkenin ve lideri Lee Myung-Bak’ın önemini arttırmaktadır.

Türkiye ise tarihi bir NATO müttefiki olarak Geniş Karadeniz Havzası, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz Çanağı’nda siyasal, askeri ve ekonomik etkide bulunabilen ve son dönemde geliştirdiği bölgesel liderlik odaklı yumuşak güç stratejisiyle belirtilen coğrafyalarda yer alan halkların sempati ile yaklaşmaya başladığı bir sistemik aktör haline gelmiştir. Arap Baharı çerçevesinde gerçekleştirilen halk ayaklanmaları ve gösterilerde bir motif olarak kullanılagelen Türk bayrakları ve Türk Başbakanı ile Dışişleri Bakanı’nın fotoğrafları ve Türkiye’nin sahip olduğu siyasal, yönetimsel ve sosyal anlayışa yapılan övgüler, birtakım toplumsal ve ekonomik sorunlarla sahip olsa da, bu ülkenin bölgesel rolünü liderlik seviyesine yakınlaştırmıştır. AB ile üyelik müzakereleri yürüten, Irak’taki içsel dengenin korunması anlamında çok önemli bir role sahip olan, Afganistan’da düzenin sağlanabilmesi için ciddi bir çaba gösteren ve Balkanlar’daki sorunların giderilebilmesi noktasında inisiyatif alan bir ülke haline gelen Türkiye, ABD’nin Ortadoğu’daki en önemli müttefiki İsrail ile yaşadığı sorunlara rağmen Obama’nın en yakın olduğu ülkelerden biri konumundadır. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü kişiliği ve sahip olduğu toplumsal destek çerçevesinde elinde tuttuğu siyasal meşruiyet de Obama’nın Türkiye’ye ve Erdoğan’a olan bakışını olumlu bir seviyede tutmaktadır.

ABD Başkanı Barack Obama’nın, başkanlık döneminin sonlarına yaklaştığı bugünlerde uluslararası sistemin işleyişi noktasında en iyi anlaştığı liderleri açıklaması oldukça önemlidir. Nitekim Obama’nın açıkladığı ülke liderleri, sahip oldukları kişisel özelliklerden daha çok yönettikleri ülkelerin izledikleri politikalar bağlamında ön plana çıkmaktadır. Bu kişisel tespitin ortaya koyduğu en önemli gerçeklik, ABD’nin izleyeceği sistemik stratejiler ekseninde, önümüzdeki dönemde ittifak arayışı içerisinde olacağı en önemli aktörlerin bu 5 ülke olduğudur.

 

--------------------------------------------------------------------------------

*Giresun Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi.

 
Toplam blog
: 106
: 935
Kayıt tarihi
: 26.11.11
 
 

Merhaba adım Göktürk Tüysüzoğlu. 28 Ekim 1984 Giresun doğumluyum.Giresun Üniversitesi İİBF Ulusla..