Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '08

 
Kategori
Şiir
 

Umut mevsimi’nde sevdanın yüzü

Umursamaz gökyüzü akşam vakti
Dağda biten çiğdemden bi’haber,
Yıldızları serpiverir kucağına
Uzun, taşlı yollarına gülümseyen yeşil vadinin…
Kundağından kalkıp; emeklemeden ayaklanarak

hüzzam makamı şiirlerimiz,

boğumlarından sıyrılarak

buğulu-sihirli dokunuşlarla damlayacak, bahar akşamlarına artık.
Biliyor musun, enstrüman ahengiydi o işittiğim;

pervasızca eserek, çıplak caddelere ismimi haykıran sesin.

Sevildiğinin ayrımında olmayan hayallerin kırılmasın.

Tüm güzellikleri besteleyip sağırlaşsan da...

bana sen... hiçbir bağ kopuk kalmaz bunu bilmez misin?

Varoluşun beni cezalandırmak ister gibi.

Oysa bir zamanlar ne güzel gülüyordu;

bir özlemi kucaklayacağından son derece emin,

mutlu ve çocuksu dolu iri siyah gözlerin...

Huzur divanında eğreti duran kıskançlığı azad edelim gel!

Yanağıma umut kondurup, sıkı tut ellerimden.

Yağmur tohumu düşer gibi toprağa,

sevdada da umut yüreğe düştüğünde, çiçek açacak gözlerimiz.
O ela günlerden çok uzak değiliz.

Narince süzülen kuğuların hüznüdür yarım bırakılmışlığımız…

Bir nefes kadar uzağız birbirimizden, bir sözcük kadar…

Savrulan toprak gibi birbirimize küstüğümüz

doğru yudumlamak varken bir el sıcaklığını...

O yudum tanelerine ancak kuruduğunda mı bakmalı?..

Uzak düşlerin, yansıma dokunuşlarında feda edilen birleşmiş ellerin,

isyan sokaklarına dirençsiz kalan

bilenmiş gülümseyişlerin gezegeniyiz aslında varoluşun gizinde...
Tanımlanamayan kül parçacıklarının içinde

tutsak parametrelerin ince sızıları duyuluyor.

Sevdadan kaçılmıyor diyor ve hamlelerimizi etkinleştiriyoruz...

Gecenin saçları da örgülerinden kıvrılıp, düşüyor çıngırak sitemlerden...

Nerde olduğumuzu bilmiyor, tamda ateş çemberinin içinde

tanımlanamayan kül parçacıklarından biri oluveriyoruz…
Umutsuzluk, bilincimizi kapatan oksit silahı;

Köhne düşünceleri silip,

sülfür kokusunu da alıp götürse bilinmez karadeliklere,

Ellerimizden tutup sevda çiçekleri...

Suskun bekleyişlerin bitiminde elbet zincirlerini kıracak,

kendi bedeninden taşacaktır; tıpkı hayat gibi aşk.

İklimler kuşatılmış ve köşe başları tutulmuşsa ne olmuş?

Gün ışığı en nihayetinde yeniden kaldırımları bulur...

Hasret; sıyrılıp giysilerinden, kucaklaşan yüreklerde soğur.
Karartılarda solgun yüzümüzü aramayalım artık;

çünkü o karanlıklar ki; kimi göçebe sevdaların, kimi puslu rüyaların,

kimi ağrıyan yaraların,

kimi de derin sevdaların çiçeklenip dinlendiği

en berrak su koyları gibidir.

Ve insan;

Her karanlıkta sararak acılarını, yeni güne merhaba diyebilmelidir!

 
Toplam blog
: 26
: 501
Kayıt tarihi
: 13.08.07
 
 

Ondört yıldır Antalya'da yaşıyorum, kültür- sanat konularına özel ilgi duyuyorum...