- Kategori
- Futbol
Ünal Aysal, Galatasaray’ı kaçıncı “vites”te, nereye götürmek istiyor?

“Benim geri vitesim, hayatta olmadı. Bundan sonra da olmaz."
Yani?
Bildiğim yolda yürürüm; sözümden, kararımdan caymam.
Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal’dan söz ettiğimizi anlamayan yoktur.
Ünal Aysal, Olağanüstü Divan Genel Kurulu’nda istediği yetkilere karşı çıkanlara “geri vites”le yanıt veriyordu.
Ünal Aysal, hangi konularda yetki istedi?
"Yılda 40 milyon TL'nin üstünde bir bütçe kullanan kız - erkek basketbol takımlarının AŞ altında profesyonel yapıya kavuşturulması ile kulübün gayrimenkullerinin bir gayrimenkul yatırım ortaklığı bünyesi altında toplanarak projelendirilmesi...”
Eski yöneticilerden Işın Çelebi, “Divan kurulunda kulübün altın hisseleri konusunda önemli bir çıkışınız oldu, bunun sebebi neydi?” sorusuna verdiği yanıt, Ünal Aysal’ın nasıl bir “vites”le nereye gittiğini gösteriyor:
“Ben orada müdahale etmesem kulübün altın hisselerini elden çıkarma iznini alacaklardı. Böyle bir şey olabilir mi? Hangi şirket patronu, hangi başkan bunu yapar? Bir de o kadar uyanıklar ki, açık açıkta yazmıyorlar, upuzun bir yazının içinde sadece bir satırlık cümle içine yazmışlar. Buna izin vermek ihanet olurdu.” (Hürriyet, 20 Eylül 2014)
Ünal Aysal, bu tepki çeken “gidiş”iyle Galatasaray’ı ekonomik bakımdan düze çıkarmak istiyor.
Yapabilir mi?
Soruyu Fatih Altaylı yanıtlamak istiyor:
“Aysal başkan olduğunda Riva’yı satsan borçlar ödeniyor, geriye de 100 milyon sermaye kalıyordu.
Şimdi Riva ile Florya’yı birlikte satsan borcu kapatmıyor.
Muazzam ufuklu işadamının Galatasaray’ı getirdiği nokta bu.
1 milyar borçla bırakır gider...”
*****
Ünal Aysal, bırakır gider mi, aday olur, seçilir mi, seçilmez mi?
“İddia edildi” denenleri, “duyum” aldığını söyleyenlerin dediklerini bir yana koyarak, Ünal Aysal’ın kendi deyişleri üzerinde durmak, daha doğru, yararlı olur:
“Genel Kurul’da ‘2016’ya kadar ben burada kalmak istiyorum, ama ondan sonrasında istemiyorum. Çünkü artık yaşlandım’ dedim. Ama ‘2016’ya kadar kalırım’ demedim.”
(Tepkiler karşısında zor durumda olunduğunu gösteren sözler... Hayatta “geri vites”i olmadığına göre, demek oluyor ki, 2016’ya kadar, belki de daha önce, amaca ulaşınca, başkanlıkta kalmayacak/tı. “Yaşlanmak”, başkanlıkta ya da kulüp yöneticiliğinde “yaşlanmak” değil. Çünkü başkanlığa, 14.05.2011‘de rekor bir oyla gelmişti.)
“... bir kere daha şapkamızı önümüze koyarız (...) yönetim kurulu toplantımızda. Ya fikir değiştiririz ya da genel kurulu davet ederiz, ama sizleri de yormak isteyeceğimizi zannetmiyorum.”
(Daha sonra “Benim geri vitesim hayatta olmadı. Bundan sonra da olmaz.” dendiğine göre, “fikir değiştirme”yi “genel kurula davet etme” olarak anlamak gerekir. “... ama sizleri de yormak isteyeceğimizi zannetmiyorum.” demek, sonrasında genel kurul kararı alındığı için, itiraz edenlere, “Zahmet edip genel kurula gelmeyin, yorulmayın, nasıl olsa ‘yetki istekler”im karşılanacak anlamına da gelebilir.)
Söylenenler için “çelişkiler yumağı” denebilir.
Bilinir ki, “yumak” da, “düğüm” de genel kurullarda çözülür.
*****
Ünal Aysal’ın gelişine zamanlama açısından bakınca, “soru çengeli”ne sorular takılıyor:
Ünal Aysal’ı ayakta tutan, bugünlere taşıyan 3 Temmuzdur, demek gerekir mi?
Ünal Aysal’ı yerinden edecek olan 3 Temmuz’un girdiği “yeni süreç” mi olacak acaba?
“Bunlar ne biçim sorular?” diyen/ler olabilir. Kimilerinin, gönlünce söylediklerini, “duyum"larını gerçekmiş gibi sunduğu bir ortamda, "fikir jimnastiği”ne hazırlık denecek sorular sormak da olağan sayılmalı. Ayrıca, Ünal Aysal’ın “dış”a dönük söylemlerindeki “sertlik” üzerinde düşünmek gerekir.
Niye?
“İç”ten gelen eleştirileri etkisiz kılmak, yörünge değiştirmesini sağlamak için Aziz Yıldırım’a, dolayısıyla Fenerbahçe’ye yüklenmeyi iş edinmek...
Zaman zaman, önemli kararlar öncesi söylenen, “parlak”, “özdeyiş” nitelikli cümlelerle “sorun”ları ertelemek...
En önemlisi, 3 Temmuz’un neresinde olduğunu göstermek...
*****
“Benim geri vitesim, hayatta olmadı. Bundan sonra da olmaz."
Ya “vites”i kullanma görevi/ yetkisi elden alınırsa?..
Tutun ki, alınmadı. Galatasaray’ı ekonomik yönden düze çıkarmak için, “varlıklar”ını satmak doğru mu?
Son söz:
Elindekini satarak güçlü olunmaz, satılanla ödenirse ancak borçlar ödenir; oysa güçlenmek, varlığa varlık katmakla olur.
http://www.facebook.com/turgutcelik