​ Umuda yolculuk / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '13

 
Kategori
Güncel
 

Umuda yolculuk

Umuda yolculuk
 

Yıldızların ülkesi var mıdır Edip

Dicle aktığı toprakları seçer mi?
Kasrik boğazı'ndan esen kanlı zemheri
Yalnız Kasrik'te mi üşütür insanı?
Herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler
İnsanın dili boynuna kement olur mu?
Öldürmeye ekinlerden başlayan adamlar
Eşiklere nasıl bir zulümle gelirler?
Kimsenin kalmadığı darmadağın köylerde
"Önce Vatan" yazısı bir hüzün değil midir?
Bunca kanın helalini kim kime nasıl öder
Mezar taşlarıyla barış olur mu?
Gecesi buz anısı kül ışığı kırbaç
Hangi gurbet bir sürgünün yüreğini doldurur
"Kim istemez şad olmayı cihanda" Edip
Viranede baykuş sesi zafer midir?..
                                               Şükrü Erbaş
 
Önce 68 ve ardından 78 kuşagı, şimdilerde çiçegi burnunda yeni kuşagın, küçügü, yaşlısı ve genci ile ülkemizin bütün insanlarının güzelliklere, yeryüzünde olması gereken cennete, barışa, çok görülmesin ama kim bilir evresinde demokrasiye tanıklık edecek olmaları umudunu, nihayet ikircikli de olsa taşımaya başlamaları, ne güzel. Belki de artık silahlar, bir daha çıkarılmayacak şekilde toprağa gömülecek, her iki tarafta yer alan yoksullar “vatan-millet-sakarya” teranesi ile ömürlerinin baharında, pisi pisine ölmeyecekler. İlk iki kuşaktan günümüze degin, hep kavga- dövüş, akılan kanın yerde kalamayacagı, ölenlerin dövüşerek öldügü, yurdumuza dolan faşistlerin, kardaşlar tarafından vurulması, karşı cephede; Allahu ekber, vatan bölünmez, şehitler ölmez ve benzeri sloganlar, mottolar. Yeni kuşaklar ve devre uzatmalarını yakalama şansını yakalamış olan 68 ve 78 kuşagından olanlar için  de artık, ne şanslılar,  diye düşünmenin ihtimalinin ortaya çıkması, ne güzel. İnsanların ölmesini bundan sonra şiar edinmemek, ölenin, ölümün ve öldürücüleri savunmuyor olmak, ne güzel. Omuzlara; canlara ölüm kusan makinalar yerine,  beyaz güvercinleri kondurmak, yoksul çocukların, varsılların hamudu ile götürdükleri vatanın; önce komünizmin gelecegi, yok bölünecegi yalanlarına heba edilmeyecek olması, ne güzel. Yerde duran kana saygı duyarak, o yere artık karanfiller koymakla yetinmek, ne güzel. Onlarca yıldır çekilen acıların, sıkıntıların, göçün, talanın, işkencenin, kör zindanın, “ “masum resimlerimize, zulaların gerekmemesi,“ ötelileştirmenin, en üst  düzeydeki ırkçılıgın ve ayrımcılıgın, bir nebze de olsa gerilemesi, daha insani normlara dogru, hani kaplumbağa hızıyla da olsa bir devinim içinde olması, yüreklerimizin ne denli büyük bir mutluluga ev sahipligi yapacagının muştusunun, kulaklarımızda çınlaması, ne güzel. Ülkemizin insanlarının, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni, Süryani, Arap, Yahudi ve diger azınlıkları ile umut dolu barışı yüreklerini, kollarını ve gönüllerini sonuna kadar açarak gözlemesi, kan, kin, nefret, intikam, ölüm kelimelerinin yerini, anlam olarak en insani kelime “barışın“ agız dolusu, muhteşem bir tatla telaffuz edilmesi, ne güzel. İnsan olma çabası içinde olmak, bu sinerjide bir araya gelmek, ne güzel. Degil bir çakıl taşının, bütün dünya için de olsa, tek damla insan kanının akmamasını idrak edilecek olmasının ihtimali, artık bu şuura sahip olmak ve “önce insan” diyebilmek, ne güzel. Hala “vur de vuralım, öl de ölelim” demek de bir o kadar, ne büyük çirkinlik. Bu insani tarafta olamamanın, gayri insaniligin ayyuka çıkmasının da, en bariz belirtisi degil midir. Bu ve benzeri çizgide olanlardan başka türlü olmalarını beklemek, siz deyin ahmaklık, ben diyeyim yanılgı degil midir.
Gelinen nokta o ki; hortlatılan, ihtimali olmayan, kışın dahi gelemeyen öcülerin artık gelmeyeceginin, kafalara dank etmesidir. Antalya, Alanya, Çeşme, İstanbul ve İzmir’de yaşayan, buralarda bütün benlikleriyle tutunan Kürdün, sagladıgı refahı ve korkusuz konumunu elinin tersi ile itip, “kuş uçmaz kervan geçmez” Kürt daglarına gidip, ülkeyi bölmeyecegi de büyük bir gerçeklik. Yapılan sayımlarda; üç milyondan fazla Türk-Kürt evliliginin oldugu ve bu birlikteliklerden dogan çocuklar göz önüne getirildiginde de, akraba olan bu iki halkın birlikte, barış içinde yaşamaktan başka çıkar yollarının olmadıgı daha da iyi görülür.
İnsanımız çagdaş olmayı, barışı yakalayamamanın, kardeşçe yaşayamamanın ve yüreginde insani degerleri taşıyamamanın; bir hayli yorgunu. Günlerin getirdigi; baskı, zulüm ve kan asla olmasın. Umuda yolculukta, yelkenler fora olsun.  “Enseyi karatmayalım.“
 
Amsterdam, 8 Mayıs 2013
 
 
Toplam blog
: 102
: 447
Kayıt tarihi
: 17.12.10
 
 

Sevgili okuyucular; oluşturmaya çalıştığım bu blog vasıtası ile boş zamanlarımı değerlendirip, ço..