- Kategori
- Deneme
Umutulmsk

Unutulmak
Bu ne bir veda yazısı ne bir serzeniş nede bir intihar notudur, bu blog sayfasından kısa ayrılığımın bende bıraktıklarıdır, kısaca. Zaman vardır alıp gider zaman sormadan sorgusuz sualsiz gelip alıp gider, koşullardır insanı belirleyen. Tortular, anıları yerleştirir çekmeceye, hayat gider, zaman akar, bir şeyler hep değişir değiştikçe yok olur, ölüme yaklaşır. Değerler, yargılar, duygular, yaşanmışlıklar, insanlar.
Zaman, kum fırtınası gibidir insanoğlu için, bu fırtına hiç dinmez. İlk zamanlar acemi kalırsın bu nedenledir ki önünü göremezsin çok net, bildiğin, inandığın, sevdiğin kişilerin yüzlerini seçemezsin. Zaman ilerledikçe flüluk dağılır daha net görmeye başlarsın. Zaman hızlı ve az olduğundan alışmak için de zaman gerektirdiğinden gerçeği gördüğün anda ya geçmişe bakarsın ya da geleceğe, anı yaşamak zordur çünkü.
İşte ben arafta (cennet ile cehennem arasında bir yer) kalanlardanım, hiç birinizi unutmadım. Ne ilkokuldaki sıra arkadaşlarımı, ne ilk aşkımı, ne saklambaç oynadıklarımı, ne lise, ne de üniversite yıllarımı, askerliğimi, ne iş arkadaşlarımı, ne dostlarımı ne sevgililerimi, ne gidenleri, ne gittiklerimi ne de ölenleri.
Ben buradaki hiç birinizi, unutmadım, unutamadım. Yaşamak böyle bir şey işte; birbirimizin hayatında var oluyoruz ama dolduramıyoruz ya da tamamlayamıyoruz, gedik veriyoruz hep. Geçerken uğradıklarımız var bir nefeslik, dinlenmelerimiz var tek gecelik, sözümüz hep aynı tek hecelik, yaşanmışlıklarımız var seyirlik, uzaktan, sanal hikayelik.
İnsani duygular tanık ister, seyirci ister, Salt bu yüzden mutlak kaybeder iyi, kötünün baskın ve ezici üstünlüğü yanında. Seyirci çok, kavgalarımda, aşklarımda, dostlarımda hep beni kızıştıran, duygularıma ruhuma, kibriti çakan seyirciler.
Bir de anlık tanıklarımız var yaşamımızın saniyelerini dolduran, sokakta birden selam verdiğiniz bir amca, ya da dolmuşta yer verdiğimiz yaşlı bir teyze, mendil ister misin diye soran bir çocuk, ya da kadrajına tesadüf eseri dâhil olduğumuz fotoğraf karelerinin tanıklarımız.
Hayatımıza giren herkesin bir görevi vardır. Tesadüf değildi ya da kader. Ben istedim oldular, yaşarken kaderimi yazdırdım Hiç pişman duymuyorum, içim rahat, olması gerekiyordu ve oldu.
Aşklarım, dostlarım, tanıdıklarım, tanımadıklarım, hayatımda var olanlar ve hep olanlar, hayatıma tanık olanlar, seyirci olanlar, yaşam sahnemde benimle oynayanlar, yolun bir yerinde eşlik edenler, hiç yoluma çıkmamışlar ve hep yanımda yürüyenler hepinize çok teşekkür ediyorum. Sizlerle bu maratonda koşmak yarışmak güzeldi. Her birinizden edindiğim tecrübelerim oldu, bu tecrübelerden çok yararlandım.
Affedin beni uzun zaman oldu ayrıydık, hayaller kurdum, sevgiye, mutluluğa, yarına dair. Sizler asla kötü çocuklar değilsiniz, çok mutluluklar yaşadım burada sizinle.
Kolayını değil zorunu tatmak istiyorum, dudak ısırtan anılar bırakmak istiyorum geriye, anılmak istiyorum her daim. Herkesin, benimde yürüdüğüm bu yolda bana da tekrar bir kulvar açın lütfen, koşmak istiyorum hızlıca.
Biliyorum, çok ağır gelse de unutulmak, oysa ben hiç birinizi, hiçbir şeyi unutmadım
Bugüne kadar yüzlerce unutamadım yazısı okudunuz değil mi? Oysa önemli olan unutmamaktı.
Ben sizin:
*Tüm yazılarınızı,
* Fotoğraf, video vb. materyallerinizi,
* Maillerinizi, mesajlarınızı, yorumlarınızı,
* Blog sayfasındaki tüm paylaşımlarınızı,
* Profillerinizi,
7 gün 24 saat hiç unutmadım, hep aklımdaydınız. Sıkıca sarıldım size, aklımdan çıkmayasınız diye, sizi hissetmek adına. Listeyi uzatmaya hiç ama hiç gerek yok. Ben buradaydım, hep var oldum, tüm içtenliğimle.
Hepsi bu değil ama, şimdilik bu, sevgiyi ve bilgiyi paylaşmak istiyorum biteviye.
İyi ki varsınız, iyi ki geldim, hayatın getirdiği her detayı, iyi ki yazıyorum, okuyorum, yorumluyorum. Kısa bir kesintiden sonra, Tekrardan kocaman sevgi dolu bir merhaba.
Nizamettin BİBER
Uzman İnşaat Mühendisi