​ Umutsuzluğun intiharı / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '12

 
Kategori
Dünya
 

Umutsuzluğun intiharı

Umutsuzluğun intiharı
 

Korku, radikal İslam'ın yayılması;

Arap Baharı'nı başlatan gelişme,17 Aralık 2010 tarihinde Tunus’un Sidi Buzid kentinde yaşandı.

Tunus polisi, manavlık yapan 26 yaşındaki Muhammed Buazizi’nin sattığı mallara el koydu ve ona kötü muamelede bulununca 26 yaşındaki Buazizi bunun üzerine belediye binası önünde üzerine benzin dökerek kendisini yaktı.

Buazizi, ölmeden önce "Yoksulluğa son, işsizliğe son” diye bağırdı. Bu olay Tunusluların sokaklara dökülmesine ve protestoların başlamasına yol açtı.

Yine Tunus’da 19 Aralıkta Lahzin Naci isminde bir genç, ülkedeki işsizliği , yoksulluğu, gelir dağılımındaki adaletsizliği, hayat pahalılığını protesto etmek   amacı ile elektrik direğine çıkarak kendini cereyana verdi.

Bu iki olay umutsuzluğun intiharı olarak tarihe geçti.

14 Ocak. 2011 tarihinde 23 yıldır ülkeyi yöneten Zeynel Abidin Bin Ali ülkesinden kaçmak zorunda kaldı.

Tunus’da başlayan gösteriler Tunus içinde kalmadı, Cezayir, Libya, Mısır, Yemen, Bahreyn, Ürdün, Umman, Suudi Arabistan Suriye gibi ülkelere de sıçradı. Tunus, Libya, Yemen ve Mısır’da yönetimler değişti. Diğer ülkeler yasalarda bazı değişiklikler yaparak olayı geçiştirmeye çalıştılar.

Libya Lideri Kaddafi linç edilerek acı bir şekilde öldürüldü.

Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek hasta sedyesi üstünde ve kafes içinde mahkeme önüne çıkarıldı.

Suriye Devlet Başkanı Başer Esad yönetimde ve hayatta kalmak için aylardır gösterici muhaliflere karşı kanlı bir şekilde mücadele ediyor. Ülkesi kaos içinde.

Derspiegel, 4. Temmuz. 2012 tarihli makalede,

“Doğu Avrupa ülkelerinin 20 yıldır henüz gerçekleştiremedikleri özgürlük ve demokrasiyi Arap Baharını yaşayan Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri bir biri ardı sıra kaosa sürüklenerek kısa sürede gerçekleştirmeyi umuyorlar.

Suriye’den önce karışıklık yaşayan diğer Arap ülkelerinde laik burjuvazi protestoları desteklemişken, ne gariptir ki, aynı sınıf Suriye’de Esad’ın devrilmesinden korkuyor.

Ürdün gibi kraliyet ailesinin yönettiği ülkeler devrimden önemli derecede etkilenmezken, kabile ülkesi Yemen’in uzun süredir yönetimde bulunan başkanı uzaklaştırabilmesi El Kaide örgütünün bazı vilayetlerine girmesine ve oralarda kontrolü ele geçirmesine rağmen takdire değer.

Ve yasemin devriminin başladığı Tunus’da sinemaların taşlanması, genel evlerin yakılması da ayrı bir konu.

Tunus, Yemen, Mısır, Libya birinci şoku atlattılar. Şimdi ülkelerini yeniden inşa ve organize etme, sosyal dengeyi sağlama çabası içindeler.

Monarşi ile yönetilen Suudi Arabistan, Fas, Ürdün gibi ülkeler para ile yerlerini sağlamlaştırıp, yüzeysel reformlarla göz boyayarak durumu idareye çalışıyorlar.

Cezayir, Lübnan, İran, Irak benzeri ülkeler geçmişte iç savaşın eşiğinden döndükleri veya yaşadıkları için olaylara dikkatli bakıyorlar.”

Dergi ayrıca Tunus’dan başlayarak Arap Baharı’nın etkili olduğu ülkelerin önceki politikalarından ve yaşadıklarından örnekler vererek devrimlerden sonra İslamcı yönetimlerin hakim olduğunu ileri sürüyor.

“  Arap ülkeleri içinde batılılaşmış ve laikliğin kalesi sayılan Tunus’da seçimler sonucu İslamcı Ennahta Partisi hükümete hakim oldu. Daha önce Tunus’da çok evlilik ve çocukların evliliği yasaktı. Okullarda cinsellik üstüne dersler vardı. Hafif porno filmleri gösterilebilirdi.

Değişimle  birlikte polis kırmızı çizgilerini koydu. İki hafta önce Salafistler bir sanat sergisini bastı.”

Mısır seçimlerinin analizini yapan makale Libya’da farklı bir durumun olmayacağı yorumunu yapıyor.

Korku, radikal İslam’ın bölgeye hakim olacağı.

 

Hüseyin Seyfi

Kaynaklar: Dünya-DW.com, Wikipedia, derspiegel İng,

 
Toplam blog
: 498
: 1546
Kayıt tarihi
: 12.08.07
 
 

Öğretmen Okulunu ve İktisat Fakültesi Kamu yönetimi bölümünü bitirdim, eğitimciyim, İyi derecede ..