- Kategori
- Futbol
Umutlandırıp utandırdılar

Anlaşılan bu yıl Avrupa'da topluca yere serileceğiz.
Metalist Kharkiv maçı öncesi kaleci Rüştü ve Sivok'un durumlarını, konuştuğum Beşiktaşlılardan öğrendim. Bu ikilinin kadroda bulunmayışı üzerine yaptığım “Beşiktaş elenir.” yorumlarından pek haz almadıklarını da eklemem, siyah-beyazlı taraftarın umut dolu bekleyişini anlatabilmek adına önemli. İnönü'deki ilk maçta Metalist Kharkiv'i izleyen herkes gibi ben de maçın çok zor geçeceğini düşünüyordum ama böylesine şahsiyetsiz böylesine zavallı bir Beşiktaş takımı seyredeceğimi hiç tahmin etmemiştim. Anlaşılan Beşiktaş'ın ligdeki gidişatına bardağın dolu tarafından bakmakla çok büyük hata etmişiz. Kalecisinden santrforuna kadar sahadaki takım, siyah-beyaza gönül vermiş milyonların başlarını bir kez daha öne eğdirmeyi başardı(!) Bir kez daha diyorum çünkü geçen sezon da deplasmandaki Liverpool maçı sonrası, Beşiktaşlıların takım sevgisi dolu yüreklerinden kan damlamıştı. O futbolculardan bazıları Ukrayna'da yine sahne aldılar. Lafı dolandırmaya hiç gerek yok, eğer bugünkü maç 8-1 değil de 4-1 bittiyse önce direkler sonra da Kharkiv santrforlarının beceriksizlikleri yüzündendir.
Beşiktaş taraftarı oldum olası kendisini farklı görmüş ve tribünlerde de bu paralelde bir görüntü çizmiştir. En büyük taraftar grubu Çarşı'nın nam-ı diğer “Asi Ruh” olarak bilinmesi de tesadüf değildir. Tıpkı çok ses getiren “Ruhumuz yeter” pankartının da tesadüf olmadığı gibi. Bunları neden mi anlatıyorum? Ukrayna'da sahaya 11 adam, 11 forma ve 11 beden çıktı ama bahsettiğimiz ruhtan eser yoktu. Mahalle maçlarında yeni yetme çocuklar bile ezilerek yenilmeyi hazmedemezken, siyah-beyaz formayı sırtına geçirmiş vurdumduymaz sürü(!) yüzlerine tükürseniz “Yarabbi şükür!” diyecek durumdaydı. Bakmayın siz 4-0'dan sonra yaptıkları yalancı mücadeleye, sadece o sıralarda İstanbul'da köpüren taraftardan korktukları için.
Ya Ertuğrul Sağlam'a ne demeli? Takımı tahtaya yazıp, “4-2-3-1 oynayacağız, defansta dikkatli olup gol yemeyeceğiz.” demekle oluyor mu bu işler? Hani önlem, hani strateji, hani motivasyon? Kharkiv'in ileri ucundaki ikiliden Devic geçen yıl Ukrayna'da gol kralı olmuş, Jaja ise bu sezon 9 maçta 7 gol atmış belli ki o da bu yıl krallığa koşacak. Bu ikili ileri atılan her topla buluştu, rakiplerini ipe dizer gibi geçti. Ne maç başında ne de devamında kulübeden bir önlem gelmedi. 4-2-3-1 ile savunma kevgire dönüp 2 de gol yenince Ertuğrul Sağlam bu sefer şapkasından başka bir tavşan çıkardı. “Taş gibi takım” diye tarif ettiğimiz Metalist'e karşı dizilişi 4-3-1-2 yapıp “pamuk şeker” kıvamında bir orta alanı sahaya sürdü. Tello, Cisse ve Serdar Özkan'a ek olarak önlerindeki Delgado'yu da bu tanıma dahil edebiliriz. Beşiktaş'ın yıldız(!) on numarası arka arkaya iki omuz yediği her maçta olduğu gibi Ukrayna'da da astral seyahate çıkıp Arjantin'deki aile büyüklerinin yanına kaçtı. Futbolda duygusallığa yer yok. Beşiktaş geçen yıl idareten oynattığı futbolcularıyla belki de gruptan çıkabileceği Şampiyonlar Ligi'ni başı önde bitirmişti. Bu yıl da tablo çok farklı değil. Hakan'dan Beşiktaş'a kaleci falan olmaz. İbrahim Toraman sağ bekte tam bir felaket. Tello uzun zamandır sefilleri oynuyor. Delgado ihtiyaç duyulan hiçbir maçta sorumluluk almıyor. Takımda tekmeye kafa uzatan bir tek Nobre var o da ne hikmetse devamlı kesik yiyor.
Bu skor ve eleniş mutlaka Beşiktaş'ın ligdeki gidişatına da etki edecektir. Her şeyden önemlisi bu maçın ardından çıkan faturayı kim ödeyecektir? Öyle “Büyük taraftarımızdan özür diliyoruz” hamasetiyle bu utanç verici futbol unutturulamaz. Hoca mı, menajer mi, yoksa yönetim mi? Birileri ortaya çıkıp bu faturayı ödesin beyler! Keşke Beşiktaş taraftarının sizlerden utandığı kadar siz de kendinizden utansaydınız. O zaman, bu tür rezilliklerin tekrarı mümkün olmazdı.
Beşiktaş taraftarı oldum olası kendisini farklı görmüş ve tribünlerde de bu paralelde bir görüntü çizmiştir. En büyük taraftar grubu Çarşı'nın nam-ı diğer “Asi Ruh” olarak bilinmesi de tesadüf değildir. Tıpkı çok ses getiren “Ruhumuz yeter” pankartının da tesadüf olmadığı gibi. Bunları neden mi anlatıyorum? Ukrayna'da sahaya 11 adam, 11 forma ve 11 beden çıktı ama bahsettiğimiz ruhtan eser yoktu. Mahalle maçlarında yeni yetme çocuklar bile ezilerek yenilmeyi hazmedemezken, siyah-beyaz formayı sırtına geçirmiş vurdumduymaz sürü(!) yüzlerine tükürseniz “Yarabbi şükür!” diyecek durumdaydı. Bakmayın siz 4-0'dan sonra yaptıkları yalancı mücadeleye, sadece o sıralarda İstanbul'da köpüren taraftardan korktukları için.
Ya Ertuğrul Sağlam'a ne demeli? Takımı tahtaya yazıp, “4-2-3-1 oynayacağız, defansta dikkatli olup gol yemeyeceğiz.” demekle oluyor mu bu işler? Hani önlem, hani strateji, hani motivasyon? Kharkiv'in ileri ucundaki ikiliden Devic geçen yıl Ukrayna'da gol kralı olmuş, Jaja ise bu sezon 9 maçta 7 gol atmış belli ki o da bu yıl krallığa koşacak. Bu ikili ileri atılan her topla buluştu, rakiplerini ipe dizer gibi geçti. Ne maç başında ne de devamında kulübeden bir önlem gelmedi. 4-2-3-1 ile savunma kevgire dönüp 2 de gol yenince Ertuğrul Sağlam bu sefer şapkasından başka bir tavşan çıkardı. “Taş gibi takım” diye tarif ettiğimiz Metalist'e karşı dizilişi 4-3-1-2 yapıp “pamuk şeker” kıvamında bir orta alanı sahaya sürdü. Tello, Cisse ve Serdar Özkan'a ek olarak önlerindeki Delgado'yu da bu tanıma dahil edebiliriz. Beşiktaş'ın yıldız(!) on numarası arka arkaya iki omuz yediği her maçta olduğu gibi Ukrayna'da da astral seyahate çıkıp Arjantin'deki aile büyüklerinin yanına kaçtı. Futbolda duygusallığa yer yok. Beşiktaş geçen yıl idareten oynattığı futbolcularıyla belki de gruptan çıkabileceği Şampiyonlar Ligi'ni başı önde bitirmişti. Bu yıl da tablo çok farklı değil. Hakan'dan Beşiktaş'a kaleci falan olmaz. İbrahim Toraman sağ bekte tam bir felaket. Tello uzun zamandır sefilleri oynuyor. Delgado ihtiyaç duyulan hiçbir maçta sorumluluk almıyor. Takımda tekmeye kafa uzatan bir tek Nobre var o da ne hikmetse devamlı kesik yiyor.
Bu skor ve eleniş mutlaka Beşiktaş'ın ligdeki gidişatına da etki edecektir. Her şeyden önemlisi bu maçın ardından çıkan faturayı kim ödeyecektir? Öyle “Büyük taraftarımızdan özür diliyoruz” hamasetiyle bu utanç verici futbol unutturulamaz. Hoca mı, menajer mi, yoksa yönetim mi? Birileri ortaya çıkıp bu faturayı ödesin beyler! Keşke Beşiktaş taraftarının sizlerden utandığı kadar siz de kendinizden utansaydınız. O zaman, bu tür rezilliklerin tekrarı mümkün olmazdı.