- Kategori
- Siyaset
Ünlü türkülerle “vekillere” mektup!?
Değerli okuyucularım; şimdiye kadar tüm dertli vatandaşların, çiftçinin, esnafın, emeklinin istek ve beklentilerini sayfalarımızdan çarşaf çarşaf yayımladık. Sesimizi iktidarıyla, muhalefetiyle, tüm partilerin sayın Milletvekillerine duyurmaya çalıştık, ama nafile!.. Ya biz anlatamadık, ya onlar anlayamadılar? Halbuki biz basın mensupları, bu halkımızın feryatlarını hep “Türkçe” olarak; haber, yorum, fotoğraf, fıkra ve karikatürlerle kendilerine iletmiştik.
Buğdayın kilosu iki yıl öncesi fiyatlarla 54 Kuruşa, domatesi dört yıl önceki fiyatla 15 Kuruşa, yumurta 6 yıl önceki fiyatla 20 Kuruşa, kayısı dokuz yıl önceki fiyattan 17 Kuruşa kadar düştü!.. Üreticiden “13,5 TL”den aldıkları dana etini, tüketiciye “28,5 TL”ye satıyorlar! Hani sayın Milletvekillerimiz neredeler!?
Yemin olsun, bir gün bile yabancı dilde meramımızı anlatmadık, ortak konuşma ve yazı diliyle dertlerimizi iletmeye çalıştık, ama yine anlamadılar…
Bugün bir de ünlü türkülerin sözleriyle meramımızı anlatalım bakalım, tutturabilecek miyiz? İlk türkümüz “Mihriban”:
“Partimin adayına oylarımızı/ Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban/ Ayrılıktan zor zannetme ölümü/ Seçmeyince bilinmiyor Mihriban…/ ‘Partim’ deyince oyum sandığa düşüyor/ Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor/ Her seçim sonrası cüzdan zayıflıyor/ Bu aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban…/ Tabiplerde ilâç yoktur yarama/ Bu seçimde sakın beni arama/ Her sevginin bir bitimi var ama/ Parti aşkına hudut çizilmiyor Mihriban!..”
İkinci Türkümüz; “Yârim İstanbul’u Mesken mi Tuttun?”:
“Vekilim, Ankara’yı mesken mi tuttun/ Gördün saltanatı, bizi unuttun/ Bölgene gelmeye yemin mi ettin?/ Gayrı dayanacak özüm kalmadı/ Size yazacak sözüm kalmadı, aman!../ Vekilim, seni seçeli yıllar oldu/ Verdiğin sözlerin miyâdı doldu/ Gurbete gidenler de emekli oldu/ Gayrı dayanacak gücüm kalmadı/ İcraya verecek malım kalmadı, aman!../ Vekilim giyer ipekten gömlek/ Viski içer, mezesi servet/ Bize kalansa, yaşarken ölmek…/ Gayrı dayanacak halim kalmadı/ Sizlere verecek OYUM kalmadı, aman…”
Üçüncü türkümüz “Beyaz Giyme Söz Olur”:
“Sağ’a gitme söz olur/ Sol’a gitme mız olur/ Gel beraber kaçalım/ Liboşlar iktidar olur…/ (Nakarat: Salına da salına da gel/ Kubilay Uygun gibi gel/ Hadi yavrum tüm partileri/ Dön – dolaş, yine bize gel…) / Papyon giyme tanırlar/ Seni adam sanırlar/ Zati sepette pamuk yok/ Seni bizden alırlar… (Nakarat)/ Alçak ceviz dalları/ Tez topla bavulları/ Bir daha aday olma/ Nah alırsın oyları!.. (Nakarat…)”
Dördüncü türkümüz “Çanakkale İçinde Vurdular Beni”:
“Çanakkale içinde vurdular beni/ 12 Haziran’da oyumu aldılar benim/ ‘Taban fiyatı TAVAN olacak’ dediler/ Ölmeden mezara koydular beni/ Ooofff, gençliğim eyvah!../ Çanakkale içinde Aynalı Çarşı/ Her iktidar çiftçiye karşı/ Emanet oylarımızı geri verin/ Seçimde görürsün arzı, arşı/ Ooofff, pişmanım eyvah!../ Çanakkale içinde bir dolu testi/ Bütün seçmenler ümidi kesti/ ‘Tepeleme dolacak’ dediğin testi/ İcraya, tasıyla beraber gitti/ Ooofff, emeklerime eyvah!..”
Son türkümüz de “Şu Dalma’dan Geçtin mi?”:
“Şu Dalma’dan geçtin mi/ Soğuk da sular içtin mi/ Oy verdiğin Vekiline/ Hakkını helâl ettin mi?/ (Nakarat: Hey gidinin efesi, efesi/ Ensemizde zamların nefesi…) / Şu Dalma’nın tepesi/ Tepeden süzer herkesi/ Seçtiğin Vekil nerede/ 4 yıl sürer gelmesi… (Nakarat...) / Şu Dalma’nın çeşmesi/ Sizinki, Vekil seçmesi/ Arayıp sormasa da/ Çıldırtır oy istemesi/ (Nakarat)…”
Nasıl beğendiniz mi türkülü mektubu? Hiç olmazsa bu sefer sayın Vekillerimize sesimizi duyurabildik mi acaba, ne dersiniz?
Sakin KOŞAR…